CREEPY PASTA AŞKTIR <3

TicciToby

Yeni Doğmuş
En iyi cevaplar
0
(Arkadaşlar Bunu Facebooktan CreepyPasta Türkiye adlı sayfadan buldum tam çevirilmemiş olabilirmiş ama yinede bi okursanız sevinirim iyi okumalar ^^ )
(Bide okursanız banada anlatın okumaya üşendim :D )

(7 Eylül, 2010)

Tamam, yardımınıza ihtiyacım var. Uzun bir okuyuş olacak, ama güvende olmamın ya da iyi hissetmemin tek yolu bu gibi geliyor. Bu bir oyun temalı olacak, özellikle Majoranın maskesiyle ilgili ve hayatımda yaşadığım en ürkütücü olay.

İkinci sınıf öğrencisi olarak yurda taşındım. Eski bir arkadaşım bana bu Nintendo 64'ü oynamam için verdi. Eh baya mutlu olmuştum artık küçüklüğümdeki o eski oyunları oynayabilirdim. Nintendo 64'ü sarı bir kol ve sahte bir Super Smash Bros ile geldi. Dilencilerin seçim hakkı olmadığından oynadım demek çok sorun olmaz. Tabii kısa sürede en zor seviyedeki CPU'ları yenmem uzun sürmedi.

O hafta sonu vaktimi komşu garaj satışlarında harcamaya karar verdim (belkide ilgisiz birkaç aileye denk gelirdim). En sonunda Pokemon Stadyumun bir kopyası ve 2 kol'u 2 dolara aldım. Memnun bir şekilde eve dönerken son ev dikkatimi çekti. Neden ilgimi çekti hala bilmiyorum hiçbir araba yoktu sadece bir masa ve üstünde dizilmiş birkaç çöp. Fakat bir şey beni oraya çekiyordu. Bu tür durumlarda inatçıyımdır o yüzden arabadan çıktım. Beni yaşlı bir amca karşıladı. Dış görünüşü nasıl desem, nahoştu. Farklıydı, bana niye görüntüsü nahoşu deseniz hiçbirşey söyleyemem. sadece onun hakkında bir şey vardı. Tam olarak açıklayamam, eğer öğlenleyin etrafımızda bir dizi insan olmasaydı ona yaklaşmazdım bile.

Bana çarpık bir gülümseme attı ve ne için baktığımı sordu. Neye bakıyordum? Tam o sırada bir gözünün kör olduğunu fark ettim. sol gözüne bakmaya çalışarak eski video oyunları olup olmadığını sordum.

Bana video oyunlarının ne olduğunu sorduğunda ne diyeceğimi düşünürken arkadaki kutuda birkaç tane olduğunu söylerek beni şaşırttı. Birkaç saniyede döneceğini söyledikten sonra garaja gitti. Topallayarak gitmesini izlerken masada duran tuhaf...çizimlere bakmaktan kendimi alıkoyamadım. Garip türden olan bu çizimler size psikoloğun göstereceği türden çizimlerdi. Adamın garaj satışına neden kimsenin gelmediği belliydi eşyalar düzenli bile değildi. Sonunca sına geldiğimde nedense majoranın maskesine çok benzettim aynı kalp şeklindeki gövde ve etrafındaki küçük dikenler. Aslında başından beri bulmak istediğim oyun buydu. Meğer majoranın maskesi şeklinde bir mürekkep lekesiymiş. Şimdi düşününce bu tesadüfü adama sormalıydım. Keşke sorsaydım.

Majora şeklindeki mürekkep lekesine baktıktan sonra, kafamı kaldırdım ve yaşlı adam tam önümdeydi. Refleks olarak zıplayıp tedirgince gülümsememden sonra bana bir Nintendo kutusu uzattı. Birisinin üstünde Majoranın maskesi yazmış olması dışında tamamen griydi. Tesadüfe şaşırsamda adama sakince ne kadar olduğunu sordum.

Yaşlı adam gülümseyip bedavaya alabileceğimi söyledi. Eskiden benim yaşımdaki bir çocuğa aitmiş artık yaşamadığını söyledi. Yaşlı adamın bunu ifade edişi garipti ama o sırada fark etmemiştim. Tek umursadığım oyunu bedavaya bulmuş olmamdı.

