Türk Destanlarında Atlar

KaanGunlu

Işık Taşı Madencisi
En iyi cevaplar
0



Türk Destanlarında Atlar

Atalarımız olan eski Türkler, atı hem mali bir gelir kaynağı varlık olarak hem de binicilik ve savaş aracı olarak değerlendiriyorlardı. Eski Türk hayatında atın önemi, mali kaygılardan çok onun eşsiz bir savaş aracı olarak kullanılmasından ileri geliyordu. Bunu Orhun yazıtlarından, Çin ve Bizans kaynaklarından, Kaşgarlı Mahmud'un 11. yüzyılda kaleme aldığı eserden anlıyoruz. İşte bu yüzden Türkler tarih boyunca At üstünde savaşmış, akınlarını at sırtında yapmıştır.

Türklerin atları bu denli çok sevmesi Türk destan ve efsanelerinde yansımıştır ve kutsal bir varlık gibi övülmüştür. Bazı kaynaklara göre At'a gücünü de Tanrı verir. Eski Türklerin Er Sogotoh Destanı’nda altın renkli at, kutsal ve güçlüdür. Er Sogotoh güney seferine çıktığında Kan Irmağı’nı geçemez, destana göre atı uçarak onu ırmağın ötesine geçirir. Köroğlu’nun destanında ise atı da yüzerek karşıya geçer. Bu olay şöyle olmuştur. Bir keresinde düşmanları Köroğlu’nu izlerken o atını derin bir suya salar; düşmanları boğulur, atı yüzerek onu kurtarır. Köroğlu’nun atının ayakları koşarken yere değmez; babası atın ahırda beslenirken biraz ışık görmüş olduğunu, ışık görmeseydi kanatlı olacağını söyler. Kır At’ın ayağına koşarken çamur bulaşmaz; yelden tez gider, kuş gibi uçar, yüksek kale duvarlarını aşar, gökte uçan kuşu kovalar. Manas Destanı’nda Almam Bet de atıyla, uçan serçeyi yakalar. Köroğlu Destanı’nın sonunda, Kır At ölünce Köroğlu kendini savunmaz. Çünkü Kır At’tan sonra ona yaşamak gerekli değildir; başını katillere uzatır…

Şaman törenlerinde at, şamanı gökyüzüne çıkaran binek ve kurbanlık hayvan olarak önem kazanmıştır. Şaman davulu da her zaman at olarak nitelendirilmiştir. At, Gök Tanrı’nın simgelerinden biri olarak önem kazanmış ve kurban olarak da ona sunulmuştur. Şamanist mitolojide at, kam’a/şaman’a göğe çıkma olanağı sağladığı için çoğu kez kanatlı olarak düşünülmüştür. Şaman göğe çıkmak için, ak at yelesinden yapılmış çelenkleri ağaçlara asar. Cengiz Han’ın kam’ı Teptengeri, ruhlarla konuşmak için görünmezlerden gelen bir boz ata binip göklere çıkardı. Kimi Türk toplulukları ise ruhların atlarını, Dünya’nın eksenini oluşturan Demirkazık’a (Kutup Yıldızı’na) bağladıklarına inanırlardı.

Bu konuda At'ın türk kültürünün önemli bir yapı taşı olduğuna ve Türk destanlarındaki At unsurunun önemine dikkat çekmeye çalıştım. Bulduğum bilgilerse sizi bilgilendirdiysem ne mutlu bana :)


Kaynak:
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.

Kaynak2:
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.

Kaynak3:
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.


*Kaynaklardaki bilgiler düzlenlenerek aktarılmıştır. Tüm bilgiler kendi elimden çıkmamıştır.​
 

Tenekesaurus

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Tulpar: Kanatları vardır. Genelde beyaz veya kara (tek renk) bir at olarak betimlenir. Beyaz kanatları
vardır ve Kuday (Tanrı) tarafından yiğitlere yardımcı olması için yaratılmıştır. dünyanın en uzun
destanı olan kırgızların manas destanında, manas'ın ünlü savaşçılarının sürdüğü kanatlarıyla
rüzgardan hızlı koştuğu söylenen efsanevi atlar. Başkurt nançlarına göre kanatlarını hiç kimse
göremez. Tulpar kanatlarını yalnız karanlıkta, büyük engelleri ve mesafeleri aşarken açar. Eğer birisi
tarafından tulpar’ın kanatları görülürse, Tulpar’ın kaybolacağına inanılır. Tulpar adı yalnızca Türklerde
değil komşu Avar, Lak, Andı, Dargı ve Tabasaran dillerinde de yaşamaktadır. Osetlerde Tolpar,
Çeçemlerde Turpal olarak yer alır. Bir Kumuk atasözünde şöyle der.

Tulpar yerün birevü buççağunda bulsa da, öz yılkısın tabar.

(Türk Destanlarıyla ilgili her soru cevaplanır, bilgi verilir)
 
Üst