MinecrafterRev0kable
Ağaç Yumruklayıcı
- En iyi cevaplar
- 0
Arkadaşlar Minecraft filmi çekecekler için bir hikaye oluşturdum. Umarım beğenirsiniz...
Steve, Las Vegas'ta bir malikanede oturuyordur. Son derece zengin biridir. Bir gün kardeşi ve kız kardeşine bir helikopter gezisi ayarlar. Ukabus denilen bir adaya yapılacaktır bu gezi. Kız arkadaşına evlenme teklifi etmek için bu geziyi ayarlamıştır Steve. Steve, kardeşinin gelmesini istemese de kardeşi çok istediği için onu da dahil etmişti. Helikopter bilinmeyen bir adada aniden irtifa kaybetmeye başlamıştır. Sadece Steve tam zamanında paraşütünü açmayı başarabilmişti. Steve, yere düşer düşmez ilk önce kız arkadaşını çaresizce aramaya başlamış fakat bulamamıştır. Kardeşini düşünmemiştir bile ! Steve bilmiyordur ama bu ada Gorgak adası olarak geçen içinde KızılTaş İmparatorluğu denilen bir yeri bulunduran bir adadır. KızılTaş İmparatorluğu dışında enderman denilen, uzun boylu, gözlerine bakılınca insan öldüren saplantılı yaratıklardan zombilere, zombilerden iskeletlere kadar her türlü kötü yaratık vardır. Steve üzgün bir şekilde havaya bakar. Güneş batmak üzeredir. Steve, bir yere sığınmak zorundadır. Önce ağaçlara bakar sonra dümdüz tepeye. Steve, aynı zamanda vahşi doğada hayatta kalmayı da öğrenmiş biridir. Hava kararana kadar ağaçları belirli bir yöntemle eliyle keser. Pek az sayıda odun elde etse de yapacak bir şeyi yoktur. Hava kararmıştır ve soğumuştur. Steve hızla bir çubuk yapar ve çubukla odunları düzleştirir. Ardından kendine küçük bir ev yapar. Fakat sorun şudur ki ev çok karanlıktır ve dışarıdan şıngırtılar gelmektedir. Steve elinde kalan odunlara bakar. Kömürden bir meşale yapabileceğini hatırlar. Düşünür ve düşünür. Nasıl kömür kıracaktır ? Sonunda tahtadan bir kazma yapan Steve yeri kazmaya başlar ta ki kömürleri bulana kadar. Şanslıdır ki kömürlerle doludur evinin altı. Hızla kazar. Eve çıktıktan ve kazdığı yeri kapattıktan sonra çubukla kömürü çubukla birleştirir ve kömürü yakar. Bunu da evin ortasına koyar. Steve derin bir oh çeker. Rahatlamıştır. Fakat sonra can kulağıyla dışarıyı dinler. Şıngırtılar artmıştır. Bir odunu kırar ve delikten sessizce bakar. Steve anında dehşete kapılır... Dışarıda 3 tane iskelet vardır. Ve Steve oklarının olduğunu görmüştür. Steve haykırır ve odunları koşarak kırıp dışarı çıkar. İskeletleri yumruklamaya başlar. Fakat oklardan biri ona isabet etmiştir. Acıyla bağırır ve tüm öfkesiyle iskeletlere koşar. Daha hızlı ve daha güçlü yumruklamaya başlar. İskeletlerden biri bir ok daha atar. Steve içgüdüsel olarak odunlarını önüne çeker. Ve ok oduna saplanır. Steve acı acı gülümser. Öbür ok hızla kafasının yanından geçer. Steve hiddetle dolar ve acısına aldırmadan saldırır. Yumrukları hızlanır. Ve 2 iskelet birden ölür. Son iskelet boğuk bir sesle "Ender.." demeye başlarken Steve onu yumruğuyla yere serer. Hemen evine girer elindeki odunlarla bir kapı yapar ve kırdığı yere yerleştirir. Bacağındaki oku hızla çıkarır ve acıyla bayılır. Sabah uyanır ve bacağını yapraklarla sarar. Topallayarak yürüse de pek birşeyi yoktur. Kanama geçmiştir. Fakat Steve açtır. Dışarı çıkar ve iskeletlerin naaşını görür. Yaylarını ve 2-3 oku alır. Yemek bulmaya çıkar. Her tarafı arar ve bulamaz. Öfkeyle ağaçları yolar derken birkaç elma görür. Sevinçle zıplar (ya da zıplamaya çalışır) ve acıyla yere düşer. Yavaşça ayağa kalkıp elmaları toplar evine doğru giderken tüm elmaları toplar. Eve gidince birkaçını yiyip gerisini evinin bir köşesine yerleştirir. 