- En iyi cevaplar
- 0
[=Schuler Olayı: Rönesans=]
Dünya ve Gerçeklik Şekil Değiştirdikten Sonra, Adamımız Steve, Dünya'yı Hiç Görmediği Şekilde Gördü.
Dünya'daki Her Yapıt, Devasa Sarmaşık ve Otlarla Çevrilmişti. Yerlerde Radyoaktif Olduğunu Düşünüdüğü Otlar ve Bitkiler Vardı. Çiçekler Devasa Büyüklüklere Erişmişlerdi.
Sadece Asya ve Oralara Yakın Bölgelerde Az Bitki Vardı. Steve, Buraların Birindeydi.
-Neredeyim Ben?.. Ahh Başım...
Etrafına Bakınıyordu. Sadece İşgal Edilmiş ve Yıkık, Ayrıca Yosunlu, Bir Kaç Pagoda Görüyordu.
-Hayır... Hayır hayır hayır!... Anne... Baba?...
Steve Bu Olay Karşısında Yıkılmış Gözüküyordu.
-Heps Gitti Mi Şimdi?
Diz Çöktü ve İçine Kapanmaya Başladı. Ama Dünya'da Tek Olduğu Aklına Geldiği Düşüncesi, Onu İyice Korkutuyordu.
Nereye Gideceğini Düşünüyordu.
-Zorundayım. Yaşamak Zorundayım. Ama Ben Ölürsem, Bir Daha Bu Dünya'da Yaşam Olmayacak... Bir Kişi Daha! Bir Kişi!
Yıkılmamış Sağlam Bir Ev Buldu ve Dışını Yosunlarla Kapladı. Dışarıda Nelerin Olduğu Hakkında Hiçbir Fikri Yoktu.
Radyoaktif Hayvanlar ve ya Paradoks Yüzünden Delirmiş İnsanlar?...
Gece Olmuştu. Rüzgarın Hafif Esintisi Yapraklara Vurmaktayken, Dışarıdan İnsan Sesleri Geldi. Steve Koşarak Çıktı. Yanında Koruması Yoktu. Ve ya Bir Bıçağı.
-Kim Var Orada?
+Graahg!
Bu Ses Steve'in Altına Kaçırmasına Bile Neden Olabilirdi.
Yaprakların Arasından, Ay Işığının Altında Bir Adam Göründü.
Tuhaf Bir Biçimde Elleri Öndeydi.
-Kimsiniz?
Yanından Bir Adam Daha Çıktı. Bu Adam Öyle İnce İdi Ki Kemikleri Sayılabiliyordu. En Azından Ay Işığında.
Fakat 3. Çıkan Şey, Steve'in Eve Koşmasına Yetti.
Radyoaktif Enerji Patlamasında Değişmiş Bir Domuzdu Bu. Gözleri ve Duruşu İnsana Benziyordu, Fakat 4 Ayağı Üzerinde İğrenç Yeşil Bir Koltuk Gibi Görünüyordu.
+Sssssss...
Bu Sesler Steve'e Git Gide Yaklaşmaktaydı.
Dışarıdan Kemiklerin Çakışması ve Tıslama Sesleri Gelmekteydi.
Sonra, Çatıdan Bir Kıraflama Sesi Yükseldi.
Bu Kıraflama, Öyle Güçlüydü Ki, Diğer Adamları Eve Çekti.
Steve'in Yapacağı Tek Şey Yoktu.
O Da Kılıcı İle Saldırmak, Fakat, Kılıcı Neredeydi?
Ah Tabii... Paradokslu Alanda.
Evdeki Herşeyi Birleştirdi. Bir Kılıç ve Bir Kafalık Yapabildi.
Dışarı Admını Temkinli Atmadı. Kapıyı Kırar Gibi Tekmeledi.
Tekmelemeden Önce, Yanına Yeterince Yemek ve Su Aldı.
Dışarı Tekmeleyerek Çıktı Kapıyı.
Koşabildiğince Hızlı ve Zikzak Çizerek Koştu.
Amazonlara Geldi ve Önüne Gelen İlk Ağaca Tırmandı.
