Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
İsyancılar Steve'nin önünde toplanmış onu bekliyordu. Steve önce ne yapacağını bilemedi. Daha sonra konuşmaya başladı: - İlk önce onların gelmesini bekleyeceğiz. Onlar geldiğinde ise hazırlığımızı yapmış olacağız. Önce herkes kendine ve ailesine ev yapmakla başlasın. Erkekler ormana gidip ağaç toplayacak. Kadınlar ise yemek yapıp küçüklerle ilgilenecek. Evimin etrafına çektiğim çitleri kaldırıp yaptığımız evlerin etrafına taştan sur yapacağız. Böylece korunmuş oluruz. Hadi herkes işe başlasın! Kalabalığın arasından birinin sesi duyuldu: - Peki bütün bunlar neyle yapacağız. Savaş sırasında bütün aletlerimiz kayboldu. - Ben size toplamanız için yeterli miktarda alet-edevat vereceğim. Siz daha sonra topladıklarınız ile bunu çoğaltırsınız. Ardından kalabalık dağıldı. Steve herkese eşit miktarda erzak ve alet dağıttıktan sonra ilk işi köpek kulübesini yıkmak oldu. Çitleri de kaldırdıktan sonra madene gitti. Herkese yararlı olabilecek bir şeyler yapmak istiyordu. Gitmeden önce haber vermek istedi. Daha önceden isyancıların lideri olan ihtiyarın yanına gitti: - Ben madene gideceğim. Haberiniz olsun. - Peki. - Bu arada sakıncası yoksa sizin isminizi öğrenebilir miyim? - İsmim Rofen. - Görüşürüz. - Kendine dikkat et! Madene inmişti. İyi de cevher toplamıştı. Derken gene daha önce yapılmış olan bir madene rastladı. Burayı araştırmaya karar verdi. Dolaşırken bir göz odaya rastladı. İçine girdi. Daha önce yakılmış olan ateşe elini dokundu. Soğuktu, demek ki burada her kimse varsa artık orada yaşamıyordu ya da ölmüştü. Kenardaki sandığın içine baktı. Birdin yüzünde bir tebessüm belirdi. Bunun nedeni muhtemelen isyancıların daha önce kaybolan aletlerini bulmuş olmasıydı. Burada pek çok maden ve alet vardı. Elmas kazmadan tut her türlü zırh ta vardı. Bunlar işlerini çok kolaylaştıracaktı. Mutlu bir şekilde evine dönerken çalılıktan bir ses duydu. İrkilerek hemen bir ağacın arkasına saklandı. Geçen kişiler iki muhafızdı. Sanki her gün buraya geliyormuş gibi rahat bir halleri vardı. Bugüne kadar onlara rastlamamış olması büyük bir şanstı. Yakalanmış olsa kim bilir neler gelecekti başına. Konuşmalarını dinlemek için yakından saklanarak takip ediyordu onları. - Efendimiz bize bunları verdiği sürece kimseye yenilmeyiz. - Yenilecek kim kaldı ki, bütün herkesin köyünü talan edip önümüze geleni öldürdük. - Hala isyancı kaldığını düşünüyor herhalde. - Birisi olsaydı çoktan ortaya çıkardı. - Öyle deme. Geçen gün komutanlar konuşurken duydum. Biri mi ne varmış, kayıp. Başkentin kuzeyinde karış karış onu arıyorlar. - Niye kuzeyi arıyorlar ki? - Kim kaçmaya çalışırsa kuzeye gidiyor. Kuzeydeki denizden gemilerle kaçmaya çalışıyorlar. Neyse ki şimdiye kadar kaçan hiç kimse olmadı. Duyduklarına çok şaşırmıştı. Acaba o aradıkları kişi kendisi olabilir miydi? Ya da kalan isyancıları mı arıyorlardı? Kafası çok karıştı. Hemen köyünün yolunu tuttu....