1 hafta sonra yemekleri bir anda yok olmuştur. Steve düşünür fakat kendisi hergün topluyordur ve nadiren yiyordur. Umursamaz nasıl olsa tonla bulabiliyordur. Ertesi gece siyah uzun boylu mor gözlü bir yaratık görür korkarak saklanmak yerine nedenini bilmese de meraklanmıştır. Steve meraklansa da ihtiyatlıdır. Yavaşça yaratığa yaklaşır ve ona saldırmadığını görünce sevinir. Dikkatli dinleyince siyah yaratığın bir şeyler dediğini duyar. Sözlerini daha da dikkatli dinleyince "What's up ?" (Naber) dediğini anlar. Steve gülümser ve dost canlısı sandığı saplantılı yaratığın mor, ilgi çekici gözlerine bakar. Bir anda enderman incelir, uzar ve mor renkli noktalarla yok olur. Ama patlamaya hazır bir volkan gibi çıkardığı ses hala geliyordur. Steve, sağır olmak üzeredir derken bir şey ona vurur. Steve 3 metre uçar ve karnına elini koyarak dişini sıkar. Hemen eve girip yayını ve oklarını alır. Tam o sırada enderman karşısına çıkar ve ona yeniden vurur. Steve, bu sefer hazırlıklıdır. Vuracağı sırada yana çekilir. Enderman yeniden yok olur. Steve yaratığı 20 metre uzakta görür ve ilk okunu atar. Ok isabet etmez... Enderman arkasında belirir tam Steve arkasını dönecekken yok olur. Siyah yaratık yeniden gözükür. Steve bir ok daha atar. Ok yaratığın tam kafasına isabet eder. Steve karnını tutarak mor gözlü yaratığa yaklaşır. Yaratığın mor gözü yere düşer. Steve dayanamaz, kusar. Ama gözü de saklar. Zira bu dosta en yakın yaratığın gözüdür...Sonradan bu gözün ışınlanma gücüne sahip olduğunu öğrenecektir...Steve o gece doğal olarak çok bitkindir. Aklına yatak yapma fikri gelir. Önce eliyle ağacı kesip balta ve kılıç yapar. Daha sonra baltayı kırana kadar ağaç kesip 3-4 koyun bulur. Koyunlara acısa da öldürür ve eve gidip ilkel bir yatak yapar. O gün rahat bir uyku uyuyabilecektir. Ertesi sabah çok daha iyidir. Enderman yarası kapanmaya başlamıştır. Steve yemek aramaya çıkar fakat şok olur. Tüm ağaçlar ortadan öylece yok olmuştur. Steve dehşet içinde evine girer. Evine girdikten sonra dehşet verici bir şey görür Steve. Beyaz gözlü kendisinin birebir kopyasını... Gördükten hemen sonra ev korkunç bir sesle patlar. Steve'in evine üzülecek zamanı yoktur. Tüm acılarına rağmen koşmaya başlar. 1-2 saatlik koşudan sonra çok acıkmıştır. Arkasına bakar ve ikiz canavarın yok olduğunu görür. Önüne döner ve yere oturur. Çok bitkin ve açtır. Biraz yürümeye başlayınca kırmızılık görür. Steve ne olduğunu anlayamaz tehlikeli ya da iyi olduğunu bilemez. Fakat denemekten başka şansı yoktur. Kırmızılığa yaklaşana kadar tempolu yürür. Görkemli kırmızı bloklardan oluşan kaleye fal taşı gibi gözlerle bakar. Daha dikkatli bakınca iki siyah gözlüklü adamın ona doğru koştuğunu görür. Steve gülümsemeye çalışır ama bunun yerine acıyla haykırır. Arkasına baktığında bir zombi ordusu görür. Korkusuyla bayılır. Uyandığında kızıl bloklardan oluşan kalenin içindedir, bir yatakta yatıyordur. Gözlüklü adamlardan biri bağırarak "Uyandı !" der. Steve yavaş yavaş kalkar. Tüm yaralarının kapanmış ve iyileştirilmiş olduğunu görür. Ayağa kalktığında odaya elmas zırhlı elmas kılıçlı ve siyah gözlüklü biri gelir. Yandaki siyah gözlüklü adamlardan bazıları "Eğil !" diye fısıldamaktadır. Steve eğilir. Kral sırıtır.
