Türkiye'nin En Büyük Oyuncu Forumuna Hoş Geldiniz!

Sitemize kayıt olarak, diğer oyuncular ile tanışabilir, mesajlaşabilirsiniz, ayrıca bir şeyler paylaşarak veya sorarak Türkiye'nin en büyük oyuncu topluluğunun bir parçası olabilirsiniz!

Şimdi Katılın!

WheeZeTR

Live together, die alone.
Mesajlar
135
Puanları
1,690
142441


Death Stranding İnceleme
Uzun zaman aradan sonra geçtiğimiz ay Hideo Kojima'nın yeni eseri olan Death Stranding güzel bir tanıtımla karşımıza çıktı. Hideo Kojima, uzun zaman boyunca MGS serisi için uğraşıyordu ve sonunda yeni bir seriye adım attı. Hideo Kojima her ne kadar önemli işlere adım atmış olsa bile bu kariyerinin büyük bir bölümü MGS serisinde geçti. Artık yeni işlere adım atma vakti gelmişti ve bunu yaptı. Death Stranding aldı müthiş oyunu karşımıza çıkardı, bu oyun nasıl olmuş beraber inceleyelim.
-
Death Stranding, kıyamet sonrası benzeri bir yerde geçiyor. Bu oyunda Big Bang olayı ile yaşanan büyük bir yıkım sonrasında hayatta kalmaya çalışan insan topluluklarının hayatına tanık oluyoruz. Big Bang yıkımı o kadar büyük olmuş ki, Dünya neredeyse tamamen değişmiş ve çok farklı. Yaşanan bu garip doğa olayı bazı tehlikeleri ve doğa üstü olayları da yanında getirmiş. Bu doğa üstü olayların en başında ise Ölüm Kıyısı yani Death Stranding geliyor. Bu olayı, diğer tarafı geçmek için kullanılan bir köprü olarak tanımlayabiliriz. Her insanın bir Ölüm Kıyısı, köprüsü oluyor. Fakat pişmanlık, korku, kırgınlık gibi duygular insana ağır basarsa bu tarafa bağlı kalmak için büyük bir arzu oluşuyor. Death Stranding(Ölüm Kıyısı) yanında Kiral varlıkları, öteki tarafı getiriyor ve bağ bebeklerinin önemi işte bu kısımda ortaya çıkıyor.

Kiral
varlıkları, diğer taraf ile bağlantısı olan ve oyunun belli kısımlarında karşımıza çıkan varlıklar olarak tanımlayabiliriz. Oyunun dünyasında biri öldüğü zaman eğer vücudu zamanında yakılmazsa, vücudu kiral bir madde salgılıyor ve sonrasında o da bir Kiral varlığa dönüşüyor. Oyunun fragmanlarında da görülen bu hayalet benzeri canlılar dünyanın çoğu kısmına dağılmış durumda. Bu canlılar oyun içerisinde gerçekleşen Kiral yağmurları ile ortaya çıkıyor ve bu Kiral varlıklarına yakalandığınız zaman kendinizi büyük bir savaş içinde buluyorsunuz. Bir sıkıntı var ki oyun içerisinde bu savaşlar çok sade, boş kalmış. Atmosfer vs. güzel işliyor fakat savaşta kendinizi bulmak istediğiniz derinliği bulamıyorsunuz. Bu varlıklar bomba ile kolayca öldürülebiliyor, eğer savaşmak istemiyorsanız da savaş alanından uzaklaşınca kendiliğinden kayboluyorlar. Bu varlıklar çok kolay bir şekilde atlatıldığından, bir süre sonra o saklanma hissi gidiyor ve hiç gerilmeden geçip gidiyorsunuz.

Bağ bebekleri ise, bu Kiral varlıklarını hisseden, diğer kısım ile bağlantısı olan araçlar oluyor. Aslında bu bebekler canlı fakat oyun içerisinde insanlar bunları araç olarak görüyor. Annelerinin karınlarından 28 haftalık olduktan sonra çıkarılan bu bebekler aynı şartları sağlayan küvözlerin içerisine konuluyor ve insanlara yardımcı oluyorlar. Bu yüzden karakter giysilerinin üstüne montelenmiş bebekler bulunuyor.


142471


Yani oyuna başladığınız andan itibaren birçok bilmediğiniz terimlerle karşılaşıyorsunuz. Bu da beyninizin biraz yorulmasına sebep oluyor. Oyunda yaşanmış olan bazı büyük olayların, dinamiklerin kaynağı açıklanmıyor ancak oyunu oynadıkça çok iyi anlayabiliyorsunuz bu olayları.