Ağacın Üzerinde İken, Çölden Patlama Geldiğini Gördü. Yüzünü Korudu, Gövdesini Korudu Fakat Sismik Dalga İle Ağaçtan Düşmenin Eşiğine Geldi.
Ellerinde Tuhaflık Vardı. Karıncalanma Başlamıştı ve Durduramıyordu.
Tuttuğu Blok Yavaşça Kopmaya Başladı. Diğer Bloğa Tırmandı, Fakat O Da Kopmaya Başladı.
İki Blok Kopunca Düşüyorum Derken, Ayaklarının Bloğa Yapıştığını Farketti, Fakat Kendini Ne Zaman Salsa Aşağı İniyordu.
Bu Blok Sarmaşık Olmalıydı.
Ellerine Baktı. Elinde Sarmaşık Vardı. Nasıl Gelmişti Ki?
Yukarı Çıkayım Diye Elini Attığında, Elindeki Bloğu Koydu.
Hala Nasıl Olduğunu Anlamayan Steve, Patlamadan Olduğunu Varsaydı.
Şafak Vakti, Steve Yola Çıktı.
Çöl'e Vardığında, Bir Volkan Vardı. Volkan'ın Üstünde O Güne Kadar Gördüğü En Güzel Kız Duruyordu.
Kızıl Saçları, Volkanın Lavı Gibiydi.
Mavi ve Parlayan Gözleri Onu Eşsiz Kılıyordu.
Küçük ve Tatlı Burnu, Ağzı İle Ahenk Oluşturuyordu.
Steve İle Aynı Boydalardı. Steve Ona Adımını Attı ve Koşmaya Başladı Fakat Hiç Yol Katetmedi.
-Neden?
Dedi Durup Düşünerek.
-Neden Ona Varamıyorum?
Yakında, Steve Bunun Hata Olduğunu Anlayacaktı.
Tuzak İşlerinde Usta Olan Biri Tarafından Bırakılmış Bir Hata.
Tanrının Kardeşi.
Görünmez Not: BRINE...
-TehPostman
Dünya ve Gerçeklik Şekil Değiştirdikten Sonra, Adamımız Steve, Dünya'yı Hiç Görmediği Şekilde Gördü.
Dünya'daki Her Yapıt, Devasa Sarmaşık ve Otlarla Çevrilmişti. Yerlerde Radyoaktif Olduğunu Düşünüdüğü Otlar ve Bitkiler Vardı. Çiçekler Devasa Büyüklüklere Erişmişlerdi.
Sadece Asya ve Oralara Yakın Bölgelerde Az Bitki Vardı. Steve, Buraların Birindeydi.
-Neredeyim Ben?.. Ahh Başım...
Etrafına Bakınıyordu. Sadece İşgal Edilmiş ve Yıkık, Ayrıca Yosunlu, Bir Kaç Pagoda Görüyordu.
-Hayır... Hayır hayır hayır!... Anne... Baba?...
Steve Bu Olay Karşısında Yıkılmış Gözüküyordu.
-Heps Gitti Mi Şimdi?
Diz Çöktü ve İçine Kapanmaya Başladı. Ama Dünya'da Tek Olduğu Aklına Geldiği Düşüncesi, Onu İyice Korkutuyordu.
Nereye Gideceğini Düşünüyordu.
-Zorundayım. Yaşamak Zorundayım. Ama Ben Ölürsem, Bir Daha Bu Dünya'da Yaşam Olmayacak... Bir Kişi Daha! Bir Kişi!
Yıkılmamış Sağlam Bir Ev Buldu ve Dışını Yosunlarla Kapladı. Dışarıda Nelerin Olduğu Hakkında Hiçbir Fikri Yoktu.
Radyoaktif Hayvanlar ve ya Paradoks Yüzünden Delirmiş İnsanlar?...
Gece Olmuştu. Rüzgarın Hafif Esintisi Yapraklara Vurmaktayken, Dışarıdan İnsan Sesleri Geldi. Steve Koşarak Çıktı. Yanında Koruması Yoktu. Ve ya Bir Bıçağı.
