- En iyi cevaplar
- 0
"Steve, eğer bu yazı eline ulaşmışsa, hemen pılını pırtını topla ve kaçabildiğin kadar kaç. Asla durma. Yorulma. Acıkma. Göz Kırpma. Nefes Alma. Çünkü birini yapmaya kalksan, yapamayacak kadar kısa bir süre içinde kalırsın. Ben amcan. Amcan Satelitte. Ve eğer bu yazı, şu an 'sendeyse',
"
Steve birden tuhaf ve alakasız bir ek gördü.
"Çürük mezardan çıkıp, kapına dayanacağım, kilit basarsan, mühürleyip yakacağım, bedenin yanacak cayır cayır, ben izleyeceğim. Her zaman sağında olacağım fakat solundan vuracağım. Beni bekleme. Koş. -HB"...
Bu mesajın nereden geldiğini, kimden geldiğini bilmiyordu. Tek bildiği şey amcasının hayatını esrarengiz bir şekilde kaybetmesiydi.
Koşabildiği kadar gitti. Kaçtı, kaçtı.... En sonunda varmıştı.
Amcası, küçükken ona bir portal göstermişti. Bu portal, iki boyut arasında geçiş yapıyordu. Hiçbir güç onu kıramaz, yıkamaz, parçalayamazdı.
Portaldan geçti.
Şimdi, daha insani bir yerdeydi. Yerde çimenler; ileride domuzlar, koyunlar, inekler, tavuklar ve biri. Biri mi? Gözlerini ovuşturdu. Portalın bir etkisi olmalıydı ki kaybolmuştu.
Aradan tamı tamına seksen yıl geçti. Amcasının mektubunu hala saklıyordu. Kendisi, amcasının yaşına nihayeten ermişti.
Birden, kapısı çalındı.
Kapıyı açtı.
Kimse yoktu ki? Birden bir ses, samimi, sıcak, biraz sert bir tavırla; "Kaç"...
diye fısıldadı.
Steve ani bir tırsıntıyla arkasını döndü. O adam yüzünü öpecek kadar mesafede, kanlı gözleri ile dik dik bakıyordu.
-Sen de kim oluyorsun? Odamda ne işin var! Ayrıca sen nasıl gird-
+Şşşş... Duyacaklar....
-Ama..
+Otur. Konuşalım. Lütfen?...
-...
Steve yatağa oturmuştur bir kere. Adamla uzun uzun bakışırlar. Bir süre sonra yavaşça gözünü adamdan kayırır. Evinin duvarları zerresine kadar tek tek siliniyordu.
Sakindi. Öleceğini, amcası gibi olacağını biliyordu.
+Satelitte...?
-AMCAM MI? NEREDE?
+E, sen değil misin?
-Ne?
Birden tuhaf herif işaret ve baş parmağı ile Steve'in hem çenesine hem alnına bastırır.
+Senin adın Satelitte...
-Benim adım, Satelitte...
+Karının adı Julia...
-Karımın adı *beynini tutat ve mızmızlanır*-...!
+KARININ adı, JULIA!
-Karımın adı Julia, karımın adı Julia *sayıklar*.
+Yeğenin Steve'e mektup yaz ve kaçmasını söyle.
-Ama, neden?
+İşin zevki için....
Satelitte bu zaman döngüsü içerisinde dönerken, HB, kısaltmalı isim, Satelitte'i öldürüp, bir not yazar. Not bu sefer farklı şekildedir. HB sıkılmış olmalıdır ki, başkalarına sataşır;
"Sonsuza kadar giden bir çizgi içinde ne sen ne de ben ölümlüyüz. Madem ölümlüyüz, neden savaşıyoruz, STEVE?! -HB"
HB'nin tahmin ettiği gibi gitmez işler. Birden, notta bir delik açılır. Mürekkep akar ve notu komple kaplar.
Göz açıp kapadığı zaman, birden olay Satellite'e misafir gelen biri ile geçer.
HB, kendi kendine;
+Ne? Nedir Bu? Bu.... B-b-...