Köye geldiğinde çok şaşırmıştı. Sanırım çok çalışkan bir topluma denk gelmişti. Her aile kendi evini yapmışlardı bile. Sıra duvarlarda idi. Bulduğu aletleri dağıtarak bütün erkekleri madene yolladı. Tabii Rofen hariç. Onun çalışmasına göz yummuyordu. Çünkü ona irade, liderlik, bilgi konularında ihtiyacı vardı. Herkes madene indiğinde Steve dağa çıkıp gözlem yapmaya gitti. Çok büyük bir düzlük vardı dağın arkasında. Sanırım bu düzlüğün bittiği yerden sonra da krallık vardı. Böyle giderse daha çok bekleyecekti savaşmak için. Kimseye haber vermeden çok büyük bir risk alarak o şehri krallığı bulmaya kalkıştı. Kendisi de bunun çok riskli, saçma ve anlamsız olduğunu biliyordu. Henüz her şey normalken böylesine tehlikeli bir maceraya atılmak ya çok cesaret ya da aptallıktı. Yola koyuldu. Güneşin konumundan muhtemelen geceyi orada geçireceğini düşünüyordu. Neyse ki yanına ihtiyacı olan her türlü şeyi almıştı. Yiyeceği, yatabileceği bir tulum, zırh, alet ve silahları vardı. Baya bir yol kat etmişti ki korkunç sesler duymaya başlamıştı. Gitgide daha da artıyordu ses. Öyle bir sesti ki kulağında çınlıyordu. İçi korku, vahşet, hüzün dolu bir çığlık. Daha sonra metal bir şeyin üstüne bastığını fark etti. Ayağıyla yerdeki çimleri kenara iterek bir gözeneğin olduğunu fark etti. Havalandırma gibi bir şeye benziyordu. Demek ki aşağıda yaşayan birileri vardı. Kapağı açar açmaz bir merdivene bastı. Kapağı kapatıp aşağı indi. Gördüğü manzara karşısında midesi bulandı. O kadar kötü bir koku vardı ki görüntülerden daha çok etki ediyordu. Neredeyse kusacaktı ki kendini tuttu. Burada insanlara zulüm ediliyordu. Çok ağır işkence görüyorlardı. Çarmıha gerdirilmiş, tırnaklarının altı deşilmiş, kafalarını iki tahtanın arasında olanlar vardı. İçi burkuldu Steve'nin. Kendisini zor tuttu oraya atılmamak için. Çok büyük bir sinirle oradan çıktı. Gece uyumadan köyüne döndü. Yürürken kafasında yapacakları konusunda bir planlama yapıyordu.[DOUBLEPOST=1387216980,1386878756][/DOUBLEPOST]
Bölüm 7 - Tek tek
Artık o günün gelmesini iple çekiyordu. İyice sabırsızlanıyordu.Buda içindeki öfke ve nefreti büyütüyordu. Köyündeki madenciler gene bir gün madene indiğinde Steve Rofen'in yanına gitti. - Bu sabırsızlık dayanılmaz bir hal aldı bende. - Sabır şu an bizim ihtiyacımız olan en önemli şeydir evlat. - Fakat böyle ne kadar bekleyeceğiz? Bu gidişle yerimizi fark edip her şeye son verebilirler. - Telaşa kapılma, eninde sonunda oraya gidip hakkımız olanı geri alacağız.
- Dayanamıyorum artık. İçimden bir ses git oraya önüne gelenin kellesini uçur her yeri yok et diyor.
- O zaman onlardan farkın kalmaz. Belki biraz klişe olacak ama içindeki öfkeni kontrol etmelisin. Eğer içindeki öfkeni kontrol edebilirsen sana savaşta çok katkı sağlar. Neredeyse yenilmez olursun. Eğer ki öfkeni kontrol edemezsin, o zaman bu öfke senin için bir dezavantaj olur. Yenilmek senin için kaçınılmaz olur.
- Peki, öfkemi kontrol etmeye çalışacağım.
Daha sonra ormanda gezintiye çıkar. Derken önceden geldiği ve muhafızları gördüğü yere geldiğini fark eder. Daha dikkatli olup sessizce yürümeye başlamıştı artık. Burada dinlenip gene o muhafızlardan birkaçını görmeyi bekledi. Derken ayak sesleri duydu. Ayaklar çimleri çırpa çırpa ilerliyordu. Bunu hissetmişti. Hemen bir tümsek şeklindeki kayanın arkasına geçti. Muhafızlar konuşmadan etrafı kontrol ediyorlardı bu sefer. Ardından aralarından biri ötekine sordu:
- Sende duydun mu az önceki sesi?