Kutunun şüpheli duruşundan kendime oyunun çalışma garantisinin olmadığını hatırlattım, ama içimdeki optimisttik taraf belki de beta versiyonu gibi bir şey olduğunu söylüyordu. Önemli olan mutluluğumu korumaktı. Adama teşekkür ettim adamda bana gülümsedi ve hoşçakal o zaman dedi

daha doğrusu ben öyle dediğini sandım. Dönüyorken tüm yol boyunca dediğini düşündüm sanki başka bir şey söylemişti. Korkularımın doğru olduğunu oyunu açınca fark ettim (beni şaşırtarak açıldı) ve bir tane kayıtlı oyun vardı "BEN". O sırada anladım ki hoşcakal o zaman değil hoşçakal Ben (ingilizcede goodbye then ile goodbye Ben'i karıştırıyor) demiş. Yaşlı adam için üzüldüm belki de ölen çocuk yani "BEN" onun oğluydu.

Meraktan kayıt dosyasına göz attım. Oyunda çok ileri gittiğini söyleyebilirdim. Nerdeyse tüm maskeleri toplamış ve bossların 3/4 ünü yenmişti. 3. gündeydi ve ayın çarpmasına yaklaşık 1 saat kalmıştı. Oyunu bitirmeye bu kadar yaklaşmışken bitirememesi çok kötü olmuş. Bende yeni bir kayıt dosyası oluşturdum gelenek olduğu için adını "Link" koydum. Çocukluğumu tekrar yaşamaya hazırdım.

O kutudan sonra oyunun takılmadan çalışmasına şaşırıdım. tabii hiçbir sorun yokta değildi bazen gereksiz yere çıkan textürler ve beni en çok rahatsız eden npclerin beni bazen "Link" bazense"BEN" olarak çağırmalarıydı bir süre sonra ürkmeye başlayınca BEN kayıt dosyasını sildim. bu hem olayı çözdü hem de çözmedi artık NPCler bana hiçbirşey demiyorlar ismim olması gereken yerde boşluk var fakat kayıt ismi hala link. yapmam gereken ödevler olduğu için bugünlük oyunu kapatıp kaldırdım.

Dün gece oyunu oynamaya tekrar başladım, Gerçeğin lensini alıp Snowhead Kulesinden çıkıyordum. Şimdi, bazı Majora fanları bu "4.gün" oyun hatasını bilir (Bilmeyner googledan aratabilir kısaca son gün saat 00:00:00'a yaklaştığında telescopla bakmanız gerekiyor. Eğer doğru zamanladıysanız o gün tekrar başlar ve eksik kalan işlerinizi tamamlayabilirsiniz.) Snowhead kulesini bitirmek için oyun hatasını kullanmaya karar verdim: İlk denememde başarılı oldum ve alttaki zaman sayacı kayboldu.

Fakat, teleskoptan çıkmak için B'ye bastığımda astrologla karşılaşmak yerine Majoranın boss odasında Skull kid'in üstümde uçmasına bakarken buldum. Hiçbir ses yoktu, sadece Skull kid'in üstemden uçma sesi ve arenada çalan arka plan müziği. Bir anda heyecanlanmaya başladım - bu kesinlikle normal değildi. Skull kid ASLA burada çıkmazdı. Arenada gezmeye çalıştım ama nereye gidersem gidiyim Skull kid bana bakıyordu, hiçbir şey söylemeden. Bu böylece altı saniye felan sürdü oyun buglandı sanıyordum - daha doğrusu umuyordum.

Tam tekrar başlat butonuna basacakken ekranda bir yazı belirdi "Neden olduğuna emin değilsin, ama rezervasyonun varmış..." Hemen yazıyı tanıdım - bu mesajı Stock Pot tavernasında Anjudan oda anahtarını aldığında söylüyordu, ama neden burada demişti ki? Oyunun benimle iletişime geçmeye çalıştığı hissini kenara bırakarak etrafı aramaya başladım, böylece bir şeyleri hareket ettirecek bir şey bulabilirdim. Sonra ne kadar aptal olduğumu fark ettim - biri neden böyle bir oyunu tekrar programlasın ki? çok saçma olurdu. 15 saniye sonra (aslında gayet uzun) ekranda bir yazı belirdi, ilki gibi buda oyunda vardı "Kulenin bossuna git? Evet/Hayır". Bir saniyeliğine durdum, hangi seçeneğe basmalıydım ve oyunun buna tepkisi ne olurdu. Hayır butonuna basamadığımı fark edince derin bir nefes aldım ve evet'e tıkladım. Ekran "Yeni bir gün başladı" yazısıyla beyazladı fakat günün yazması gereken yerde "|||||||||" yazısı vardı.

