Efsane (Minecraft'la ilgili değil)

Nasıl gidiyor? (Lütfen yorumunuzu yazınız)

  • Harika

    Kullanılan: 2 16.7%
  • Güzel

    Kullanılan: 3 25.0%
  • Orta

    Kullanılan: 3 25.0%
  • Kòtü

    Kullanılan: 0 0.0%
  • Berbat

    Kullanılan: 4 33.3%

  • Kullanılan toplam oy
    12
D

Doğan Can

Ziyaretçi
Merhaba arkadaşlar. Bu benim hikayem.Sadece hafta sonu gelebilir. İlk bölüm sıkıcı oldu lütfen 2.de okuyup değerlendirin...
Bölüm 1-
Savaş Akademisi Wardemy! Belki de beni bu sıkıcı hayattan kurtaran yer. Burası Greenglasses şehrinin en muazzam savaş akademisiydi. Yüzyıllardır devam eden ölümsüz Lord Deather'ın planlarına karşı savaşmaktaydı.
Ben Rien bu akademide çok prestijli bir konumdayımdır ki müdürü babam olur. Ama şu var ki kendisi çok adil olup evdeyken babam, akademide müdürüm olur. Okulda en güçsüz savaşçı olmam cabası. Akademide 7 sınıf (f,e,d,c,b,a,s) bulunmaktadır. 11 yaşımda başladım. 4 yıldır okulda olsam da hala E'de olduğum bir gerçek. Sınıfları başarılarına göre geçiyorsun.
Gelgelelim asıl hikayeye. Bu 4. senem olup babam bir sene daha kalırsam Akademi Heyeti'nin ruhsal silahımı (kılıç) elimden alacağını söyledi. Ruhsal Silah bize bağlı birer ruhtur. Duygularımızdan etkilenir. Ama şu ki tek bir silah değildir. Mesela benim ana silahım kılıç olsa da onu bir baltaya (d sınıf gerektirir) çevirebilirim. Bu nedenle ki bu sene olabildiğince çok kılıç eğitimi aldım. Sol kesit, sağ kesit, blok, ters kalkış...
Yine bir gün yenilgi listeme bakarken "17! Tam 17 yenilgi! Acil gelişme göstermeliyim." diye düşünüyordum. Ve olan yarının sabahı oldu.
...................................................
Okulda arkadaşım Rare ile geziyordum. Bana kitabını unuttuğunu söyleyip hızla gitti. Ben ise yoluma devam ederken bir kıza çarptım. Kahverengi saçları olan, boyu 1.65 civarında olan; kot pantolon ve siyah bir ceket giyen, zayıf yapılı bir kızdı. Oldukça sert bakıyordu. Ama sert bakan o siyah gözlerin bir şey arar gibi derinlerde bakışı bana çok farklı bir şey hissettiriyordu. Ama neydi bu his. "Özür dilerim!" dedim bir anlık duraklama ile. Onun cevabı ise pek affedici olmadı. "Önüne baksaydın, özür dilemen gerekmezdi!" dedi. Kendimi afalanmış hissettim. Hayır! Altta kalamazdım. "Sen de dikkat edebilirdin." dedim. Daha da sinirlenmişti. "Böyle kızgın kızgın bakacağına, neden arenada bir savaşı kabul etmiyorsun!" dedim. Belki de bu bir şanstı yada bir *******dan başka bir şey değildi. "Asla bir savaştan kaçmadım, kaçmayacağım!" dedi ve yarın öğlen bir savaş beni bekliyordu. Giderken belindeki hançeri gördüm. Bu iş çantada keklikti. Yada ben öyle sandım.
Arena. Tıpkı normal arenalar gibi. Hançerini çekti. Ne olduysa olan oldu. Hançer bir anda bir katanaya (uzun kılıç vb. şey.) dönüştü. Farkedemeden üzerime atıldı. Kılıçla savurma yaptım ama oda yana kaçtı. Kılıcı omzuna doğru düzgün bir kesimle ittim ama omzunu eydi ve kılıç duvara çarptı. Ayağıma bir çelme takıp yere düşürdü. Hızla kalkıp üzerine tekrar atıldım. Katanasının kabzası ile belime vurdu. Bir an geri çekildim ama kılıcımı tekrar savurdum. Geri çekilip karnıma bir tekme attı ve geri savruldum. Ama kılıcımla dengemi salayıp ileri atıldım. Kolunu çizmeyi başarmıştım ki omzu ile burnuma vurup beni yere yıktı. Kalkmaya çalışırken göğsümde demir boyunun baskısını hissettim. Kaybetmiştim. Ama neden? Neden silahı katanayken, hançer olarak gösterdi. "Arena'da bir kural vardır. Bu ölümüne bir savaştır." dedi ve hızla Katanasını bana doğru savurdu!
 
Moderatör tarafından düzenlendi:
I

Iskefiyeli18

Ziyaretçi
Hoşuma gitti, Wattpad gibi daha kapsamlı platformlarda yazarsan ilgi görecektir. Eline sağlık, takip ediyorum.
 
