- En iyi cevaplar
- 0
BÖLÜM 2
Apra kafasını kaldırıp aynaya baktı. Karşısında buğday tenli, kahverengi saçlı, kahverengi gözlü, burnu çok hafif eğik, birazcık
sakalları çıkmış, 16-17 yaşlarında birini görüyordu. Suyu açtı ve yüzüne 5 kere çarptı. Musluğu yavaşça kapatmaya çalıştı.
Sanki her yer hareket ediyordu. Bu koridor havasındaki lavabodan çıkmaya çalışıyordu. Ancak vücudunu kapıya denk getiremiyordu.
Öğretmen Apra'nın sınıfında dersine girmişti. Yaklaşık 15 dakika sonrasında Apra'nın uzun süredir ortada olmadığını fark etti ve
öğrencilerden birine Apra'nın nerede olduğunu sordu. "Lavaboda" Cevabını alınca gidip onu çağırmasını istedi. Öğrenci lavaboya
geldiğinde şaşırtıcı bir tablo ile karşılaştı. musluk ve platformu kırılmış, Apra'da ortalıkta yoktu. Öğrenci koşa koşa sınıfına gidip
Öğretmenini durumdan haberdar etti. Öğretmenleri, Weafield durumu bizzat görmek için lavaboya göz atmaya gitti. Lavaboyu
gördükten sonra hemen okul müdürünü, müdürde Apra'nın ailesini haberdar etti.
Durumun üzerinden 4 saat geçmiş, okul bitmişti. Okul müdürü, yaklaşık 10 tane polis ve bir kaç meraklı öğrenci fenerleri
ile Apra'yı arıyorlardı. Akşam olmuş, gece karanlığı şehri bir yorgan gibi örtmüştü. Arayıcılar ormana girdi. Yaklaşık yarım saat
geçti. Hala insanlar Apra'yı arıyorlardı. Etrafı ürkütücü bir atmosfer sarmışken sınıfın popülerlerinden biri olan Rosmend Thudens'ın
telefonu çaldı. Rosmend telefonu açtı; "Alo?" Telefondan yanıt gelmedi. Tekrarladı Rosmend; "Alo?" Yine yanıt yoktu. Rosmend
telefonu kapadı. Arkadaşı;
-Kimmiş?
-Kimse. Yani sanırım. Kimse yanıt vermedi.
-Bu ilginç.
Derken Rosmend'in hafif paranoyak ve şişman arkadaşı Clofence;
-Biliyormusunuz, bir kitapta okumuştum. Eğer telefon çalarda yanıt gelmezse sizi arayan şeyler hayaletler olabilirmiş.
-Sen hala o bilim kurgu dergilerini okumaya devam et dostum. Sonunda kafayı yiyeceksin demedi deme.
-Pekala. İnanmayın bakalım ancak göreceksiniz hepinizi avlayacaklar. Ben gidiyorum!
Dedi ve arkasını dönüp hızlı adımlar ile geldikleri yoldan geri döndü. Clofence gözden kaybolduktan sonra bir çığlık sesi geldi.
"Buda neydi? Neler oluyor?" Dedi Rosmend. Clofence'nin 3 arkadaşı: Rosmend, Dag ve Sunmor Clofence'nin gittiği yoldan
onu bulmak için koşmaya başladılar. Bir çığlık sesi daha geldi. Clofence'ye yetiştiler. Ama ilginç bir şey vardı: Sanki Clofence
hiçbir şey olmamış, hiç kimse çığlık atmamış gibi davranıyordu. Clofence;
-Ne oldu korktunuzmu? Dedi gülümseyerek.
-Sen neyden bahsediyorsun? İyi misin diye bakmaya geldik. Demin ki çığlığı duymadın mı?
-Çığlık mı?
Dedi ve durdu. Kısa bir süre düşündükten sonra
-Biri öldürüldü! Dedi.
-Dostum o çığlığı sen attın değil mi?
-Hayır tabi ki ben atmadım.
-Bize yalan söyleme. Bizi korkutmak istedin ve çığlık attın.
Dedikten sonra bir kez daha çığlık sesi geldi.
Clofence;
-İşte size demiştim. Ben atmadım.
Arkadaşları bunu gördükten sonra terleyip titremeye başladılar.
Rosmend;
-Öyleyse buda ne!
-Bilmiyorum.
-Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun?
-Dostum ben tecrübeliyim. O kadar okuduğum ve izlediğim şey nereye gidiyor sanıyorsun?
Kafasını göstererek "İşte buraya." Dedi Clofence.
Rosmend;
-Hemen polislerin yanına gitmeliyiz!
Dag Rosmend'in omzuna iki kez dokundu ve "Arkana bak." Dedi, titrek sesi ile.