***
Kral Steve'e herşeyi anlatır. Steve bulunduğu yerin KızılTaş İmparatorluğu olduğunu öğrenir. Steve yaşadıklarını anlatır. Beyaz gözlü ikiz adamdan bahsetmeyi unutmaz. Kral düşünceli bir tavırla "Hiçbir fikrim yok" dedi. Bunu dedikten saniyeler sonra gözleri parladı. Elini salladı. Yaşlı, gözlük takmayan tek adam içeri girdi. Kral ona bir şeyler fısıldadı. Yaşlı adamın gözleri dehşetle açıldı. "O gördüğün şeyin adı Herobrine'dir" dedi. Açıklamaya devam etti: "Bu adada ölen kişiler bir tür hayalete dönüşür ve istediği kişinin kılığına girer. Herşeyi yapabilir. Fakat dönüştüğü kılığın gözlerini alamaz. Gözleri her zaman beyazdır". Steve'in aklına dank etti o şey kendi kardeşiydi ! Umursamadığı kardeşi... Kral'ın mavi gözleri sertleşti. "O yaratık bizim için kolay lokma olmasa da rahatça öldürebileceğimizden eminim." dedi küçümsemeyle. Yaşlı adam sertçe "Emin olun ki o yaratık küçümsenecek bir şey değildir.Kalemizin her tarafına bombalar yerleştirebilir. Zombi, iskelet ve endermanlerden ordu yaratabilir. O zombi ordusu toplanacak kadar zeki olamazlardı. Herobrine toplamış olmalı. O toplayacağı ordusuna güç vaatleri verir. Ve tüm yaratıklar büyülenmişçesine Herobrine'in istediği yere gelir. Birkaç dakika içinde. Ayrıca endermanler de oluşturabilir o illet şey !" dedi. Kral sırıtarak "Kafası odamın duvarını süsleyecek" dedi. Elini sallayarak itiraz etmeye başlayan yaşlı adamı gönderdi. Steve şüpheyle Kral'a baktı.