Oyunda, bir şeyleri bir yerden bir yere taşıyan bir elamanı(adı Sam) yönetiyoruz. Sam başına gelmiş olan bazı kötü olaylardan dolayı kendisini diğer insanlardan soyutlamış bir karakter portresi çiziyor. Olaya istese de istemese de fark etmeden dahil oluyor ve bulunduğu noktadan çok daha uzak bir noktaya sürüklenirken görüyoruz Sam'i. Bu karaktere ünlü oyuncu Norman Reedus hayat vermiş.

Oyun kadrosunda Norman Reedus dışında tabii ki birçok ünlü isim de bulunuyor; Mads Mikkelsen, Lindsay Wagner, Tommie Earl jenkins, Margaret Qualley, Troy Baker, Lea Seydoux, ve Guillermo del Toro. Kadrodaki bazı isimler sadece Motion Capture çalışmalarında yer almış, bazıları ise karakterin hem oynanışını hem de seslendirmesini yapmış. Bu kadar iyi bir kadro olunca tabii ki hem oyunculuk olarak hem de diyaloglar olarak müthiş bir iş çıkarılmış oyunda. Norman Reedus beklendiği gibi tam performans sergilemiş.

Bu oyundaki ana amacımız insanları tekrar bir araya getirmek ve beraber tekrardan gelişmek. Bunu yapmak içinde oyun içinde Amerika'yı bir ucundan diğer ucuna kadar yürümek ve oyun alanı içerisinde bulunan istasyonları birbirine bağlamak gerekiyor. Kiral bağ adı verilen bir bağ ile Amerika'yı tekrardan ayaklandırmaya çalışıyoruz. Bu bağ kısımlarında Kojima çok güzel ayarlamış ve ufak ufak güzelce siyasi mesajlar veriyor.

142449


Death Stranding, tamamen açık bir dünyaya ve oynanışa sahip. Oyunun haritası birkaç tane bölüme ayrılmış ama asıl işleyiş 3. bölümde başlıyor. İlk harita çok daha ayrıntısız ve küçük fakat daha sonrasında oyuncuya çok daha geniş ve göze hoş gelen bir harita sunuyor. Kocaman ovalardan kanyonlara, ucu karlı olan dağlardan yer altına kadar her şey bu haritada geliyor. Bu kısımda oyuncuların en sevdiği kısım oyunun grafikleri oluyor. Grafik konusunda Kojima Productions muazzam bir iş çıkarmış. Oyunun genelinde kargo taşıyıp yürüyor olsak bile, bu güzel dünyada gezinmek insana huzur veriyor. Etrafın bu güzelliği, yerleşim noktalarında birazcık sönük kalmış. Oyunun doğası, açık alanları o kadar güzel ki, bir yerleşim noktasına geldiğinizde oraya gitmek istemiyorsunuz.

Oyunun ilerleyişi tamamen kargo taşımacılığı üzerine konumlandırılmış. Bu işleyiş oyunda önceden gitmediğin yerlerde müthiş bir şekilde işliyor. Yani kargo taşıma fikri size çok sıkıcı geliyor olabilir fakat bu işleyişten dolayı bundan hiç şikayetçi olmuyorsunuz. Yeni yerlere gittiğiniz zaman oraya Kiral Ağ bağlıyorsunuz ve yeni mekanları gördükçe devamına gitmek istiyorsunuz. Oyunda gerçekten kargo taşıyorsunuz, sırtınıza yükü yüklüyor ve götürülmesi gereken yere götürüyorsunuz. Tabii bu taşıma olaylarının dinamiği müthiş bir şekilde ayarlanmış. Yükünüzün durumu, onu sırtlamanız ve karakterin dengesi çok iyi bir şekilde düzenlenmiş. İleri ki zamanlarda aldığınız yeni taşıma özellikleri ile bu durum daha da iyi bir konuma getirilmiş. Peşinizden gelen kargo araçları, robotlar bu işinizi azda olsa kolaylaştırıyor.

Yük taşırken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta karakterin dengesi. Bu yüzden aldığınız yükü sırtınıza düzgün bir şekilde yerleştirmeniz çok önemli. Yani diyelim ki karakter 150 kilo taşıyabiliyor fakat siz sırtınıza 160 kilo aldınız, karakteriniz olduğu yere düşüyor ve zorla yürümeye çalışıyor. Ya da diyelim ki 130 kiloluk bir yük aldınız ve yükün ağırlık merkezini iyi yapmadınız, bu durumda ağırlığın olduğu noktaya yamuluyorsunuz ve zıt yöne doğru denge kurmanız gerekiyor. Bu denge işleyişi o kadar güzel ayarlanmış ki 100 kiloyla 110 kilo arasında bile karakterin ilerleyişi farklılaşıyor. Ya da yokuş aşağı, yokuş yukarı çıkarken vs.


