- En iyi cevaplar
- 0
Pırıl pırıl güneşli bir gündü. Bir vampirin bile içindeki karanlığı boğabilecek bir atmosfere sahipti bugün dünya. "Kalk artık lanet şey!"
Sözleri ile uyandı Apra. Ve yavaşça yatağından doğruldu. İçeriden babasının sesi tekrar geldi;
"Kalk Artık Apra!" Apra yavaşça belini gerdi ve içeriye doğru gitti. Babası tekrar konuştu;
"Artık senin bu tembelliğinden ve yavaşlığından bıktım usandım! Hak ettiğini vereceğim o kadar."
Apra kafasını eğdi. Ailesi Apra'ya hep bir memnunsuzluk ve nefret ile yaklaşırdı.
Apra ailesinin kendisinden nefret ettiğini düşünüyordu.
-Hadi artık okula geç kalacaksın!
-Ama kahval...
-Kahvaltı yok! Sen kahvaltıyı bile hak etmiyorsun.
-Peki...
Apra yavaşça odasına doğru yürüdü... Odasına vardığında kapıyı kapattı, üstündekileri çıkardı ve yavaşça giyinmeye başladı...
Yaklaşık 15 dakika sonra evden çıktı ve oku otobüsünü beklemeye başladı. Güneş Apra'nın tam gözüne vuruyordu. Gözünü
kıstığında bile rahat göremiyordu. Apra etrafına bakmaya çalışırken çok hızlı bir şekilde önünden aşırı rüzgar yaparak bir şey geçti.
Apra: "Olamaz! Otobüsü kaçırdım!" Apra hemen son sürat önünden geçen şeyin peşine düştü. Apra koşarken söylendi
"Nereye gitti hemen bu otobüs?" Derken aniden suratında bir darbe hissetti ve sert bir biçimde yere düştü. Apra düştüğünde
sanki felç olmuştu vücudunun hiçbir yerini kontrol edemiyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışan Apra'nın birden yavaşça
gözleri kararmaya başlamıştı. Apra bayılmıştı ancak bilinci açıktı. Uykudaymış gibi değildi kendini hissedebiliyordu. Bu
hissi daha önce hiç yaşamamıştı. Sonra sesler duymaya başladı. Biri ağlıyordu bu bir kadındı. Sonra bir erkek sesi geldi;
"Merak etme." Sonra sesler bulanıklaşmaya başladı. Daha sonra Apra'nın bilinci tam olarak kapandı.
Apra uyandığında okuldaydı gözlerini açtığında başında dört kişi vardı bunlardan biri öğretmen üçü öğrenci idi.
Sorular ve meraklı bakışlar içinde uyanan Apra, merak içinde sordu "Kim ağlııyordu?" dördüde birbirlerine baktı. "Hiç
kimse ağlamadı." Apra "hayır biri ağlıyordu. Diğer adamda ona merak etmemesini söylüyordu." Öğretmen: "Apra
bir rüya görmüşsün." Dedi. Apra;
-Bir dakika... Ben buraya nasıl geldim?
-Seni siyah giysili bir adam buraya getirdi baygındın.
-Ben en son otobüsün peşinden koşuyordum.
-Otobüs mü ama bugün servis yok. Yani şöförümüz hasta. Bu sebeple bugün okula her kes yürüyerek yada halka açık otobüsler
ile geldi.
-Nasıl yani peki ya o gördüğüm şey?
-Kötü bir tecrübe yaşadın Apra. Şu anda tek yapman gereken bu olayı unutmak ve hiçbir şey olmamış gibi devam etmek.
-Pekala...
Apra doğruldu ve etrafına bakındı. Sonra yavaşça sınıfına doğru girdi. Sınıfa geldiğinde onun hakkında dedi kodular
başlamıştı bile. Sınıf hemen etrafına toplandı. Esmer tenli şirin bir kız Apra'ya sordu: "Apra bayıldığın doğru mu?" Apra ona
hayran dı.
-Evet doğru.
-Vay canına! Ne hissettin?
-Aslında ilk başta sadece gözüm kapalıymış gibi hissettim ancak ne gözümü açabiliyordum ne de vücudu hareket ettirebiliyordum.
Sonra bir çeşit sesler duydum. Sonra da bildiğimiz uyku gibi.
-Sesler mi? Ne gibi sesler?
-Şey... Bir kadın ağlıyor, bir adam da ona "Merak etme." Diyordu. Sonra biraz daha ses duydum ancak anlayamadım. Çok bulanık
ve boğuktu.
-Bu çok ilginç. Daha doğrusu bu çok ürkütücü.
Daha sonra öğretmen geldi, her kes yerine geçti. Olaydan bir hafta sonra sınıfta dövüş çıktı iki kişi bir birini ölümüne
yumrukluyordu. Ders boştu. Dövüşenler iri yarı olduğundan kimse ayıramıyordu da. Apra dövüşe bakıyordu. Ancak bir sorun
vardı her yumrukta Apra kendinden geçiyordu. Her yumrukta sanki içi dışına çıkacak gibi hissediyordu. Bir müddet sonra Apra
dayanamayıp lavaboya gitti.
Apra lavaboya geldiğinde iğrenç bir kokunun etrafı sardığını fark etti. Apra'nın başı dönüyordu. Sanki beyni yerinden
çıkacakmış gibi hissediyordu. Ancak acı yoktu. Canı acımıyordu. Ama çok kötü hissediyordu. Apra kollarını musluğa, kafasınıda
kollarına dayadı. İçindeki muhafaza edilemez bir enerji hissediyordu. Aşırı derecede başı dönüyordu...