Saat şehrinin bir tür alacakaranlık versiyonundaydım. Saat kulesine çıktım (normalde ilk gün yaptığım gibi) tek gördüğüm ise her şeyin gitmiş olduyduğu. Normalde 4.gün hatasını yaptığınızda hala muhafızları ya da koşan köpeği görebiliridiniz ama onun yerine bir şeyin burada benimle olduğu ve beni izlediği hissi gelmişti. Dört canım ve kahramanın yayına sahiptim. Ama şimdi link için değil kendim için endişeleniyordum. En korkuncu ise müzikti – İyileştirme müziği çalıyordu ama tersten.

Müziğin sesi durmadan artıyordu sanki sonunda bir şey fırlayacaktı ama hiçbir şey çıkmadı… korku yavaş yavaş akıl sağlığımı sarmaya başladı.

Artık arkaplanda Happy Mask Salesman’in (Türkçeye çevirince aşırı saçma oluyor diye dokunmadım) gülme sesini duymaya başladım. O kadar kısıktı ki hayal mi ediyorum duyuyor muyum emin olamadım onu aramama yetecek kadarda yüksekti. Saat kasabasının dört alanını da gezdim gene de hiçbir şey bulamadım… Hiç kimse. Tüm dokular kaybolmuştu. Doğu saat kasabasında havada uçuyordum tüm alan… kırılmıştı. Tamamen gitmişti. Bu sırada iyileştirme şarkısının tersi belki de 50. Kere çalmıştı. Doğu saat kasabasının ortasında durup hiçbir video oyununda bu kadar yalnız olmadığımı fark ettim.

Hayalet şehrin etrafında dolaştım, Buranın nasıl bir karışım olduğunu bile bilmiyorum kaybolmuş dokular karanlık bir atmosfer ve bir zamanlar huzurlu ve içimi rahatlatan şarkının şimdi çarpıtılmış ve zalimce bir ton almıştı. Nerdeyse ağlayacaktım ve nedeni hakkında hiçbir fikrim yok. Ben zar zor ağlayan biriyimdir, bir şey ana sıkıntı veriyordu, yabancı ve bilmediğim bir şey

Saat kasabasından ayrılmaya çalıştım, ama her deneyişimde kasabanın başka bir yerinden geri geldim. Ocarnia’yı çalmayı denedim, buradan gitmek istiyordum burada olmak İSTEMİYORDUM ama ne zaman zaman şarkısı ya da rüzgarın şarkısını çalsam “Notaların uzaklardan yankılanıyor, ama hiçbir şey olmuyor” Oyunun benim gitmemi istemediği belliydi, neden tuttuğunu ise hiç bilmiyorum. Binaların içine girmek istemiyordum, sanki korktuğum şey binaların içindeydi. Neden bilmiyorum ama eğer kendimi çamaşır havuzunda boğarsam başka bir yerde canlanabileceğimi düşündüm.

Dönüp havuza koşmaya başlayınca link kafasını tuttu ve ekran kısa süreliğine Happy Mask Salesman bana –Linke değil – bana bakıyordu arkaplandan ise Skull Kid’in çığlığı geliyordu. Ekran kendine geldiğinde linkin heykeline bakıyordum. O şey bana ifadesizce bakınca çığlık attım. Arkamı dönüp güney saat kasabasına koşmaya başladım. Korktuğum gibi o pislik heykel beni takip etmeye devam etti. Bunu karşılaştırabileceğim tek şey doctor who’daki ağlayan melekler. Sıkça ve alakasız aralıklarla heykelin arkamda belirmesinin animasyonu çıkıyordu. O şey sanki beni kovalıyordu hatta – söylemek bile istemiyorum – lanetliyordu.