***
Birkaç saat sonra Herobrine korkunç kahkahasıyla kalenin önünde ortaya çıktı. Gözcü dikkatle yaratığın arkasına baktı. Dehşet içinde gözleri büyüdü. Herobrine'in arkasında en az bin zombi, bin enderman, bin iskelet, bin domuz adam, bin cadı vardı. Korkuyla haykırıp ordusuna saldırı izni verdi. Steve gözcünün ses tonuna dikkat etmişti. Korku vardı. Elmas zırh ve kılıçla donanmış olan Steve de saldırıya geçti orduyla birlikte. Kızıltaş sisteminden yapılan duvar yarıldı ve ordu çıktı. Önce planlandığı gibi zehir iksirleri fırlatıldı. Bunun üzerine iki cadı üç başlı cadıları oluşturdu. Ardından bir tür zehirleme büyüsü yaptılar. Ordu hazırlıklıydı. Can iksirlerini içtiler hemen. Daha sonra okçular ateşli oklarını zombilere yollamaya başladılar. Zombi safları zayıflamaya başlayınca iskeletler saldırıya geçti. Şimdi elmas birliğinin sırasıydı. Steve en önde olmak üzere iskeletlere saldırıya geçtiler korkunç kemik sesleri geldi ve kudretli birlik iskeletlerin neredeyse tamamını öldürdü. Endermanler harekete geçtiler. Kalenin içine ışınlanıp askerleri hazırlıksız yakalıyorlardı. Bunun üzerine ışınlanma tılsımlarına sahip KızılTaş askerleri devreye geçip endermanleri yarıladı. Herkes yendiğine inanıyordu. Zombiler akıllanıp dağılmışlardı iskeletler tamamen katledilmişti. Cadılar ve endermanler yarılanmış, üç başlı cadılar zor da olsa öldürülmüşlerdi. Ama Herobrine çığlık atmaya başladı çığlığını herkes duymamaya çalışıyordu ama bu zordu. Bu çığlık onlara beyninde güç vaat ediyordu. Kral penceresinden öfkeyle baktı. İçerideki adamlarına gizli silahı çıkarmalarını söylemişti. Buna komut bloğu deniyordu. Kral askerlerini yine kendi tarafına çekti. Başka bir komutla tüm cadıların hafızası silindi. Cadıları da kendi tarafına çekmişti. Saatler sonra tüm ordu zarar görse de düşmanlar püskürtürlmüştü. Herobrine dışında. Herkes onun da öldüğünü sanıyorken bir anda Kral'ın odasına belirdi tek kılıç hamlesiyle kralın kafasını kesti. Steve dehşet içinde "kardeşine" bakıyordu. Herobrine ona da saldıracakken Steve daha hızlı davrandı kılıçlar çarpıştı ve saplama darbeleri yaptı. Fakat birbirlerini yenemiyorlardı. Yetenekleri eşitti çünkü. Herobrine kahkaha atarak "Seni salak kardeşim beni umursamadın şimdi de ben senin hayatını umursamayacağım. Kız arkadaşına gelince onu merak etme. Çoktan etlerini zombilere verdim." dedi. Steve tüm hiddetiyle saldırdı. Herobrine ölmüş kendisi ağır yaralanmıştı. Bayıldı. Uyandığında altından bir tahtta oturuyordu. Steve artık yeni kraldı.
Steve, Las Vegas'ta bir malikanede oturuyordur. Son derece zengin biridir. Bir gün kardeşi ve kız kardeşine bir helikopter gezisi ayarlar. Ukabus denilen bir adaya yapılacaktır bu gezi. Kız arkadaşına evlenme teklifi etmek için bu geziyi ayarlamıştır Steve. Steve, kardeşinin gelmesini istemese de kardeşi çok istediği için onu da dahil etmişti. Helikopter bilinmeyen bir adada aniden irtifa kaybetmeye başlamıştır. Sadece Steve tam zamanında paraşütünü açmayı başarabilmişti. Steve, yere düşer düşmez ilk önce kız arkadaşını çaresizce aramaya başlamış fakat bulamamıştır. Kardeşini düşünmemiştir bile ! Steve bilmiyordur ama bu ada Gorgak adası olarak geçen içinde KızılTaş İmparatorluğu denilen bir yeri bulunduran bir adadır. KızılTaş İmparatorluğu dışında enderman denilen, uzun boylu, gözlerine bakılınca insan öldüren saplantılı yaratıklardan zombilere, zombilerden iskeletlere kadar her türlü kötü yaratık vardır. Steve üzgün bir şekilde havaya bakar. Güneş batmak üzeredir. Steve, bir