-Kim Var Orada?
+Graahg!
Bu Ses Steve'in Altına Kaçırmasına Bile Neden Olabilirdi.
Yaprakların Arasından, Ay Işığının Altında Bir Adam Göründü.
Tuhaf Bir Biçimde Elleri Öndeydi.
-Kimsiniz?
Yanından Bir Adam Daha Çıktı. Bu Adam Öyle İnce İdi Ki Kemikleri Sayılabiliyordu. En Azından Ay Işığında.
Fakat 3. Çıkan Şey, Steve'in Eve Koşmasına Yetti.
Radyoaktif Enerji Patlamasında Değişmiş Bir Domuzdu Bu. Gözleri ve Duruşu İnsana Benziyordu, Fakat 4 Ayağı Üzerinde İğrenç Yeşil Bir Koltuk Gibi Görünüyordu.
+Sssssss...
Bu Sesler Steve'e Git Gide Yaklaşmaktaydı.
Dışarıdan Kemiklerin Çakışması ve Tıslama Sesleri Gelmekteydi.
Sonra, Çatıdan Bir Kıraflama Sesi Yükseldi.
Bu Kıraflama, Öyle Güçlüydü Ki, Diğer Adamları Eve Çekti.
Steve'in Yapacağı Tek Şey Yoktu.
O Da Kılıcı İle Saldırmak, Fakat, Kılıcı Neredeydi?
Ah Tabii... Paradokslu Alanda.
Evdeki Herşeyi Birleştirdi. Bir Kılıç ve Bir Kafalık Yapabildi.
Dışarı Admını Temkinli Atmadı. Kapıyı Kırar Gibi Tekmeledi.
Tekmelemeden Önce, Yanına Yeterince Yemek ve Su Aldı.
Dışarı Tekmeleyerek Çıktı Kapıyı.
Koşabildiğince Hızlı ve Zikzak Çizerek Koştu.
Amazonlara Geldi ve Önüne Gelen İlk Ağaca Tırmandı.
Ağacın Üzerinde İken, Çölden Patlama Geldiğini Gördü. Yüzünü Korudu, Gövdesini Korudu Fakat Sismik Dalga İle Ağaçtan Düşmenin Eşiğine Geldi.
Ellerinde Tuhaflık Vardı. Karıncalanma Başlamıştı ve Durduramıyordu.
Tuttuğu Blok Yavaşça Kopmaya Başladı. Diğer Bloğa Tırmandı, Fakat O Da Kopmaya Başladı.
İki Blok Kopunca Düşüyorum Derken, Ayaklarının Bloğa Yapıştığını Farketti, Fakat Kendini Ne Zaman Salsa Aşağı İniyordu.
Bu Blok Sarmaşık Olmalıydı.
Ellerine Baktı. Elinde Sarmaşık Vardı. Nasıl Gelmişti Ki?
Yukarı Çıkayım Diye Elini Attığında, Elindeki Bloğu Koydu.
Hala Nasıl Olduğunu Anlamayan Steve, Patlamadan Olduğunu Varsaydı.
Şafak Vakti, Steve Yola Çıktı.
Çöl'e Vardığında, Bir Volkan Vardı. Volkan'ın Üstünde O Güne Kadar Gördüğü En Güzel Kız Duruyordu.
Kızıl Saçları, Volkanın Lavı Gibiydi.
Mavi ve Parlayan Gözleri Onu Eşsiz Kılıyordu.
Küçük ve Tatlı Burnu, Ağzı İle Ahenk Oluşturuyordu.
Steve İle Aynı Boydalardı. Steve Ona Adımını Attı ve Koşmaya Başladı Fakat Hiç Yol Katetmedi.
-Neden?
Dedi Durup Düşünerek.
-Neden Ona Varamıyorum?
Yakında, Steve Bunun Hata Olduğunu Anlayacaktı.
Tuzak İşlerinde Usta Olan Biri Tarafından Bırakılmış Bir Hata.
Tanrının Kardeşi.
Görünmez Not: BRINE...
-TehPostman