bikkik
Obsidyen Madencisi
- En iyi cevaplar
- 0
Bu anlattığımdan bir ders çıkartırmısınız yoksa okuyup geçermisiniz bilemem ama ben yine de anlatmak istiyorum.
Bi 40 dakika önce Konya Ereğili de bulunan Vasfiye Ergin Vakfı Huzurevindeydik. Katılım 60 kişiydi...
Proje yazılısı olurken öğretmenimiz aklınızdaki bir projeyi yazın dedi. Önümde oturan kız ise hayali olarak huzurevine gitmeyi yazdı. Öğretmenimizin bunu ayarlayabilirim demesi üzerine 1 haftalık koşuşturmadan sonra gidiş tarihi vesayre ayarlandı. Gidilmesi planlanan ilk tarih geçtiğimiz hafta cumartesiydi. Katılımın 60 kişi olması üzerine 2 grup halinde gidilme planı alındı ve ilk grup geçtiğimiz hafta gittiler. Biz ise bu gün gittik. Bu gün 29 kişi olarak (ve grupta ben de dahil 3 erkek olarak
) huzurevine doğru yola çıktık. İçeri girdiğimizde genişçe bir salonda oturan yaşlıları gördük. Herbirinin elini öpüp halini hatrını aldık. Daha sonra yanlarına oturduk. Getirilmiş olan pasta ve kuru pastalardan yiyip çaylarını içtiler. İçimizden keman çalan birisi kalktı ve kemanı çalmaya başladı.
Geçen hafta geldiği için az çok yaşlıları tanıyordu. Keman sesini duyan ve yukarıdan gelen Fadıl amca odaya bir neşe ile girdi. "Çal kemanist" gibisinden cümle sarfetti ve şarkı başladı. Şarkılar çalarken neredeyse hepsinin yüzünde oluşan mutluluk görülmeye değerdi. Şarkı başlayınca Fadıl amca kendini tutamayıp ortada oynamaya başladı
Sanırım 86 yaşında falan ama ne söyliyim maşAllahı var yani
. Kendisinin sanatcı bir ruhu olacak ki keman sesi her durduğunda aklına gelen ve kendi yazdığı şiirleri söyledi. Her bir mısra ise birbirinden güzeldi.
Onlar orada oynarken ben bayağı yaşlı olan Hüseyin amcanın yanında oturuyordum. Kendisi elden ayaktan düşmüştü. Biz erkekler olarak arkada otururken orada görevli olan Turan abiye "Gün içinde ne yaparlar , günleri nasıl geçiyor ?" diye sordum. Beklediğimden farklı olmayarak bana "Genelde öğünlük yemeklerini yer ve bu salonda otururlar" dedi. Kendisine "Arkada bulunan bahçeye çıkmazlar mı ?" sorusu gelince de "Genelde çıkmazlar. 10 yıldır burada olup ta arka bahçeyi görmemiş olan var. İstemiyorlar.." gibisinden bir cümle kurdu.
Ayrılma vakti geldiğinde Fadıl amca "Hep zor olanlar ayrılıklar değil midir ? " dedi uğurlamadan önce. Servise bindiğimizde ise bizi orkestra şefinin izleyiciyi uğurlarken ki hareketini yaparak bizi uğurladı.
Bizimle beraber gelen bizden yaşça büyük biri : Görmüş olduğunuz huzurevi , huzurevleri toplumumuzun bir yarasıdır. O insanlar orada kimseleri kalmadığı veya kimse bakmadığı için bulunuyorlar. Oradakilere sorsanız hiç biri ben çok yaşadım demez. Çünkü zaman 1 günden ibaret. Siz siz olun , dikkat edin bu yaralara ..... " gibisinden bir cümle sarfetti.
Kendilerine orada iyi bakıldığını Fadıl amcanın kendilerine bakan ablaya iltifat sarfetmesinden anladım. Ancak bu onların her gün mutlu olduğunu göstermez çünkü insanlar aileleri olmadan genelde mutsuz olurlar. Kendilerini kandırarak mutlu olurlar.
Ben 40 dakikalık süre içinde görüp yaşadığımı yazdım. Düşünmek yada düşünmemek size kalmış
Bi 40 dakika önce Konya Ereğili de bulunan Vasfiye Ergin Vakfı Huzurevindeydik. Katılım 60 kişiydi...
Proje yazılısı olurken öğretmenimiz aklınızdaki bir projeyi yazın dedi. Önümde oturan kız ise hayali olarak huzurevine gitmeyi yazdı. Öğretmenimizin bunu ayarlayabilirim demesi üzerine 1 haftalık koşuşturmadan sonra gidiş tarihi vesayre ayarlandı. Gidilmesi planlanan ilk tarih geçtiğimiz hafta cumartesiydi. Katılımın 60 kişi olması üzerine 2 grup halinde gidilme planı alındı ve ilk grup geçtiğimiz hafta gittiler. Biz ise bu gün gittik. Bu gün 29 kişi olarak (ve grupta ben de dahil 3 erkek olarak
Geçen hafta geldiği için az çok yaşlıları tanıyordu. Keman sesini duyan ve yukarıdan gelen Fadıl amca odaya bir neşe ile girdi. "Çal kemanist" gibisinden cümle sarfetti ve şarkı başladı. Şarkılar çalarken neredeyse hepsinin yüzünde oluşan mutluluk görülmeye değerdi. Şarkı başlayınca Fadıl amca kendini tutamayıp ortada oynamaya başladı
Onlar orada oynarken ben bayağı yaşlı olan Hüseyin amcanın yanında oturuyordum. Kendisi elden ayaktan düşmüştü. Biz erkekler olarak arkada otururken orada görevli olan Turan abiye "Gün içinde ne yaparlar , günleri nasıl geçiyor ?" diye sordum. Beklediğimden farklı olmayarak bana "Genelde öğünlük yemeklerini yer ve bu salonda otururlar" dedi. Kendisine "Arkada bulunan bahçeye çıkmazlar mı ?" sorusu gelince de "Genelde çıkmazlar. 10 yıldır burada olup ta arka bahçeyi görmemiş olan var. İstemiyorlar.." gibisinden bir cümle kurdu.
Ayrılma vakti geldiğinde Fadıl amca "Hep zor olanlar ayrılıklar değil midir ? " dedi uğurlamadan önce. Servise bindiğimizde ise bizi orkestra şefinin izleyiciyi uğurlarken ki hareketini yaparak bizi uğurladı.
Bizimle beraber gelen bizden yaşça büyük biri : Görmüş olduğunuz huzurevi , huzurevleri toplumumuzun bir yarasıdır. O insanlar orada kimseleri kalmadığı veya kimse bakmadığı için bulunuyorlar. Oradakilere sorsanız hiç biri ben çok yaşadım demez. Çünkü zaman 1 günden ibaret. Siz siz olun , dikkat edin bu yaralara ..... " gibisinden bir cümle sarfetti.
Kendilerine orada iyi bakıldığını Fadıl amcanın kendilerine bakan ablaya iltifat sarfetmesinden anladım. Ancak bu onların her gün mutlu olduğunu göstermez çünkü insanlar aileleri olmadan genelde mutsuz olurlar. Kendilerini kandırarak mutlu olurlar.
Ben 40 dakikalık süre içinde görüp yaşadığımı yazdım. Düşünmek yada düşünmemek size kalmış