Artık delirmenin eşiğine gelmiştim, ama bir kere bile oyunu kapatmayı düşünmedim. Neden bilmiyorum sanki oyunun içinde sıkışmıştım, yarattığı korkunun etkisi çok gerçekti. Heykeli sallamaya çalıştım, ama her seferinde arkamda tekrar belirdi. Link daha önce yaptığını görmediğim garip hareketler yapmaya başladı. Kolunu sağa sola savuruyor. Bedeni eğilip düzeliyordu, ekran değişip Happy Mask Salesman bana gülüyor sonra tekrar o lanet heykel geliyordu. Sonunda kılıç ustaları dojosuna gittim neden bilmiyorum. Panik halimdeyken sadece yalnız olmadığımı bilmek istiyordum. Normal olarak kimseyi bulamadım. Çıkmak için döndüğümde Önüme gene heykel çıktı bu sefer beni kenara sıkıştırmıştı. Ona saldırmayı denedim hiçbir şeye yaramadı, Yerimde durup beni öldürmesini bekledim. Aniden ekran gene gitti, Happy Mask Salesman ve link heykelin önüne geçip ekrana – daha doğrusu bana - bakmaya başladılar. Ürkmüş bir şekilde dojodan çıktım. Bir anda oyun beni yeraltına ışınladı, iyileştirme şarkısının tersi gene çalıyordu. Heykel gene arkamda çıkmadan önce biraz dinlenebildim… Bu sefer daha agresifti – arkamda tekrar çıkmadan önce 1-2 adım atabiliyordum. Hızlıca tünelden çıktım ve güney saat kasabasına girdim. Panik içinde koşarken aniden bir çığlık geldi ve ekran karardı “Yeni bir günün başlangıcı” yazısı gün olması gereken yerde “|||||||||” ile tekrar çıktı.

Ekran yavaşça açıldı ve gene Saat kulesinin üstünde Skull Kid’in uçmasını izliyordum. Yukarı baktığımda kafamın birkaç metre üstünde ayın geri geldiğini fark ettim, ama Skull Kid bana o maskeyle bakmaya devam ediyor. Yeni bir müzik çalıyordu – Saat kulenin müziği tersten çalıyordu artık insani depresyona sokacak türden bir şey olmuştu. Okumu aldım ve Skull Kid’e saldırdım – vurdum da hatta geri sendeledi bir daha vurdum 3. Oku attıktan sonra “Bu hiçbir şeye yaramaz. Hee, hee.” yazısı çıktı. Sonra bilinmeyen bir güçle havaya kaldırıldım, sonra link aniden bir çığlık attı ve onu aniden öldüren bir ateşle karşılaştı.

Bu olduğunda yerimden fırladım – Bu hareketin başkası tarafından kullanıldığını daha önce görmemiştim ve Skull Kid’in böyle bir hareketi yok. Ölüm sahnesi gerçekleştiğinde cansız bedenim hala yanıyordu. Skull Kid güldü ve ekran karardı. Canlandığımda tekrar aynı yerdeydim bu sefer Skull Kid’e kılıçla saldırmayı denedim. Aynı şey oldu, Link bilinmeyen bir güç tarafından kaldırıldı ve onu öldüren ateşle karşılaştı. Bu sefer ölüm ekranında Yaşam şarkısının tersi çalıyordu. Üçüncü ve son denememde Skull Kid ile olan orijinal savaşta onu yenmek için ya Ocarina’yı kullanıp ya zamanda geri gitmen ya da devleri çağırman gerektiğini hatırladım. Zaman Şarkısını çalmayı denedim ama son notayı üfleyemeden Linkin bedeni alevlerle çevrelendi ve anında öldü.

Ölüm sahnesi bitmeden önce donmaya başladı. Sanki bir sürü şey yapmaya çalışıyordu… ekran geldiğinde geçen üç seferkiyle aynı yerdeydim ama bu sefer Link yerde ölü yatıyordu. Kafası ekrana dönüktü ve Skull Kid üstünde uçuyordu. Hiçbir şeye basamıyordum, hareket edemiyordum tek yapabildiğim linkin ölü bedenine bakmaktı. 30 saniye sonra oyunun tek yaptığı “korkunç bir kaderle karşılaştın, değil mi?” diyerek ana ekrana atması oldu.