- Bende duydum sanki. Acaba birisi mi yoksa bir hayvan falan mı?
- Risk almamak gerek kontrol edelim etrafı.
Mızraklarını çimlere sokup sokup çıkarıyorlardı. Birde yarım daire şeklinde çevirip etrafında bir şey var mı diye bakıyorlardı. Ardından Steve'nin olduğu kayaya doğru yaklaştı aralarından biri. Kayanın arkasına geçer geçmez gözünün altına bir yumruk darbesi aldı. Daha sonra Steve beline bağlamış olduğu kılıcı çekerek muhafızın tam kalbine sapladı. Sıra ötekine gelmişti. Öteki muhafız onu fark edince birden koşmaya başladı. Steve sırtından yayı alıp soğukkanlı bir şekilde yayını gerdi. Okunu fırlattı ve muhafızın sırtından vurdu. Muhafız inleyerek yere düştü. Steve öldüğünden emin olmak için yanına gitti. O kadar soğukkanlı davranıyordu ki birden yaptığı ona da garip geldi. Çok yüksek sesle bir nara atarak buraya geldiği ilk gün bulduğu kılıcı adamın kafasına sapladı. Adamın kafatası parçalanmıştı. Kılıcı da içinde duruyordu. Vakit kaybetmeden köye gitti. Aklına harika bir fikir gelmişti...
Köye vardıktan sonra hemen Rofen'in yanına gitti. Olanları açıkladı. Rofen'in ilgisini çekmişti. Steve bir fikri muhafızların kıyafetini alarak bu iblislerin arasına karışmaktı. Yanına da birini alacaktı. İstekli, kuvvetli, dinamik ve zeki biri lazımdı ona. Rofen'den yardım istedi. Rofen ona "Kofun" ismini önerdi. Köydeki evini gösterdi. Steve de onun yanına gidip ondan yardım diledi. Evine baktığında oldukça temiz ve düzenli duruyordu. Fakat onun bir ailesi olmadığını da biliyordu. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp ona yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu iş için ancak onun gibi birine ihtiyacı vardı. Çünkü kaybedecek bir şeyi yoktu. Arkasında düşüneceği çocuğu veya karısı yoktu. Bu nedenle daha iyi savaşır daha cesur olurdu. Kofun teklifini kabul etti. Muhafız kıyafetlerini alıp bir an önce yola koyuldular. Kıyafetlerinin içine de aletlerini gizlemeyi unutmadılar tabii. Oraya vardıklarında Kofun da şaşırmıştı. Onlarla yıllarca savaşmıştı fakat bu kadar zalim olabileceklerini o da tahmin etmiyordu. Toplum huzurunu bozan veya krala karşı çıkan veya herhangi bir suç işlemiş kimselerin kafasını kale girişinden sarkıtıyorlar idi. Bu zalimliği ancak onlar yapabilirdi. Daha sonra içeri girdiler. Kapıdan geçerken nöbetçiler gözleriyle şöyle bir süzdü. Sanırım kıyafetin üzerindeki işaretten olacak bir şey yapmadan işine devam etti. Steve ve Kofun da yollarına devam ettiler. Etraflarına şöyle bir bakındı. Han gibi bir yer gördüler. Oraya gidip üstlerini değiştirdiler. Fakat girerken Steve dikkat etmişti. Normal insanlarında kıyafetlerinde bu işaret vardı. O yüzden muhafız kıyafetlerinden o işareti alarak kendi kıyafetlerine taktılar. Silahlarını gene sakladılar. Böyle bir yerde normal insanların silahlı gözükmesi biraz dikkat çekebilirdi. Oradaki adama kalacak yerleri olup olmadığını sordu Steve. Adam onlara bir oda gösterdi. Yemek 1 saat sonra, aşağı gelip yiyebilirsiniz, dedi adam. Odalarına geçip silahlarını o odaya gizlediler. Ardından Steve etrafı kolaçan etmeye çıktı. İlgisini çekebilecek bir şey arıyordu. Dolaşırken bir ara sokağa girdiğini fark etti. Birden önünde 3 kişi