O bana da çok oluyordu eskiden. Ne yaparsam yapayım ekranda bekliyordu beni. Sanki umudunu korumaya çalışan bir kelebek gibiydi, sanki "beni bırakma, hep beraber kalalım" der gibiydi.. Gücünün son damlasına kadar benimle birlikte olabilmek için orada bekliyordu.. Nereden bilebilirdim ki onun beni böylesine sevdiğini.. Nereden bilebilirdim ki böylesine azimli olduğunu.. Bilgisayara reset atar, geçirir, onu kendimden ayırırdım.. Bir soğuk kış günü, bilgisayarımı açıp takılırken, bir şeyin eksik olduğunu farkettim.. O yoktu.. Artık bilgisayarımın ekranından bana bakarak iç geçirmiyordu.. Artık ne yaparsam yapayım gözümü alıp beni gülümseten o minik buton yoktu.. Onu çok özlemiştim, hatamın farkındaydım.. Ama artık çok geçti.. O gitmiş, umudunu kesmişti.. Artık, kim bilir harddisk'in derinliklerinde, çiçekler ve kablolar ile donatılmış, belki de ilgisizlikten toz tutmuş, o mütevazı mezarının içinde, beni tekrar görmenin umuduyla hayata gözlerini yumarken, ben onun farkına bile varmamıştım.. Ama bu kadar pişmanlık neye yarardı ki? O, artık bana bakmıyor, bana eşlik etmiyordu.. Bence onun kıymetini bil kardeşim.. O buton, sana verilen büyük bir nimet, bir can yoldaşı, sen onu zalimce, bilgisayarı kapatarak terk ederek gittiğin halde, ertesi gün tekrar seninle birlikte olmak için can atan bir aşk kodları topluluğu.. Onu gör, ona bak, onu okşa, mouse ile üzerinde gezin ve onu mutlu et.. Çünkü o; narin bir kelebek misali, seni kısacık ömründen kat kat fazla seven, senin için ekranda asılı kalmayı bile göze alan minik bir askerdir.. Onu sev, ona karşılık ver..