Tuhaf misafir birden aslında görünmemesi gereken HB'ye dönüp, korkunç bir koro halinde, kalın ve gür sesi ile,
"Kurallarımla oynamak, kendi geleceğinle oynamaktan başka b-b-irşey değil!" diye bağırır...
-2. Bölüm Yakında
"
Steve birden tuhaf ve alakasız bir ek gördü.
"Çürük mezardan çıkıp, kapına dayanacağım, kilit basarsan, mühürleyip yakacağım, bedenin yanacak cayır cayır, ben izleyeceğim. Her zaman sağında olacağım fakat solundan vuracağım. Beni bekleme. Koş. -HB"...
Bu mesajın nereden geldiğini, kimden geldiğini bilmiyordu. Tek bildiği şey amcasının hayatını esrarengiz bir şekilde kaybetmesiydi.
Koşabildiği kadar gitti. Kaçtı, kaçtı.... En sonunda varmıştı.
Amcası, küçükken ona bir portal göstermişti. Bu portal, iki boyut arasında geçiş yapıyordu. Hiçbir güç onu kıramaz, yıkamaz, parçalayamazdı.
Portaldan geçti.
Şimdi, daha insani bir yerdeydi. Yerde çimenler; ileride domuzlar, koyunlar, inekler, tavuklar ve biri. Biri mi? Gözlerini ovuşturdu. Portalın bir etkisi olmalıydı ki kaybolmuştu.
Aradan tamı tamına seksen yıl geçti. Amcasının mektubunu hala saklıyordu. Kendisi, amcasının yaşına nihayeten ermişti.
Birden, kapısı çalındı.
Kapıyı açtı.
Kimse yoktu ki? Birden bir ses, samimi, sıcak, biraz sert bir tavırla; "Kaç"...
diye fısıldadı.
Steve ani bir tırsıntıyla arkasını döndü. O adam yüzünü öpecek kadar mesafede, kanlı gözleri ile dik dik bakıyordu.
-Sen de kim oluyorsun? Odamda ne işin var! Ayrıca sen nasıl gird-
+Şşşş... Duyacaklar....
-Ama..
+Otur. Konuşalım. Lütfen?...
-...
Steve yatağa oturmuştur bir kere. Adamla uzun uzun bakışırlar. Bir süre sonra yavaşça gözünü adamdan kayırır. Evinin duvarları zerresine kadar tek tek siliniyordu.
Sakindi. Öleceğini, amcası gibi olacağını biliyordu.
+Satelitte...?
-AMCAM MI? NEREDE?
+E, sen değil misin?
-Ne?
Birden tuhaf herif işaret ve baş parmağı ile Steve'in hem çenesine hem alnına bastırır.
+Senin adın Satelitte...
-Benim adım, Satelitte...
+Karının adı Julia...
-Karımın adı *beynini tutat ve mızmızlanır*-...!
+KARININ adı, JULIA!
-Karımın adı Julia, karımın adı Julia *sayıklar*.
+Yeğenin Steve'e mektup yaz ve kaçmasını söyle.
-Ama, neden?
+İşin zevki için....
Satelitte bu zaman döngüsü içerisinde dönerken, HB, kısaltmalı isim, Satelitte'i öldürüp, bir not yazar. Not bu sefer farklı şekildedir. HB sıkılmış olmalıdır ki, başkalarına sataşır;
"Sonsuza kadar giden bir çizgi içinde ne sen ne de ben ölümlüyüz. Madem ölümlüyüz, neden savaşıyoruz, STEVE?! -HB"
HB'nin tahmin ettiği gibi gitmez işler. Birden, notta bir delik açılır. Mürekkep akar ve notu komple kaplar.
Göz açıp kapadığı zaman, birden olay Satellite'e misafir gelen biri ile geçer.
HB, kendi kendine;
+Ne? Nedir Bu? Bu.... B-b-...
Tuhaf misafir birden aslında görünmemesi gereken HB'ye dönüp, korkunç bir koro halinde, kalın ve gür sesi ile,
"Kurallarımla oynamak, kendi geleceğinle oynamaktan başka b-b-irşey değil!" diye bağırır...
-2. Bölüm Yakında