buldu. Silahları vardı. Kendisine bakıp kollarını sallaya sallaya geliyorlardı. Steve arkasını dönüp gidecekti ki, arkasında da 2 kişi belirdi. Steve ne yapacağını bilemedi. Öylece kalakaldı. Aralarından onların başıymış gibi hareket eden adam Steve'den para istedi. Steve ne kadar konuşsa da ikna edemedi adamı. Tam kılıcını çekti Steve arkasındaki adama bir dirsek atarak koşmaya başladı. Steve o korkuyla çok hızlı koşuyordu fakat adamlarında ondan aşağı kalır bir yönü yoktu. Sokakta gören insanlar öylece acıyarak bakıyordu. Sanki Steve'nin yaptıklarının bir mantığı olmadıklarını düşünüyorlardı. Koşarken birden durakladı. Nefes aldı. Tekrar devam etti ve 100 metre kadar sonra sola döndü. Dönmez olaydı! Bir çıkmaz sokağa rastladı. 5 kişi birden kaçacak yolunu kapattı Steve'nin. Steve'ye doğru kılıçlarını çıkararak geliyorlardı. Tam Steve bütün umutlarını kaybetmiş, içinden "Buraya kadarmış, çok saçma bir sebepten dolayı arkamda bir sürü insanı bıraktım" diye düşünceler geçerken adamlardan biri yere yapıştı. Daha sonra diğeri. Birden Kofun çıktı ve adamlarla dövüşmeye başladı. Birini kılıcıyla yere serdi. Ötekini Steve yanında her ihtimale karşı taşıdığı hançerini sapladı. Öteki de bunları gördüğünde o cılız vücudunu çok iyi bir şekilde kullanarak bir anda ortadan kayboldu. Steve, Kofun'a teşekkür etti. Ona bir can borcu vardı. Bunlar sanırım bir mafya türü çete idiler. Önüne gelenden para isteyip vermeyince de zarar veren tipler. Steve durumunu güvence altına almak için bundan sonra kıyafetinin içinde ilk geldiği gün bulduğu kılıcını taşıyacaktı. Böylece bir daha böyle bir durumla karşılaştığında onları korkutabilir ya da onlarla savaşabilirdi. Hava kararmıştı. Yemeklerini bir güzel yedikten sonra odalarına çıktılar ve yarın ki yapacaklarını konuştular. Uzun süren planlar sonucunda ikisi de yorgun düşüp yatağa sarıldılar. Az sonra ikisi de gözlerini yummuş mışıl mışıl uyuyordu. Kendilerini güvende zannetmişlerdi.
Köye vardıktan sonra hemen Rofen'in yanına gitti. Olanları açıkladı. Rofen'in ilgisini çekmişti. Steve bir fikri muhafızların kıyafetini alarak bu iblislerin arasına karışmaktı. Yanına da birini alacaktı. İstekli, kuvvetli, dinamik ve zeki biri lazımdı ona. Rofen'den yardım istedi. Rofen ona "Kofun" ismini önerdi. Köydeki evini gösterdi. Steve de onun yanına gidip ondan yardım diledi. Evine baktığında oldukça temiz ve düzenli duruyordu. Fakat onun bir ailesi olmadığını da biliyordu. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp ona yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Bu iş için ancak onun gibi birine ihtiyacı vardı. Çünkü kaybedecek bir şeyi yoktu. Arkasında düşüneceği çocuğu veya karısı yoktu. Bu nedenle daha iyi savaşır daha cesur olurdu. Kofun teklifini kabul etti. Muhafız kıyafetlerini alıp bir an önce yola koyuldular. Kıyafetlerinin içine de aletlerini gizlemeyi unutmadılar tabii. Oraya vardıklarında Kofun da şaşırmıştı. Onlarla yıllarca savaşmıştı fakat bu kadar zalim olabileceklerini o da tahmin etmiyordu. Toplum huzurunu bozan veya krala karşı çıkan veya herhangi bir suç işlemiş kimselerin kafasını kale girişinden sarkıtıyorlar idi. Bu zalimliği ancak onlar yapabilirdi. Daha