Şizofreni başlıyor koş...psikolog bayağı para tutuyor. yoksa giderim de. o parayla et yemek varken gidip de psikoloğun bile (afedersin ama...) k*çıyla güleceği ama belki de çözemeyeceği bir sebepten dolayı para yedirmek hakikaten koyar insana.
Şizofreni başlıyor koş...psikolog bayağı para tutuyor. yoksa giderim de. o parayla et yemek varken gidip de psikoloğun bile (afedersin ama...) k*çıyla güleceği ama belki de çözemeyeceği bir sebepten dolayı para yedirmek hakikaten koyar insana.
Bronylikle alakkası yok. Benim de brony bir arkadaşım var ve dediğine göre hiç öyle şey değilmiş.[DOUBLEPOST=1421352710,1421352677][/DOUBLEPOST]
Sen gitmemiş miydin?
Şizofreni başlıyor koş...
sorun bronylik değil işte. yalnız ben de s***şme düşünen birisi değilim. Sadece onlara özenen ama başarısız olan birisiyim ben. Çünkü ben zamanında "NOBODY NEEDS FRIENDS" mottosunda düşündüğüm için yalnız kaldım. Yalnızlığımı da bununla gidermeye çalışıyorum. Ama hala başarısızım. (Masayı yumrukladı)[DOUBLEPOST=1421352958][/DOUBLEPOST]
Doktor Jekyll ve Hyde gibi miOnu okumuştum. Birisi Celtic'li, öbürü de G.Rangers'liydi hatta. Ve Hyde hep içen birisiydi. Sonunda da Hyde onu ele geçiriyordu. İşte şizofreninin özeti de bu kitaptaydı.
Tarih: 13 Ocak 2015
Saat: Akşam 9 sıraları
Salonda MLP seyretmek için televizyonu açacaktım. Tuvaletten (evin diğer köşesinde) çıkıp salona doğru gittim. Birden dış kapının hizasında yürürken salondaki aynalı vitrinde (o açıdan tam karşıda duruyor) SONİC.EXE'yi gördüm. Kıpkırmızı gözleriyle bana bakıyordu. Sonra bir tur atıp geri döndüğümde... Gitmişti. MLP baktıktan sonra yine tuvalete gidip elimi yüzümü yıkadım. Banyoda da Sonic.exe'yi gördüm. Sonra başka filmler aramak için salona döndüğümde... SONİC.EXE yine oradaydı. Ama bu sefer yansıması yoktu, direk karşımdaydı. Onun omzuna dokundum hatta. Ve sonra Gareth Bale gibi depar attım. Elim kanlanmıştı ve elimi yıkadım. Bu sefer annemin odasına gittim. Annem de mutfakta tencereyi dolaba koyuyordu. Bilgisayarım annemin odasındaydı. Bilgisayarımı açtığımda...
Masaüstümde gördüğüm manzara ile şok oldum. Prenses Luna resmim gitmişti. Ayrıca tüm Prenses Luna resimlerim Sonic.exe ile değiştirilmişti. Minecraft'ı açınca da... Luis Suarez skinim de Sonic.exe olmuştu. Sonic.exe de laptopumun diğer tarafından bana bakıyordu. Bilgisayara yumruk atmayı deneyince, bilgisayara dokunamadım. İnternet gitti, dondu ve kapandı. Yeniden açtığımda ise Sonic.exe gitmişti. Prenses Luna resimlerim ve Luis Suarez skinim geri dönmüştü. Salonda ve banyoda da Sonic.exe yoktu. Ama bir not buldum. Cama yazılmıştı. Şöyleydi:
Kaçamazsın... Senin için geri döneceğim... Ve o zaman... O hayranı olduğun Luis Suarez bile seni koruyamayacak... Suarez ve Luna ile ilgili her şeyi sileceğim. Seni de!!!
İçimden güldüm. Arkamı döndüğümde yine oradaydı. Bu sefer Suarez gibi ısırmayı denedim, ısıramadım. Çünkü o hologramdı. Gerçek değildi...