yere sığınmak zorundadır. Önce ağaçlara bakar sonra dümdüz tepeye. Steve, aynı zamanda vahşi doğada hayatta kalmayı da öğrenmiş biridir. Hava kararana kadar ağaçları belirli bir yöntemle eliyle keser. Pek az sayıda odun elde etse de yapacak bir şeyi yoktur. Hava kararmıştır ve soğumuştur. Steve hızla bir çubuk yapar ve çubukla odunları düzleştirir. Ardından kendine küçük bir ev yapar. Fakat sorun şudur ki ev çok karanlıktır ve dışarıdan şıngırtılar gelmektedir. Steve elinde kalan odunlara bakar. Kömürden bir meşale yapabileceğini hatırlar. Düşünür ve düşünür. Nasıl kömür kıracaktır ? Sonunda tahtadan bir kazma yapan Steve yeri kazmaya başlar ta ki kömürleri bulana kadar. Şanslıdır ki kömürlerle doludur evinin altı. Hızla kazar. Eve çıktıktan ve kazdığı yeri kapattıktan sonra çubukla kömürü çubukla birleştirir ve kömürü yakar. Bunu da evin ortasına koyar. Steve derin bir oh çeker. Rahatlamıştır. Fakat sonra can kulağıyla dışarıyı dinler. Şıngırtılar artmıştır. Bir odunu kırar ve delikten sessizce bakar. Steve anında dehşete kapılır... Dışarıda 3 tane iskelet vardır. Ve Steve oklarının olduğunu görmüştür. Steve haykırır ve odunları koşarak kırıp dışarı çıkar. İskeletleri yumruklamaya başlar. Fakat oklardan biri ona isabet etmiştir. Acıyla bağırır ve tüm öfkesiyle iskeletlere koşar. Daha hızlı ve daha güçlü yumruklamaya başlar. İskeletlerden biri bir ok daha atar. Steve içgüdüsel olarak odunlarını önüne çeker. Ve ok oduna saplanır. Steve acı acı gülümser. Öbür ok hızla kafasının yanından geçer. Steve hiddetle dolar ve acısına aldırmadan saldırır. Yumrukları hızlanır. Ve 2 iskelet birden ölür. Son iskelet boğuk bir sesle "Ender.." demeye başlarken Steve onu yumruğuyla yere serer. Hemen evine girer elindeki odunlarla bir kapı yapar ve kırdığı yere yerleştirir. Bacağındaki oku hızla çıkarır ve acıyla bayılır. Sabah uyanır ve bacağını yapraklarla sarar. Topallayarak yürüse de pek birşeyi yoktur. Kanama geçmiştir. Fakat Steve açtır. Dışarı çıkar ve iskeletlerin naaşını görür. Yaylarını ve 2-3 oku alır. Yemek bulmaya çıkar. Her tarafı arar ve bulamaz. Öfkeyle ağaçları yolar derken birkaç elma görür. Sevinçle zıplar (ya da zıplamaya çalışır) ve acıyla yere düşer. Yavaşça ayağa kalkıp elmaları toplar evine doğru giderken tüm elmaları toplar. Eve gidince birkaçını yiyip gerisini evinin bir köşesine yerleştirir. 1 hafta sonra yemekleri bir anda yok olmuştur. Steve düşünür fakat kendisi hergün topluyordur ve nadiren yiyordur. Umursamaz nasıl olsa tonla bulabiliyordur. Ertesi gece siyah uzun boylu mor gözlü bir yaratık görür korkarak saklanmak yerine nedenini bilmese de meraklanmıştır. Steve meraklansa da ihtiyatlıdır. Yavaşça yaratığa yaklaşır ve ona saldırmadığını görünce sevinir. Dikkatli dinleyince siyah yaratığın bir şeyler dediğini duyar. Sözlerini daha da dikkatli dinleyince "What's up ?" (Naber) dediğini anlar. Steve gülümser ve dost canlısı sandığı saplantılı yaratığın mor, ilgi çekici gözlerine bakar. Bir anda enderman incelir, uzar ve mor renkli noktalarla yok olur. Ama patlamaya hazır bir volkan gibi çıkardığı ses hala geliyordur. Steve, sağır olmak üzeredir derken bir şey ona vurur. Steve 3 metre uçar ve karnına elini koyarak dişini sıkar. Hemen eve girip yayını ve oklarını alır. Tam o sırada enderman karşısına çıkar ve ona yeniden vurur. Steve, bu sefer hazırlıklıdır. Vuracağı sırada yana çekilir. Enderman yeniden yok olur. Steve yaratığı 20 metre uzakta görür ve ilk okunu atar. Ok isabet etmez... Enderman arkasında belirir tam Steve