Rosmend;
-Burası da neresi?
-Bilmiyorum!
-Biz bu yoldan gelmedik!
-Biliyorum. Yol yok oldu!
Clofence;
-Size demiştim.
-Hayır. Hayır! Bunun bir açıklaması olmalı.
-Artık ben bile korkmaya başladım.
Sunmor;
-Tamam beyler. Artık erkek gibi davranmalıyız! Bunun mantıklı bir açıklaması olmalı. Sadece her şey çok hızlı olduğu için bize
sıradışı geldi.
Dag ve Rosmend Sunmor'a bakarak ona hak verdiler.
Rosmend;
-Peki o zaman geldiğimiz yönden dönmeye çalışalım.
-Tamam.
Clofence;
-Ben de geliyorum.
-Tamam.
4 arkadaş geldikleri yönden dönmeye çalışıyorlardı. Aniden bir çığlık sesi daha geldi. Bu çığlıkla birlikte dördüde çığlık attı ve
hızlıca koşmaya başladılar. Önlerinde ne olduğu önemli değildi sadece koşuyorlardı. hiçbir şeye bakmadan koşuyorlardı.
Aniden çok derin ve geniş bir çukura düştüler. Bu bir tuzak olmalıydı. Rosmend; "Burası da neresi böyle?" Clofence yanıtladı;
"Kadim hayaletlerin tuzağına düştük."
Rosmend;
-Saçmalamayı kes!
-Haklısın üzgünüm. Hayaletler çukur tuzağı kuramazlar. Bunu kesinlikle bir kurt adam yapmış olmalı. Kesin bizi yiyecek!
-Dostum biliyormusun senin psikolojin aşırı derecede sıkıntılı.
-Konuşun bakalım. Sonuçta kurt adam geldiğinde haklı olduğumu bileceksiniz.
Derken çalılıkların sesleri geldi. Biri geliyordu. Her kes yukarı baktı. Dördüde neredeyse korkudan ölecekti titriyorlardı.
Adım sesleri iyice yükseldikten sonra çukurun başında 40'lı yaşlarda, sakalları neredeyse beyazlamış, kahverengi hırkalı,
tırnakları kirlenmiş ve iyice uzamış bir adam belirdi ve kötü bir bakış atıp gülümseyerek;
"Yardım lazım mı?"
Apra kafasını kaldırıp aynaya baktı. Karşısında buğday tenli, kahverengi saçlı, kahverengi gözlü, burnu çok hafif eğik, birazcık
sakalları çıkmış, 16-17 yaşlarında birini görüyordu. Suyu açtı ve yüzüne 5 kere çarptı. Musluğu yavaşça kapatmaya çalıştı.
Sanki her yer hareket ediyordu. Bu koridor havasındaki lavabodan çıkmaya çalışıyordu. Ancak vücudunu kapıya denk getiremiyordu.
Öğretmen Apra'nın sınıfında dersine girmişti. Yaklaşık 15 dakika sonrasında Apra'nın uzun süredir ortada olmadığını fark etti ve
öğrencilerden birine Apra'nın nerede olduğunu sordu. "Lavaboda" Cevabını alınca gidip onu çağırmasını istedi. Öğrenci lavaboya
geldiğinde şaşırtıcı bir tablo ile karşılaştı. musluk ve platformu kırılmış, Apra'da ortalıkta yoktu. Öğrenci koşa koşa sınıfına gidip
Öğretmenini durumdan haberdar etti. Öğretmenleri, Weafield durumu bizzat görmek için lavaboya göz atmaya gitti. Lavaboyu
gördükten sonra hemen okul müdürünü, müdürde Apra'nın ailesini haberdar etti.
Durumun üzerinden 4 saat geçmiş, okul bitmişti. Okul müdürü, yaklaşık 10 tane polis ve bir kaç meraklı öğrenci fenerleri
ile Apra'yı arıyorlardı. Akşam olmuş, gece karanlığı şehri bir yorgan gibi örtmüştü. Arayıcılar ormana girdi. Yaklaşık yarım saat
geçti. Hala insanlar Apra'yı arıyorlardı. Etrafı ürkütücü bir atmosfer sarmışken sınıfın popülerlerinden biri olan Rosmend Thudens'ın
telefonu çaldı. Rosmend telefonu açtı; "Alo?" Telefondan yanıt gelmedi. Tekrarladı Rosmend; "Alo?" Yine yanıt yoktu. Rosmend
telefonu kapadı. Arkadaşı;
-Kimmiş?
-Kimse. Yani sanırım. Kimse yanıt vermedi.
-Bu ilginç.