İşte masaüstümdeki Prenses Luna resimlerimden birisi:
![]()
Ve bu masum resmin, ben hiçbir şey yapmadan dönüştüğü resim:
![]()
Luis Suarez skinimi de girmeyeyim, zaten "Minecraft Suarez Barcelona skin" diye girince ilk çıkanı benimkisi. Ve o da Sonic.exe skinine dönüşmüştü.
İşte budur ya ne kafanı yorucaksın aştır bonidir monidir dimiMillet şizofren style takılıyor ben hala aşka küfür ediyorum -,-
Bazı kendini bilmez kişiler için buradayım. Onları bu forumdan def edene kadar bu forumda kalacağım.Bronylikle alakkası yok. Benim de brony bir arkadaşım var ve dediğine göre hiç öyle şey değilmiş.[DOUBLEPOST=1421352710,1421352677][/DOUBLEPOST]
Sen gitmemiş miydin?
Senin Yaşadığın olayın sadece belirli bir kısmına açıklık getirebilceğim onun dışında yorumlayabileceğim bir şey yok (sanki prof.doçent daktır.ım)Karabasan gördüm' repliğini duymussunuzdur mutlaka.Gece beynin uyanma olayı. şöyle ki : Gece uyurken Beyin birden uyanır Ama kas ve sinirler hala uyku durumundadır. o sırada ne konuşabilir,nede hareket edebilirsiniz.(ki sen ikisinide yapmışşsın suyu içme konuşma fln.)Bir yandan beyin senaryolar çizmeye başlar.gördüğünüz şeylerde beyninizin size bir oyunudur yani2 Yıl önce bir gece hafif nezleydim ve yatmıştım yatağıma uyumuştum.Çalışma masamla aram da 1 - 2 metre var masanın üzerin de de Nat geo dergisi vardı ve bir pakette peçete vardı.Yatağın yanında da çekyat vardı.Gece burnum tıkanmıştı ve boğazım acıyordu uyandım hemen yanı başımda cılız beyaz gömlekli esmer siyah saçlı birisi bacak bacağa atmış dergiyi okuyordu.Ben de uykuluyum ''Peçeteyi verir misin?'' dedim ''Tamam'' dedi kalktı masadan paketi aldı bana verdi ben de burnumu sümkürdüm rahatladım sonra ''Başka bir isteğin var mı?'' diye sordu bende su istedim kalktı gitti mutfağa bir bardak su getirdi verdi içtim sonra bardağı mutfağa götürdü.Geri geldi hiç istifini bozmadan başımın dibine yine oturdu bacak bacağa attı ve eline dergiyi alıp okumaya devam etti.Ben de ''Nasıl sevdin mi dergiyi? İlgini çeken yerler varmı?'' diye sordum O da bana ''Evet sevdim bayağı ilginç bilgiler yazıyor güzel yararlı bir dergi.'' dedi böyle muhabbet ettik dergi hakkında sonra ben ''Yatıyorum'' dedim O da ''Tamam iyi uykular.'' dedi arkamı dönüp yattım.Sabah yataktan fırlayarak kalktım ve sesli bir şekilde ''O da kimdi lan!? Kesin rüyaydı yine'' dedim kafamı çalışma masasına çevirdim paket masada dergi masada yok hemen çekyata baktım dergi orada duruyordu ve koltukta birisinin oturduğuna dair iz vardı hızlıca mutfağa koştum bardak dolaptan çıkmış ve öylece duruyordu.Çok pis şaşırdım ve ''O kimdi lan!?'' diye tekrarlayıp duruyordum.Sonra kesin babamdır dedim gittim uyuyorlardı sordum babama sen gece yanımda oturdun mu diye hayır dedi ikisine hiç su içtiniz mi? Diye sordum hayır içmedik dediler sonrada ne oldu diye sordular bende yok bir şey diyerek geçiştirdim.