arkasını dönecekken yok olur. Siyah yaratık yeniden gözükür. Steve bir ok daha atar. Ok yaratığın tam kafasına isabet eder. Steve karnını tutarak mor gözlü yaratığa yaklaşır. Yaratığın mor gözü yere düşer. Steve dayanamaz, kusar. Ama gözü de saklar. Zira bu dosta en yakın yaratığın gözüdür...Sonradan bu gözün ışınlanma gücüne sahip olduğunu öğrenecektir...Steve o gece doğal olarak çok bitkindir. Aklına yatak yapma fikri gelir. Önce eliyle ağacı kesip balta ve kılıç yapar. Daha sonra baltayı kırana kadar ağaç kesip 3-4 koyun bulur. Koyunlara acısa da öldürür ve eve gidip ilkel bir yatak yapar. O gün rahat bir uyku uyuyabilecektir. Ertesi sabah çok daha iyidir. Enderman yarası kapanmaya başlamıştır. Steve yemek aramaya çıkar fakat şok olur. Tüm ağaçlar ortadan öylece yok olmuştur. Steve dehşet içinde evine girer. Evine girdikten sonra dehşet verici bir şey görür Steve. Beyaz gözlü kendisinin birebir kopyasını... Gördükten hemen sonra ev korkunç bir sesle patlar. Steve'in evine üzülecek zamanı yoktur. Tüm acılarına rağmen koşmaya başlar. 1-2 saatlik koşudan sonra çok acıkmıştır. Arkasına bakar ve ikiz canavarın yok olduğunu görür. Önüne döner ve yere oturur. Çok bitkin ve açtır. Biraz yürümeye başlayınca kırmızılık görür. Steve ne olduğunu anlayamaz tehlikeli ya da iyi olduğunu bilemez. Fakat denemekten başka şansı yoktur. Kırmızılığa yaklaşana kadar tempolu yürür. Görkemli kırmızı bloklardan oluşan kaleye fal taşı gibi gözlerle bakar. Daha dikkatli bakınca iki siyah gözlüklü adamın ona doğru koştuğunu görür. Steve gülümsemeye çalışır ama bunun yerine acıyla haykırır. Arkasına baktığında bir zombi ordusu görür. Korkusuyla bayılır. Uyandığında kızıl bloklardan oluşan kalenin içindedir, bir yatakta yatıyordur. Gözlüklü adamlardan biri bağırarak "Uyandı !" der. Steve yavaş yavaş kalkar. Tüm yaralarının kapanmış ve iyileştirilmiş olduğunu görür. Ayağa kalktığında odaya elmas zırhlı elmas kılıçlı ve siyah gözlüklü biri gelir. Yandaki siyah gözlüklü adamlardan bazıları "Eğil !" diye fısıldamaktadır. Steve eğilir. Kral sırıtır.
***
Kral Steve'e herşeyi anlatır. Steve bulunduğu yerin KızılTaş İmparatorluğu olduğunu öğrenir. Steve yaşadıklarını anlatır. Beyaz gözlü ikiz adamdan bahsetmeyi unutmaz. Kral düşünceli bir tavırla "Hiçbir fikrim yok" dedi. Bunu dedikten saniyeler sonra gözleri parladı. Elini salladı. Yaşlı, gözlük takmayan tek adam içeri girdi. Kral ona bir şeyler fısıldadı. Yaşlı adamın gözleri dehşetle açıldı. "O gördüğün şeyin adı Herobrine'dir" dedi. Açıklamaya devam etti: "Bu adada ölen kişiler bir tür hayalete dönüşür ve istediği kişinin kılığına girer. Herşeyi yapabilir. Fakat dönüştüğü kılığın gözlerini alamaz. Gözleri her zaman beyazdır". Steve'in aklına dank etti o şey kendi kardeşiydi ! Umursamadığı kardeşi... Kral'ın mavi gözleri sertleşti. "O yaratık bizim için kolay lokma olmasa da rahatça öldürebileceğimizden eminim." dedi küçümsemeyle. Yaşlı adam sertçe "Emin olun ki o yaratık küçümsenecek bir şey değildir.Kalemizin her tarafına bombalar yerleştirebilir. Zombi, iskelet ve endermanlerden ordu yaratabilir. O zombi ordusu toplanacak kadar zeki olamazlardı. Herobrine toplamış olmalı. O toplayacağı ordusuna güç vaatleri verir. Ve tüm yaratıklar büyülenmişçesine Herobrine'in istediği yere gelir. Birkaç dakika içinde. Ayrıca endermanler de oluşturabilir o illet şey !" dedi. Kral sırıtarak "Kafası odamın duvarını süsleyecek" dedi. Elini sallayarak itiraz etmeye başlayan yaşlı adamı gönderdi. Steve şüpheyle Kral'a baktı.
