Bir Minecraft Hikayesi - Wither'ın Laneti

Hikayeyi beğendiniz mi?

  • Evet, çok güzel.

    Kullanılan: 1 50.0%
  • Hayır, hiç güzel değil.

    Kullanılan: 1 50.0%

  • Kullanılan toplam oy
    2

krmk29

Sudan Çıkmış
En iyi cevaplar
0
Arkadaşlar, baştan şunu söyleyeyim: Yazdığım hikayeden bir çıkarım yoktur. Profesyonel de değilim ve eğlencesine yazıyorum.

Bir Minecraft Hikâyesi - Wither'ın Laneti

Ne zamandan beri adada olduğunu bilmiyordu. Çok uzun zamandan beri bu adadaydı Steve. Sadece sahilde bir tekne ve sandık bulmuştu. Yıllarca adadaki canavarlarla mücadele etmiş, yeri geldiğinde buğday yetiştirmiş, yeri geldiğinde de maden kazmıştı. Bir dağí oyarak yaptığı evinin karşısındaki tavukları besleyerek mutlu bir yaşam sürüyordu. Fakat merak da etmiyor değildi, nereden gelmişti, bu adaya nasıl düşmüştü? Bunları düşünmeden edemiyordu.


Bir sabahtı. Steve, çantasını, silahlarını ve aletlerini hazırlıyordu. Eşyalarını hazırlayıp atına bindi ve yola koyuldu. Onu, uzun bir yolculuk bekliyordu.


Yola çıkalı üç saat olmuştu. Güneş tepede parlıyordu. Steve, uzakta gördüğü köye doğru atını sürmeye başladı. Belki insanlar onu evlerinde misafir edebilirlerdi. Köye gireceği sırada insanlar yanında toplanmaya başladı. İçlerinde bilge birine benzeyen biri Steve'ye yaklaştı.

-Hoşgeldin evlat, ben köyün bilgesi Demarius. Galiba uzun bir yoldan geliyorsun. Belli ki çok yorulmuşsun. Buyur gel, seni evimde misafir edeyim.

-Teşekkür ederim, efendim.

Eve vardıktan sonra Steve, bir bardak su içti. Bilge:

-Anlat bakalım, seni buralara getiren nedir?

-Efendim, ben çok uzun zamandır burada yaşıyorum. Annem ve babam burada değiller. Sadece sahilde bir tekne ve sandık bulabildim. Anne ve babamı bulabilmek umuduyla yola çıktım.

-Hmm, peki sandıktan neler çıktı?

-Yiyecek, kılıç ve bir kağıt çıktı.

-Peki kağıtta bir yazı var mıydı?

-Evet, fakat dilini bilmediğim bir dilden olduğu için okuyamadım.

-Kağıt yanındaysa ver, bir de ben bakayım.

-Buyrun efendim.

Bilge kağıdı inceledi ve biraz düşündü.

-Burada insanların bilmediği bir dilden, neyse ki ben bu dili biliyorum. Babam dünyayı gezen biri olduğu için her dili az-çok bilirdi. Bu bir gezi günlüğü. Kağıtta aynen şu yazıyor:


19 Kasım Pazartesi


Şu an hâlâ yolculuktayız. İleride bir kara görülüyor ve biz ona yöneldik. Yağmur çok şiddetli yağıyor.


20 Kasım Salı


Şu an karaya varmak üzereyiz. Herkes şu an çok telaşlı çünkü büyük bir fırtına gemimize vurdu.


23 Kasım Cuma


Şu an adadayız fakat arkadaşım Alex ve oğlu Steve hariç herkes fırtınada boğuldu. Arkamızda Büyük Wooden Krallığı gemisinin enkazı var.


Steve, bu yazılara anlam verememişti. Büyük Wooden Krallığı neyin nesiydi, 'oğlum Steve' diyen adam kimdi, yoksa o Steve kendisi miydi? Bilge ise düşünceli düşünceli bir kağıda bir Steve'ye bakıyordu.

-Her şey için teşekkür ederim, dedi Steve. Artık yolculuğuma devam etmeliyim.

-İlerideki Wind şehrine git. Oraya bir kere gittiğimde esnafla sohbet etmiştim. Batan bir gemiden söz ediyorlardı. Belki aradığın cevapları orada bulabilirsin.

-Tekrar görüşmek üzere, diyerek bilgenin evinden ayrıldı Steve. Bilge, Wind şehrini kolayca bulabilmesi için ona bir pusula ve harita vermişti. Atına bindi ve yola çıktı.


2. Bölüm yakında gelecektir.

İzinsiz alınması, paylaşılması ve kullanılmasına izin vermiyorum.
 

krmk29

Sudan Çıkmış
En iyi cevaplar
0
Teşekkürler kardeşim.[DOUBLEPOST=1385321716,1385240464][/DOUBLEPOST]Konu güncel.[DOUBLEPOST=1385454247][/DOUBLEPOST]Konuya ilgi olmadığı için 2. Bölüm gelmeyecektir, bilginize.
 
Üst