Evet arkadaşlar. Hikayemin birinci bölümü bu kadar, yorumlarınızı bekliyorum.
Sözleri ile uyandı Apra. Ve yavaşça yatağından doğruldu. İçeriden babasının sesi tekrar geldi;
"Kalk Artık Apra!" Apra yavaşça belini gerdi ve içeriye doğru gitti. Babası tekrar konuştu;
"Artık senin bu tembelliğinden ve yavaşlığından bıktım usandım! Hak ettiğini vereceğim o kadar."
Apra kafasını eğdi. Ailesi Apra'ya hep bir memnunsuzluk ve nefret ile yaklaşırdı.
Apra ailesinin kendisinden nefret ettiğini düşünüyordu.
-Hadi artık okula geç kalacaksın!
-Ama kahval...
-Kahvaltı yok! Sen kahvaltıyı bile hak etmiyorsun.
-Peki...
Apra yavaşça odasına doğru yürüdü... Odasına vardığında kapıyı kapattı, üstündekileri çıkardı ve yavaşça giyinmeye başladı...
Yaklaşık 15 dakika sonra evden çıktı ve oku otobüsünü beklemeye başladı. Güneş Apra'nın tam gözüne vuruyordu. Gözünü
kıstığında bile rahat göremiyordu. Apra etrafına bakmaya çalışırken çok hızlı bir şekilde önünden aşırı rüzgar yaparak bir şey geçti.
Apra: "Olamaz! Otobüsü kaçırdım!" Apra hemen son sürat önünden geçen şeyin peşine düştü. Apra koşarken söylendi
"Nereye gitti hemen bu otobüs?" Derken aniden suratında bir darbe hissetti ve sert bir biçimde yere düştü. Apra düştüğünde
sanki felç olmuştu vücudunun hiçbir yerini kontrol edemiyordu. Ne olduğunu anlamaya çalışan Apra'nın birden yavaşça
gözleri kararmaya başlamıştı. Apra bayılmıştı ancak bilinci açıktı. Uykudaymış gibi değildi kendini hissedebiliyordu. Bu
hissi daha önce hiç yaşamamıştı. Sonra sesler duymaya başladı. Biri ağlıyordu bu bir kadındı. Sonra bir erkek sesi geldi;
"Merak etme." Sonra sesler bulanıklaşmaya başladı. Daha sonra Apra'nın bilinci tam olarak kapandı.
Apra uyandığında okuldaydı gözlerini açtığında başında dört kişi vardı bunlardan biri öğretmen üçü öğrenci idi.
Sorular ve meraklı bakışlar içinde uyanan Apra, merak içinde sordu "Kim ağlııyordu?" dördüde birbirlerine baktı. "Hiç
kimse ağlamadı." Apra "hayır biri ağlıyordu. Diğer adamda ona merak etmemesini söylüyordu." Öğretmen: "Apra
bir rüya görmüşsün." Dedi. Apra;
-Bir dakika... Ben buraya nasıl geldim?
-Seni siyah giysili bir adam buraya getirdi baygındın.
-Ben en son otobüsün peşinden koşuyordum.
-Otobüs mü ama bugün servis yok. Yani şöförümüz hasta. Bu sebeple bugün okula her kes yürüyerek yada halka açık otobüsler
ile geldi.
-Nasıl yani peki ya o gördüğüm şey?
-Kötü bir tecrübe yaşadın Apra. Şu anda tek yapman gereken bu olayı unutmak ve hiçbir şey olmamış gibi devam etmek.
-Pekala...
Apra doğruldu ve etrafına bakındı. Sonra yavaşça sınıfına doğru girdi. Sınıfa geldiğinde onun hakkında dedi kodular
başlamıştı bile. Sınıf hemen etrafına toplandı. Esmer tenli şirin bir kız Apra'ya sordu: "Apra bayıldığın doğru mu?" Apra ona
hayran dı.
-Evet doğru.
-Vay canına! Ne hissettin?
-Aslında ilk başta sadece gözüm kapalıymış gibi hissettim ancak ne gözümü açabiliyordum ne de vücudu hareket ettirebiliyordum.
Sonra bir çeşit sesler duydum. Sonra da bildiğimiz uyku gibi.
-Sesler mi? Ne gibi sesler?
-Şey... Bir kadın ağlıyor, bir adam da ona "Merak etme." Diyordu. Sonra biraz daha ses duydum ancak anlayamadım. Çok bulanık
ve boğuktu.
-Bu çok ilginç. Daha doğrusu bu çok ürkütücü.
Daha sonra öğretmen geldi, her kes yerine geçti. Olaydan bir hafta sonra sınıfta dövüş çıktı iki kişi bir birini ölümüne
yumrukluyordu. Ders boştu. Dövüşenler iri yarı olduğundan kimse ayıramıyordu da. Apra dövüşe bakıyordu. Ancak bir sorun
vardı her yumrukta Apra kendinden geçiyordu. Her yumrukta sanki içi dışına çıkacak gibi hissediyordu. Bir müddet sonra Apra
dayanamayıp lavaboya gitti.
Apra lavaboya geldiğinde iğrenç bir kokunun etrafı sardığını fark etti. Apra'nın başı dönüyordu. Sanki beyni yerinden
çıkacakmış gibi hissediyordu. Ancak acı yoktu. Canı acımıyordu. Ama çok kötü hissediyordu. Apra kollarını musluğa, kafasınıda
kollarına dayadı. İçindeki muhafaza edilemez bir enerji hissediyordu. Aşırı derecede başı dönüyordu...
Evet arkadaşlar. Hikayemin birinci bölümü bu kadar, yorumlarınızı bekliyorum.