sonra içeri girdiler. Kapıdan geçerken nöbetçiler gözleriyle şöyle bir süzdü. Sanırım kıyafetin üzerindeki işaretten olacak bir şey yapmadan işine devam etti. Steve ve Kofun da yollarına devam ettiler. Etraflarına şöyle bir bakındı. Han gibi bir yer gördüler. Oraya gidip üstlerini değiştirdiler. Fakat girerken Steve dikkat etmişti. Normal insanlarında kıyafetlerinde bu işaret vardı. O yüzden muhafız kıyafetlerinden o işareti alarak kendi kıyafetlerine taktılar. Silahlarını gene sakladılar. Böyle bir yerde normal insanların silahlı gözükmesi biraz dikkat çekebilirdi. Oradaki adama kalacak yerleri olup olmadığını sordu Steve. Adam onlara bir oda gösterdi. Yemek 1 saat sonra, aşağı gelip yiyebilirsiniz, dedi adam. Odalarına geçip silahlarını o odaya gizlediler. Ardından Steve etrafı kolaçan etmeye çıktı. İlgisini çekebilecek bir şey arıyordu. Dolaşırken bir ara sokağa girdiğini fark etti. Birden önünde 3 kişi buldu. Silahları vardı. Kendisine bakıp kollarını sallaya sallaya geliyorlardı. Steve arkasını dönüp gidecekti ki, arkasında da 2 kişi belirdi. Steve ne yapacağını bilemedi. Öylece kalakaldı. Aralarından onların başıymış gibi hareket eden adam Steve'den para istedi. Steve ne kadar konuşsa da ikna edemedi adamı. Tam kılıcını çekti Steve arkasındaki adama bir dirsek atarak koşmaya başladı. Steve o korkuyla çok hızlı koşuyordu fakat adamlarında ondan aşağı kalır bir yönü yoktu. Sokakta gören insanlar öylece acıyarak bakıyordu. Sanki Steve'nin yaptıklarının bir mantığı olmadıklarını düşünüyorlardı. Koşarken birden durakladı. Nefes aldı. Tekrar devam etti ve 100 metre kadar sonra sola döndü. Dönmez olaydı! Bir çıkmaz sokağa rastladı. 5 kişi birden kaçacak yolunu kapattı Steve'nin. Steve'ye doğru kılıçlarını çıkararak geliyorlardı. Tam Steve bütün umutlarını kaybetmiş, içinden "Buraya kadarmış, çok saçma bir sebepten dolayı arkamda bir sürü insanı bıraktım" diye düşünceler geçerken adamlardan biri yere yapıştı. Daha sonra diğeri. Birden Kofun çıktı ve adamlarla dövüşmeye başladı. Birini kılıcıyla yere serdi. Ötekini Steve yanında her ihtimale karşı taşıdığı hançerini sapladı. Öteki de bunları gördüğünde o cılız vücudunu çok iyi bir şekilde kullanarak bir anda ortadan kayboldu. Steve, Kofun'a teşekkür etti. Ona bir can borcu vardı. Bunlar sanırım bir mafya türü çete idiler. Önüne gelenden para isteyip vermeyince de zarar veren tipler. Steve durumunu güvence altına almak için bundan sonra kıyafetinin içinde ilk geldiği gün bulduğu kılıcını taşıyacaktı. Böylece bir daha böyle bir durumla karşılaştığında onları korkutabilir ya da onlarla savaşabilirdi. Hava kararmıştı. Yemeklerini bir güzel yedikten sonra odalarına çıktılar ve yarın ki yapacaklarını konuştular. Uzun süren planlar sonucunda ikisi de yorgun düşüp yatağa sarıldılar. Az sonra ikisi de gözlerini yummuş mışıl mışıl uyuyordu. Kendilerini güvende zannetmişlerdi.
Siz de bize katılın!
392 bin üye ile şüphesiz Türkiye'nin en büyük oyuncu forumuyuz; foruma kaydolarak Minecraft, GTA, CS: GO, LoL, PUBG ve diğer tüm oyunlar hakkında soru sorabilir, bilgi alabilir ve paylaşım yapabilirsiniz. Kaydolmak için tıklayın.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.