Gelelim O şeyin görünümüne kendisi beyaz bir gömlek giriyordu ve gömlek parlıyordu saçları siyah renkliydi kabarık ve düzdü.Yüzü esmerdi öyle esmerdi ki yüzünü kolay kolay seçemiyordum sanki yüzünde gölge var gibiydi.Altın da krem rengi keten pantolon vardı.Ayaklarında da siyah kundura vardı ve gayet temiz parlaktı.Sesi biraz kalındı ve kısık sesle konuşuyordu.Vücudu uzun ve cılızdı öyleydi ki görseniz koca kafa derdiniz kafası çok iri duruyordu cılızlığından.Ama O kadar da cılız değildi.Sanırsınız bir Anime karakteri (Bunu dedim diye kesin hayal gördün demeyin sadece benzetme yaptım.)Ayağa kalktığında boyu tavana ulaşacak kadar uzun görünüyordu 2 metre kadardı ama oturduğunda ise küçük görünüyordu.Sanki boyu 1.60'a kadar küçülüyordu.
Benim asıl komiğime giden şey bu şeyle sanki 5 yıllık yakın arkadaşım gibi samimi olmam.Adamla öyle rahat muhabbet ettim ki sanki evde yaşayan bir aile üyesi.Anlam veremedim araştırmadım da bu konuyu görünce aklıma geldi ben de anlatayım dedim ayrıca zerre kadar ne korktum ne de tırstım.Sakinlik en üst derece.
Evet beyler ben Türkiyenin en büyük yeteneğiyim!Senin Yaşadığın olayın sadece belirli bir kısmına açıklık getirebilceğim onun dışında yorumlayabileceğim bir şey yok (sanki prof.d**ent daktır.ım)Karabasan gördüm' repliğini duymussunuzdur mutlaka.Gece beynin uyanma olayı. şöyle ki : Gece uyurken Beyin birden uyanır Ama kas ve sinirler hala uyku durumundadır. o sırada ne konuşabilir,nede hareket edebilirsiniz.(ki sen ikisinide yapmışşsın suyu içme konuşma fln.)Bir yandan beyin senaryolar çizmeye başlar.gördüğünüz şeylerde beyninizin size bir oyunudur yaniSeninkini baya garipmiş atmasyon içeriyor gibi durmuyor(mi acaba). Neyse güzeldi teşekkürler
![]()
Bak bunu al bir Anime'nin ilk bölümüne koy.2. bölümde de okulun seksi kız okul temsilcisi katanayla garip garip yaratıkları okulun içinde kessin sen de onunla karşılaş bir aşk yaşayın sonunda da kız garip yaratıklar tarafından öldürülsün.Aslında bu yaratık öldürme işini bir grup ile birlikte yapsalar da olabilir. nasıl ama? B)Toplanın bari:
Dün yurtta arkadaşlarla birlikte kalacaktım. Okul çantamı ve valizimi hazırlamış, çıkarken yanıma almıştım. Her zamanki gibi geçen bir okul günüydü. Çıkış zili çaldı ve alt katların birinden bir şey almam gerektiği için montumu ve çantamı sınıfta bırakıp aceleyle aşağı indim. Alacağımı aldıktan sonra tekrar yukarı çıktım. Havanın soğukluğu her şekilde hissediliyordu. Montumu giydim ve sırt çantamı alarak yurda doğru yola koyuldum.
Odama yerleştikten sonra üstümü değiştirmeye niyetlendiğimde valizimi almadığımı fark ettim. Okula dönmem gerekecekti. Akşam yemeğinden sonra alırım diyerek üstümü değiştirmeden etüte başladım.