Ana ekrana dönünce oyunu başlattım ve kayıt dosyamın silindiğini gördüm. Onun yerine “SENİNSIRAN” vardı. “SENİNSIRAN” kayıt dosyasının 3 kalbi ve 0 maskesi vardı hızlıca “SENİNSIRAN” a girdim. Gene Saat kulesine dönmüştüm. Link ölü şekilde yere yatmıştı onun üstündeyse Skull kid dönerek gülüyordu. Hızlıca oyunu tekrar başlattım açıldığında bir tane daha kayıt dosyası eklenmişti . “SENİNSIRAN” ın altında “BEN” dosyası eklenmişti. “BEN” onu silmeden önce bıraktığım yerdeydi, Taş kulesi tapınağında ve nerdeyse ay çarpacak.

Bu kısımda oyunu kapattım. Ben “doğaüstü” olaylara inanmam ama bu bile benim için çok fazla. Tüm gün oyunu açmadım. Geçen gece uyuyamadım bile. Tüm gece iyileştirme şarkısının tersini kafamda duyup durdum saat kulesinde hissettiğim o hissi yaşadım. Yaşlı adamın evine bir dostumla gittim (oraya tek başıma asla gitmem) orada tek bulduğumuz satılık tabelası oldu. Kapıyı çalmama rağmen kimse açmadı.

Sonuç olarak evde tek başıma size düşüncelerimi ve olayları açıklayacağım. Eğer kelime hataları varsa affedin uyuyamıyorum. Oyundan korkmama rağmen aynı zamanda onu keşfetmek zorundaymışım gibi hissediyorum. Sanırım bunun “BEN” ile bir ilgisi var. Eğer şu yaşlı adamı bulursam birkaç cevap bulabilirim. Oyunu açmam için dinlenmem gerek bir gün yeter herhalde. Bir sonraki sefere tüm oynayışı kaydedeceğim. Kaydetme fikri sonra geldiği için her şeyi alamadım gördüklerimin son dakikaları yer alıyor (Skull kid ve Elegy heykeli dâhil).

(Gün dört.wmv
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.
)

Böyle biraz daha devam edeceğim yatmadan önce bunu paylaşacağım böylece sizin fikirleriniz işime yarayabilir. Yarın “BEN” dosyasını oynamayı düşünüyorum belki de başından beri yapmam gerek

buydu. Ben paranormal saçmalıklara inanmam belki de bu Ben iyi bir hacker/programcı. Olmadığını varsaymak istemiyorum.

Umarım bu olanlar bir tür şakadır oyun yapımcılarının hazırladığı farklı türden bir oyun. Beni gerçekten korkutuyor.

2. Paylaşım (8 Eylül, 2010)

Son yazdığımdan hemen sonra dalmışım. Ama dün gece, şu Ağıt heykelini gördüm. Rüyamda beni takip ediyordu. Kendi işimle uğraşırken arkamda bir şey hissettim. Arkama döndüm ve o korkunç şey… o cansız heykel bana boş gözleriyle bakıyordu. Rüyamda onu Ben diye çağırdığımı hatırlıyorum, ve daha önce hiçbir rüyamı bu kadar detaylı hatırlamamıştım. Eh önemli kısım uyuyabilmiş olmam herhalde.

Bugün yaşlı adamın geri gelip gelmediğini görmek için geri gittim. Beklediğim gibi araba yoktu ve adam hala evde değildi eve dönecekken yan evde çim biçen biri bana bir şey arayıp aramadığımı sordu. Ona burada yaşayan yaşlı adamı sordum taşınıyor olması dışında önemli bir şey söylemedi. Yaşlı adamın ailesi yada akrabası olup olmadığını sordum, yalnız yaşıyormuş ve hiç evlenmemiş. Son olarak Ben kim diye sordum? Sorar sormaz adamın yüz ifadesi değişti. 4 yıl önce 12 Nisanda – tam evlilik yıl dönümüne geldiği için hatırladığını söyledi - Ben adında bir çocuğun başına bir şey gelmiş. Kısa bir süre sonra ailesi taşınmış. Biraz daha konuşturmaya çalışsam da bir şey söylemedi.