Derken Rosmend'in hafif paranoyak ve şişman arkadaşı Clofence;
-Biliyormusunuz, bir kitapta okumuştum. Eğer telefon çalarda yanıt gelmezse sizi arayan şeyler hayaletler olabilirmiş.
-Sen hala o bilim kurgu dergilerini okumaya devam et dostum. Sonunda kafayı yiyeceksin demedi deme.
-Pekala. İnanmayın bakalım ancak göreceksiniz hepinizi avlayacaklar. Ben gidiyorum!
Dedi ve arkasını dönüp hızlı adımlar ile geldikleri yoldan geri döndü. Clofence gözden kaybolduktan sonra bir çığlık sesi geldi.
"Buda neydi? Neler oluyor?" Dedi Rosmend. Clofence'nin 3 arkadaşı: Rosmend, Dag ve Sunmor Clofence'nin gittiği yoldan
onu bulmak için koşmaya başladılar. Bir çığlık sesi daha geldi. Clofence'ye yetiştiler. Ama ilginç bir şey vardı: Sanki Clofence
hiçbir şey olmamış, hiç kimse çığlık atmamış gibi davranıyordu. Clofence;
-Ne oldu korktunuzmu? Dedi gülümseyerek.
-Sen neyden bahsediyorsun? İyi misin diye bakmaya geldik. Demin ki çığlığı duymadın mı?
-Çığlık mı?
Dedi ve durdu. Kısa bir süre düşündükten sonra
-Biri öldürüldü! Dedi.
-Dostum o çığlığı sen attın değil mi?
-Hayır tabi ki ben atmadım.
-Bize yalan söyleme. Bizi korkutmak istedin ve çığlık attın.
Dedikten sonra bir kez daha çığlık sesi geldi.
Clofence;
-İşte size demiştim. Ben atmadım.
Arkadaşları bunu gördükten sonra terleyip titremeye başladılar.
Rosmend;
-Öyleyse buda ne!
-Bilmiyorum.
-Nasıl bu kadar rahat olabiliyorsun?
-Dostum ben tecrübeliyim. O kadar okuduğum ve izlediğim şey nereye gidiyor sanıyorsun?
Kafasını göstererek "İşte buraya." Dedi Clofence.
Rosmend;
-Hemen polislerin yanına gitmeliyiz!
Dag Rosmend'in omzuna iki kez dokundu ve "Arkana bak." Dedi, titrek sesi ile.
Rosmend;
-Burası da neresi?
-Bilmiyorum!
-Biz bu yoldan gelmedik!
-Biliyorum. Yol yok oldu!
Clofence;
-Size demiştim.
-Hayır. Hayır! Bunun bir açıklaması olmalı.
-Artık ben bile korkmaya başladım.
Sunmor;
-Tamam beyler. Artık erkek gibi davranmalıyız! Bunun mantıklı bir açıklaması olmalı. Sadece her şey çok hızlı olduğu için bize
sıradışı geldi.
Dag ve Rosmend Sunmor'a bakarak ona hak verdiler.
Rosmend;
-Peki o zaman geldiğimiz yönden dönmeye çalışalım.
-Tamam.
Clofence;
-Ben de geliyorum.
-Tamam.
4 arkadaş geldikleri yönden dönmeye çalışıyorlardı. Aniden bir çığlık sesi daha geldi. Bu çığlıkla birlikte dördüde çığlık attı ve
hızlıca koşmaya başladılar. Önlerinde ne olduğu önemli değildi sadece koşuyorlardı. hiçbir şeye bakmadan koşuyorlardı.
Aniden çok derin ve geniş bir çukura düştüler. Bu bir tuzak olmalıydı. Rosmend; "Burası da neresi böyle?" Clofence yanıtladı;
"Kadim hayaletlerin tuzağına düştük."
Rosmend;
-Saçmalamayı kes!
-Haklısın üzgünüm. Hayaletler çukur tuzağı kuramazlar. Bunu kesinlikle bir kurt adam yapmış olmalı. Kesin bizi yiyecek!
-Dostum biliyormusun senin psikolojin aşırı derecede sıkıntılı.
-Konuşun bakalım. Sonuçta kurt adam geldiğinde haklı olduğumu bileceksiniz.
Derken çalılıkların sesleri geldi. Biri geliyordu. Her kes yukarı baktı. Dördüde neredeyse korkudan ölecekti titriyorlardı.
Adım sesleri iyice yükseldikten sonra çukurun başında 40'lı yaşlarda, sakalları neredeyse beyazlamış, kahverengi hırkalı,
tırnakları kirlenmiş ve iyice uzamış bir adam belirdi ve kötü bir bakış atıp gülümseyerek;
"Yardım lazım mı?"