D

Doğan Can

Ziyaretçi
Normalde hafta sonuydu ama bugün boştm...
Bölüm 2
Katana... Başımın hemen 2 santim yanında, toprağa saplanmış duruyordu. Beni öldürmemişti. Kendimi bir hiçlikte hissediyordum. Yavaş yavaş gidiyordu. Bense öylece şaşkın bir halde kaldım. Ama bir gün... Gelişecektim ve geri dönecektim.
Yaklaşık 3 ay geçmişti. Çok çalışmıştım. Artık belkide hazırdım. Sınav gününe 2 gün kalmıştı.
Sınav 2 alandan oluşuyordu. Önce ruhsal büyü ile yaratılmış canavarların olduğu bir labirentte, en erkek bitiren 16 kişi seçiliyordu ve asıl zorluk o zaman başlıyordu. 16 kişi 8'e 8 eşleşiyor ve ölümüne bir mücadele başlıyordu. Arenadakinin zıttı öldürmek zorunluydu. Kalan 8 kişi ise sınıf atlıyor ve diğer 24 kişi 1 sene daha bekliyorlardı.
Hazırdım. Bu gün sınav günüydü. Büyük labirentin kapısında 16 kişi durmuştuk. O kızı göremedim. Anlaşılan bir üst sınıflardandı. Kapı açıldı ve içeri girdik. Karanlık, meşalelerin loş ısıkları ile aydınlanıyordu. Kılıcımı, kılıfından çıkarıp elime aldım. Herkes 2'şerli şekilde ayrılmıştı. Ben Rare ile birlikteydim. Labirentte giderken bir şey hissettim. Arkamdaydı. Hemen kılıcımı arkama savurdum. Dev bir örümcekti. Rare yayını çıkarıp, ok atmaya başladı. Örümcek yana sıçrayıp kaçıyordu. Hafif arkaya geriledim. Bacağımda korkunç bir ağrı hissettim. Bir tane daha vardı. Bacağımdan ısırmıştı. Kılıcımı kafasına sapladım. Yeşil kan akıyordu. Ölmemişti. Sadece sinirlenmişti. Üzerime atladı. Kılıcımla, karnını kestim. Birini öldürmüştüm. Ona o kadar dalmışım ki öbürünün arkamda olduğunu görmemiştim. Rare son anda gözüne bir ok attı örümceğin. O da ölmüştü. Bir an rahatladık ama fazla sürmedi. Sesleri geliyordu. Rare çok iyi bir algıcıydı. "Sağ yönden, en az 13 tane. Hem de birisi çok daha büyük. Sanırım sürünün başında o var." Kaçmalıydık. Ama ayağım uyuşmuştu. Yürüyemiycek haldeydik. Hayır. Bir kez daha kaybedemezdim. 18 yenilgi! Hayır bu olmuyacaktı. Ayağımın üstüne bastım. Acıdan, gözümden yaş geldiğini hissediyordum ama durmuyacaktım. Yürümeye başladım. Bu benim savaşımdı. Ama geç kalmıştım. Hemen arkamızda sürü belirmişti. Tek şansımız savaşmaktı.
......................
En büyüğü daha yavaştı. Arkadan geliyordu. Küçüklerden biri önüme atladı. Ağzından yapışkan bir şey fırllattı. Kılıcıma yapışmıştı. Bu bir ağaydı. Ama kılıcımı hızla çektim. Ağı kesmeyi başarmıştı. İki tanesi birden saldırdı. Tekini kılıçla kestim ama diğeri yaralı ayağımı tekrar ısırmıştı. Yere tökezledim. Isırana doğru bir yumruk atıp, geriye kaçarken kılıcımı sapladım. O sırada Rare'i gördüm. 5 tanesi birden ona saldırmıştı. Çok yaklaşmışlardı. O mesafeden ok atamazdı. Olamaz! Sadece 7 oku kalmıştı. O an yaptığı çılgıncaydı. Oklarından birini eline aldı ve örümceğe sapladı. O kesinlikle çok iyiydi. Ama daha fazlası geliyordu. Ben yere yığılmış, kılıcımı öyle sallıyordum. Ta ki sürünün başı gelene kadar...
 

muhammed1841

Bedrock Kaşifi
En iyi cevaplar
0
Ayrıntıya girmeyi deneyip başaramadığını görüyorum sanki.
Betimlemeyi de hafif batırmışsın ama idare eder.
Hikaye konusu iyi gibi. Başlık klişe.
Bazı yerlerde yazım hatası var. Aynı zamanda yazıların biraz kısa.
Derinlik katman gerek. Katana yanına saplandıktan sonra ne oldu? Kızın bakışları nasıldı? Ona ne dedi? Daha sonra ne oldu ve gitti?
Çok hızlı ve çok gereksiz yerde atlama yapmışsın, hem de tam üç ay!
Kısaca tekniğin iyi ama geliştirmen lazım.
*Gelecek vaad ediyor bu hikaye ama geliştirilmeli*
 
D

Doğan Can

Ziyaretçi
Arkadaslar yapılan kötü yorumlar yuzunden geliştirmem gerektigini anladım. Belki ilerde bi remake yaparım ama şimdilik bırakıyorum. @muhammed1841 teşekkürlerimi sunuyorum, çok doğru konuştun.
 
Üst