Akşam yemeği çıkışında oyun salonuna gittik. Gayet güzel bir oyun oynadıktan sonra biraz geç kaldığımı fark ettim ve olabildiğince hızlı bir şekilde koşmaya başladım. Yol üstünde okula da uğrayıp valizimi alacaktım. Nefes nefese okula varırken akşamın dondurucu soğuğu insanın açıkta kalan yerlerini kavurur hale gelmişti. Terlediğimi hissetmiştim. Okula vardığımda kapı kapalıydı. Orta binanın kapısını açmayı denedim ama o da olmadı, kilitliydi. Bir süre düşündükten sonra okulun arka kapısının açık olabileceğini düşündüm ve oraya gittim. Kapı açıktı, yavaşça açıp karanlığa doğru adeta süzüldüm.
Merdivenleri çıkarken binanın soğukluğu dikkatimi çekmişti. Bir binanın içinin bu kadar soğuk ve ürpertici olması insanın hayretini artırıyordu. Bu düşünceler içindeyken merdivenlerden çıktım ve üst kata çıkan dönemeçe girecekken önümden kuyruk-ayak bozması bir karaltının geçtiğini gördüm. Biraz abarttığımı düşündüm ve böyle bir şeyin olmayacağını düşünerek güldüm. Katların merdivenlerini çıkarken içimdeki ürperti beynimi yırtacak hale geliyordu. Sınıfımın olduğu kata geldiğimdeyse artık merdiven çıkmam gerekmiyordu. Önümde ıssız bir koridor vardı. Okul zamanı daha önce hiç bu kadar ıssız gelmemişti. Sanki yaşanan bir facianın tanığı gibi duruyordu. Telefonumu çıkardım ve parlaklığını sonuna kadar artırarak önümü aydınlatmaya çalıştım.
Önceleri uzunluğunu umursamadığım koridor bitmeyecek gibi geliyor, adeta uzuyor; içine çekiyordu. İçimdeki ürperti adımlarımla beraber kabarıyordu. İzlendiğimi hissetmeye başladım. Camlardan dışarıya bakıldığında en ufak bir ışık kaynağının görünmediği bu yerde ne arıyordum ben? Keşke valizimi baştan almış olsaydım da bunlara hiç gerek kalmasaydı diye geçirdim içimden ve bunları dememle arkamı dönmem bir oldu. Korkunun beni sindirmeye başladığını anlamıştım ve bir refleks olarak arkamı dönmüştüm. Karanlığa kısa bir süre baktıktan sonra yoluma devam ettim.
Koridor sonunda bitmişti. Sınıfa vardığımda kısa süreli de olsa bir rahatlık yaşıyordum. Lambayı açtım. Işık, ışık ne büyük bir nimetmiş. Valizimi aldım ve ürpermiş bedenimi oradan çıkardım. Aynı koridor yine başlıyordu. Aklımda hala o gördüğüm kuyruk karaltısı vardı. Bu düşüncelerle tekrar aşağı indim. Hızlı hızlı ilerleyerek koridoru bitirdiğimde terden saçlarım bozulmuş, nefes alış verişlerim sıklaşmıştı. Son olarak merdivenleri inecektim. Aynı düşüncelere kapılmış bir halde merdivenleri indim. Çıkışa geldiğimde içimdeki korku azalmış, yerini değişik duygulara bırakmıştı. Kapıyı açıp çıkacakken birinin beni sırtımdan pençeleriyle yakalayarak içeri çekeceğini zannettim. Öyle ki kapıya bakmadan doğrudan okul kampüsünden çıkmış ve yurt yoluna koyulmuştum.
