- En iyi cevaplar
- 0
Var ya devamını okumak isterdim. Yanlız şuna karar ver;Kusura bakma ufak bir işim çıktı, geldim şimdi:
Yonnie akıllı bir gençti. Ailesiyle birlikte Japonya'nın huzuru serinliğine aksetmiş kırlarında yasarlardı. Dağ eteğindeki uçsuz bucaksız ovaya kurulmuş olan köyleri, adeta bir mutluluk hanıydı. Yonnie, her sabah erkenden kalkar, kuyudan su çeker ve elini yüzünü bu yerin derinliklerinden gelen yaşam kaynağı ile yıkardı. Köyün suyu dağın karlarından geldiği için pek berrak olur, içene de ferahlık verirdi. Yine bir gün Yonnie, bölgelerine has olan bir dövüş sanatı olan Saji becerilerini geliştirmek için dağ yamacındaki Ejder Tapınağı'na doğru yola koyuldu. Bu tapınak, o bölgeye ilk yerleşen kabileler tarafından yapılmıştı. Ulaşılması ve bulunması kolay olmasın diye sarp yamaçları olan, düşeni affetmeyen uçurumlarla dolu ama bir o kadar da huzur veren manzaraya sahip olan bu dağa kurulmuştu. Tapınağa ulaşmak için dar ve oldukça dik bir yol yapılmıştı. Yonnie ise bu yolu her gün rahatlıkla çıkıyor, o güzel sesi ile yerel ezgileri mırıldanıyordu. Tapınak yolu usta taş işçileri tarafından kakmalı işlemelerle süslenmiş, güzel görünmesi için cilalanmıştı. Güneş ışığının da etkisiyle gözleri sarhoş edecek güzellikte kamaşıyordu. Nihayetinde bu yolu biraz soluklanarak da olsa tamamlamış ve tapınak görünmüştü. Tapınağa vardığında ise içini kötü bir his sarmıştı. Büyük ahşap kapıdan geçti ve kırmızı, ejderha motifli bir halısı olan hole geçti. Dedesinden miras kalan, ucunda yeşim taşları bulunan odundan bir asası vardı. Yer yer demir kaplamalı asasını çıkardı ve her zamanki gibi çalışmaya başladı... (Lazımsa devamını da yazabilirim.)
Hikaye mi ?
Hayalperest mi ?