142470


Bir sorun var ki oyun ilerledikçe aynı merkezleri aynı şekilde dönüp dolaşıyorsunuz. Oyuna ilk başladığınız zamanlar bütün görevleri zevkle yapmak isterken; bir süre sonra yan görevleri yapma isteğiniz kalmıyor ve yan görevleri bırakıp sadece ana görevleri yapıyorsunuz. Bunun nedeni ise yan görev ile ana görev arasında hiçbir fark olmaması. Ana görevde de, yan görevde de kargo taşımacılığı yapıyorsunuz. Bu durum belli bir zamandan sonra canınızı sıkıyor ve yan görevlerden uzaklaşmanızı sağlıyor.

Bu taşımacılık sırasında kiral yaratıklar ve onlarla yaşanılan savaşlar dışında da bazı engellerle karşılaşıyorsunuz. Örneğin; dik yamaçlar, engebeli tepeler, kargonuzu çalmaya çalışan hırsızlar... Oyun dünyasında farklı faklı kamp alanlarında bulunan ve yolculuk yaparken genellikle gördüğünüz bu kargo hırsızları, oyunun aksiyon kısmına da büyük bir eklemede bulunmuş. Bu hırsızlarla yakın dövüş yapıyorsunuz ya da önceden satın aldığınız çeşitli silahlarla da çatışa biliyorsunuz. Hırsızları katledip kurtulmak biraz basit olmuş ama tam bir baş belası olduklarını da söylemeden geçmek olmaz. Özellikle yükünüz çok fazlaysa bunlar başınızı çok ağrıtabilir. Bu kargo eşkiyalarının olduğu bölgeleri gizlice gitmeniz mümkün fakat sırtınızda o kadar yüklü şeyle çimen içerisinde gizlice gitmeye çalışırsanız tabii ki sizi fark ediyorlar ve kendinizi bir savaşın içinde buluyorsunuz.

Bu savaşlarda yardımınıza hemen silah ve teçhizatlarınız geliyor. Oyunda farklı farklı teçhizat ve silah bulunuyor. Füzeden hafif makineli silahlara kadar, bombalardan bola silahlarına kadar birçok miktarda silah bulunuyor. Bola silahları genelde rakibinizi bayıltmaya yönelik oluyor ve bu silahları kullanmak daha mantıklı. Çünkü, ne kadar çok insan o kadar çok kiral yaratığı demek.

Oyunun en dikkat çeken özelliklerinden biri ise çevrim içi(multiplayer) seçeneğinin olması. Oyunda Social Strand System adlı bir multiplayer seçeneği bulunuyor. Oyuncuları birbiriyle buluşturan bu sistem Souls oyunlarındaki multiplayer sisteminin çok daha gelişmiş hali diyebiliriz. Bu sistemde oyun içerisinde diğer oyuncularla birbirinize işaret bırakabiliyorsunuz. Mesela güzel bir manzaralı bir bölgedeyseniz bununla ilgili bir işaret bırakabiliyorsunuz. Tabii ki sadece bunlarla sınırlı değil, oyunda diğer oyuncularla el ele verip dünyayı birlikte geliştirmeniz mümkün. Silahlarınızın şarjörünü doldurmak için yaptığınız bir istasyondan diğer oyuncularda faydalanabilir. Diyelim ki sığınak, köprü gibi yapılar yaptınız diğer oyuncular bunlardan yararlanıp size beğeni yollayabiliyor.

142473


Grafik konusuna gelirsek bu konu için söylenecek çok söz var. Oyun Decima Engine ile yapılmış. Bu motor önceden de kalitesini kanıtlamıştı. Hideo Kojima ile beraber ise müthiş bir iş çıkarmış. Oyun çevre olarak fazla detaya sahip değil fakat manzaraları ile bunun üstünü örtüyor. Oyunun kocaman çizim mesafesi ve duman efektleri ile süslenen efektler, inanılmaz bir ışıklandırmaya sahip ve çimler tane tane gözüküyor. Karakter modellemeleri ise söylenecek söz yok, muazzam bir karakter modellemesine sahip. Oyunun grafik yanından benim görüşüm ile tek eksiği var o da etrafın biraz boş hissettirmesi.

Bunların hepsinin sonucu olarak Death Stranding kaliteli ve başarılı bir oyun. Klasik oyunlara göre çok daha değişik bir oyun. Oyunun çok farklı dinamikleri ve işleyişi bulunuyor. Bu oyun açık bir dünyada; manzaralı, maceralı geçiyor. Açık dünya oyunlarını sevenler için birebir bir oyun.