***
Birkaç saat sonra Herobrine korkunç kahkahasıyla kalenin önünde ortaya çıktı. Gözcü dikkatle yaratığın arkasına baktı. Dehşet içinde gözleri büyüdü. Herobrine'in arkasında en az bin zombi, bin enderman, bin iskelet, bin domuz adam, bin cadı vardı. Korkuyla haykırıp ordusuna saldırı izni verdi. Steve gözcünün ses tonuna dikkat etmişti. Korku vardı. Elmas zırh ve kılıçla donanmış olan Steve de saldırıya geçti orduyla birlikte. Kızıltaş sisteminden yapılan duvar yarıldı ve ordu çıktı. Önce planlandığı gibi zehir iksirleri fırlatıldı. Bunun üzerine iki cadı üç başlı cadıları oluşturdu. Ardından bir tür zehirleme büyüsü yaptılar. Ordu hazırlıklıydı. Can iksirlerini içtiler hemen. Daha sonra okçular ateşli oklarını zombilere yollamaya başladılar. Zombi safları zayıflamaya başlayınca iskeletler saldırıya geçti. Şimdi elmas birliğinin sırasıydı. Steve en önde olmak üzere iskeletlere saldırıya geçtiler korkunç kemik sesleri geldi ve kudretli birlik iskeletlerin neredeyse tamamını öldürdü. Endermanler harekete geçtiler. Kalenin içine ışınlanıp askerleri hazırlıksız yakalıyorlardı. Bunun üzerine ışınlanma tılsımlarına sahip KızılTaş askerleri devreye geçip endermanleri yarıladı. Herkes yendiğine inanıyordu. Zombiler akıllanıp dağılmışlardı iskeletler tamamen katledilmişti. Cadılar ve endermanler yarılanmış, üç başlı cadılar zor da olsa öldürülmüşlerdi. Ama Herobrine çığlık atmaya başladı çığlığını herkes duymamaya çalışıyordu ama bu zordu. Bu çığlık onlara beyninde güç vaat ediyordu. Kral penceresinden öfkeyle baktı. İçerideki adamlarına gizli silahı çıkarmalarını söylemişti. Buna komut bloğu deniyordu. Kral askerlerini yine kendi tarafına çekti. Başka bir komutla tüm cadıların hafızası silindi. Cadıları da kendi tarafına çekmişti. Saatler sonra tüm ordu zarar görse de düşmanlar püskürtürlmüştü. Herobrine dışında. Herkes onun da öldüğünü sanıyorken bir anda Kral'ın odasına belirdi tek kılıç hamlesiyle kralın kafasını kesti. Steve dehşet içinde "kardeşine" bakıyordu. Herobrine ona da saldıracakken Steve daha hızlı davrandı kılıçlar çarpıştı ve saplama darbeleri yaptı. Fakat birbirlerini yenemiyorlardı. Yetenekleri eşitti çünkü. Herobrine kahkaha atarak "Seni salak kardeşim beni umursamadın şimdi de ben senin hayatını umursamayacağım. Kız arkadaşına gelince onu merak etme. Çoktan etlerini zombilere verdim." dedi. Steve tüm hiddetiyle saldırdı. Herobrine ölmüş kendisi ağır yaralanmıştı. Bayıldı. Uyandığında altından bir tahtta oturuyordu. Steve artık yeni kraldı.