2 Yıl önce bir gece hafif nezleydim ve yatmıştım yatağıma uyumuştum.Çalışma masamla aram da 1 - 2 metre var masanın üzerin de de Nat geo dergisi vardı ve bir pakette peçete vardı.Yatağın yanında da çekyat vardı.Gece burnum tıkanmıştı ve boğazım acıyordu uyandım hemen yanı başımda cılız beyaz gömlekli esmer siyah saçlı birisi bacak bacağa atmış dergiyi okuyordu.Ben de uykuluyum ''Peçeteyi verir misin?'' dedim ''Tamam'' dedi kalktı masadan paketi aldı bana verdi ben de burnumu sümkürdüm rahatladım sonra ''Başka bir isteğin var mı?'' diye sordu bende su istedim kalktı gitti mutfağa bir bardak su getirdi verdi içtim sonra bardağı mutfağa götürdü.Geri geldi hiç istifini bozmadan başımın dibine yine oturdu bacak bacağa attı ve eline dergiyi alıp okumaya devam etti.Ben de ''Nasıl sevdin mi dergiyi? İlgini çeken yerler varmı?'' diye sordum O da bana ''Evet sevdim bayağı ilginç bilgiler yazıyor güzel yararlı bir dergi.'' dedi böyle muhabbet ettik dergi hakkında sonra ben ''Yatıyorum'' dedim O da ''Tamam iyi uykular.'' dedi arkamı dönüp yattım.Sabah yataktan fırlayarak kalktım ve sesli bir şekilde ''O da kimdi lan!? Kesin rüyaydı yine'' dedim kafamı çalışma masasına çevirdim paket masada dergi masada yok hemen çekyata baktım dergi orada duruyordu ve koltukta birisinin oturduğuna dair iz vardı hızlıca mutfağa koştum bardak dolaptan çıkmış ve öylece duruyordu.Çok pis şaşırdım ve ''O kimdi lan!?'' diye tekrarlayıp duruyordum.Sonra kesin babamdır dedim gittim uyuyorlardı sordum babama sen gece yanımda oturdun mu diye hayır dedi ikisine hiç su içtiniz mi? Diye sordum hayır içmedik dediler sonrada ne oldu diye sordular bende yok bir şey diyerek geçiştirdim.
Gelelim O şeyin görünümüne kendisi beyaz bir gömlek giriyordu ve gömlek parlıyordu saçları siyah renkliydi kabarık ve düzdü.Yüzü esmerdi öyle esmerdi ki yüzünü kolay kolay seçemiyordum sanki yüzünde gölge var gibiydi.Altın da krem rengi keten pantolon vardı.Ayaklarında da siyah kundura vardı ve gayet temiz parlaktı.Sesi biraz kalındı ve kısık sesle konuşuyordu.Vücudu uzun ve cılızdı öyleydi ki görseniz koca kafa derdiniz kafası çok iri duruyordu cılızlığından.Ama O kadar da cılız değildi.Sanırsınız bir Anime karakteri (Bunu dedim diye kesin hayal gördün demeyin sadece benzetme yaptım.)Ayağa kalktığında boyu tavana ulaşacak kadar uzun görünüyordu 2 metre kadardı ama oturduğunda ise küçük görünüyordu.Sanki boyu 1.60'a kadar küçülüyordu.
Benim asıl komiğime giden şey bu şeyle sanki 5 yıllık yakın arkadaşım gibi samimi olmam.Adamla öyle rahat muhabbet ettim ki sanki evde yaşayan bir aile üyesi.Anlam veremedim araştırmadım da bu konuyu görünce aklıma geldi ben de anlatayım dedim ayrıca zerre kadar ne korktum ne de tırstım.Sakinlik en üst derece.
İşte böyle hikayeler bekliyorum dsotumToplanın bari:
Dün yurtta arkadaşlarla birlikte kalacaktım. Okul çantamı ve valizimi hazırlamış, çıkarken yanıma almıştım. Her zamanki gibi geçen bir okul günüydü. Çıkış zili çaldı ve alt katların birinden bir şey almam gerektiği için montumu ve çantamı sınıfta bırakıp aceleyle aşağı indim. Alacağımı aldıktan sonra tekrar yukarı çıktım. Havanın soğukluğu her şekilde hissediliyordu. Montumu giydim ve sırt çantamı alarak yurda doğru yola koyuldum.
Odama yerleştikten sonra üstümü değiştirmeye niyetlendiğimde valizimi almadığımı fark ettim. Okula dönmem gerekecekti. Akşam yemeğinden sonra alırım diyerek üstümü değiştirmeden etüte başladım.
Akşam yemeği çıkışında oyun salonuna gittik. Gayet güzel bir oyun oynadıktan sonra biraz geç kaldığımı fark ettim ve olabildiğince hızlı bir şekilde koşmaya başladım. Yol üstünde okula da uğrayıp valizimi alacaktım. Nefes nefese okula varırken akşamın dondurucu soğuğu insanın açıkta kalan yerlerini kavurur hale gelmişti. Terlediğimi hissetmiştim. Okula vardığımda kapı kapalıydı. Orta binanın kapısını açmayı denedim ama o da olmadı, kilitliydi. Bir süre düşündükten sonra okulun arka kapısının açık olabileceğini düşündüm ve oraya gittim. Kapı açıktı, yavaşça açıp karanlığa doğru adeta süzüldüm.
Merdivenleri çıkarken binanın soğukluğu dikkatimi çekmişti. Bir binanın içinin bu kadar soğuk ve ürpertici olması insanın hayretini artırıyordu. Bu düşünceler içindeyken merdivenlerden çıktım ve üst kata çıkan dönemeçe girecekken önümden kuyruk-ayak bozması bir karaltının geçtiğini gördüm. Biraz abarttığımı düşündüm ve böyle bir şeyin olmayacağını düşünerek güldüm. Katların merdivenlerini çıkarken içimdeki ürperti beynimi yırtacak hale geliyordu. Sınıfımın olduğu kata geldiğimdeyse artık merdiven çıkmam gerekmiyordu. Önümde ıssız bir koridor vardı. Okul zamanı daha önce hiç bu kadar ıssız gelmemişti. Sanki yaşanan bir facianın tanığı gibi duruyordu. Telefonumu çıkardım ve parlaklığını sonuna kadar artırarak önümü aydınlatmaya çalıştım.
Önceleri uzunluğunu umursamadığım koridor bitmeyecek gibi geliyor, adeta uzuyor; içine çekiyordu. İçimdeki ürperti adımlarımla beraber kabarıyordu. İzlendiğimi hissetmeye başladım. Camlardan dışarıya bakıldığında en ufak bir ışık kaynağının görünmediği bu yerde ne arıyordum ben? Keşke valizimi baştan almış olsaydım da bunlara hiç gerek kalmasaydı diye geçirdim içimden ve bunları dememle arkamı dönmem bir oldu. Korkunun beni sindirmeye başladığını anlamıştım ve bir refleks olarak arkamı dönmüştüm. Karanlığa kısa bir süre baktıktan sonra yoluma devam ettim.
Koridor sonunda bitmişti. Sınıfa vardığımda kısa süreli de olsa bir rahatlık yaşıyordum. Lambayı açtım. Işık, ışık ne büyük bir nimetmiş. Valizimi aldım ve ürpermiş bedenimi oradan çıkardım. Aynı koridor yine başlıyordu. Aklımda hala o gördüğüm kuyruk karaltısı vardı. Bu düşüncelerle tekrar aşağı indim. Hızlı hızlı ilerleyerek koridoru bitirdiğimde terden saçlarım bozulmuş, nefes alış verişlerim sıklaşmıştı. Son olarak merdivenleri inecektim. Aynı düşüncelere kapılmış bir halde merdivenleri indim. Çıkışa geldiğimde içimdeki korku azalmış, yerini değişik duygulara bırakmıştı. Kapıyı açıp çıkacakken birinin beni sırtımdan pençeleriyle yakalayarak içeri çekeceğini zannettim. Öyle ki kapıya bakmadan doğrudan okul kampüsünden çıkmış ve yurt yoluna koyulmuştum.
Kedidir kedi* demediğiniz için teşekkür ederiz...Kesin hırsızdır![]()
Temsili ben;Geçen başımdan bir paranormal geçti, hala kanıyor![]()