Oyunu oynamaya devam edeceğim, Oyunu yükler yüklemez yerimden sıçradım çünkü maskenin “whoos” diye açılma sesi daha yüksek ve aniydi. En kötüsünü bekleyerek başlata tıkladım, ama 2 gün öncesindeki gibi “YOUTURN” ve “BEN” duruyordu. Fakat “BEN” in özellikleri değişmişti, bu sefer çoktan Taş Kule Tapınağını bitirmişti… Cesaretimi toplayıp kayıt dosyasını seçtim.

Girer girmez kaos içinde olduğumu fark ettim. Kesinlikle Taş Kule Tapınağının dışındaydım ama beklediğim bu değildi. Alanın ismi bile Taş Kule Tapınağı değildi onun yerine “ST O N E”, yazıyordu, girer girmez okuyamadığım yazılarla dolu bir yazı kutusu beni karşıladı. Fakat beni rahatsız eden başka bir şey vardı. Link’in bedeni bozulmuştu – sırtı yana doğru eğilmiş ve durmadan linki yere eğdirmeye zorluyordu. Link’in ise daha önce görmediğim bir bakışı vardı, tamamen boş sanki ölü gibiydi. Link’in bedeni düzensizce ileri geri giderken daha önce görmediğim bir c butonu itemi gördüm. Ama basınca hiçbir şey olmadı. Arkaplanda ise hiç duymadığım nerdeyse şeytani denilecek bir şarkı çalıyordu ara sıra ise zar zor duyulan gülme sesleri. O lanet heykellerden birinin gelmesi 2 buçuk dakika aldı. Gelir gelmez “Yeni bir gün doğuyor” ekranına geçtim fakat bu sefer “||||||” yazısı yoktu.

Saat kasabasındaki Deku Scrub’daydım – normalde ilk kez zamanda geriye gittiğinde oluyordu. Tatl “Ne- ne oldu sanki her şey…” demesi gerekti ama tekrar başladı diyerek sözünü bitirmesi gerekirken anlaşılmayan yazılar çıktı. Arkadansa Happy Mask Salesman’in gülüş sesi geliyordu. Linki tekrar kontrol edebiliyordum ama kameranın açısı boka dönmüştü. Kapının arkasından bakıyordum. Karakteri hareket ettirirken kamera oynamadığı için bir yere gidemediğimi fark ettim sonunda umutsuzca kapıdan içeri girdim. İçerde Happy Mask Salesman bekliyordu. Ekran karamadan önce basitçe “Çok kötü bir kaderle karşılaştın, öyle değil mi?” dedi.

Tekrar insan olarak Termina çayırındaydım. Artık bildiğim oyunu oynamıyordum – oyun beni durmadan bir yere ışınlıyordu ve hiçbir saat yada gün belirten bir şey yoktu. Etrafıma baktığım anda

anormal bir şeyler olduğunu anladım. Etrafta hiç düşman yoktu ve Happy Mask Salesman’in şarkısı çalıyordu. Woodfall’a gitmeye karar verdim döner dönmez uzaktan 3 tane figür gördüm – birisi Eponaydı. Yaklaşınca korkuyla Eponanın yanındakileri fark ettim, Happy Mask Salesman, Skull Kid, Ağıtın Heykeli (Link’in heykelinin diğer ismi). Buglandıklarını düşünüyordum ama içten içe ne olduğunuda biliyordum. Cesaretimi toplayıp yaklaştım, Skull Kid epony gibi aynı animasyonu tekrarlayıp duruyordu. Ağıt heykelide – herzaman yaptığı gibi- öylece duruyordu. Aralarında beni en çok korkutan Happy Mask Salesman’di. Çok boştu, o pislik sırıtması takınmış nereye gidersem kafasını oraya çeviriyordu. Onunla konuşamıyordum savaşta da değildim genede kafası beni takip etmeye devam etti. Saat kulesinde ki Skull Kid’le olan karşılmamı hatırlattı. Ocarniayı çıkardım (çünkü oyun Ocarniya’yı kullanmam gerektiğinde çıkardığı ding sesini çıkardı) bende daha önce denemediğim bir şarkı denedim. Happy Mask Salesman’in şarkısı – İyileştirme şarkısı.

Şarkıyı bitirir biirmez Televizyonun hopörlerini patlatacak kadar güçlü bir ses çıktı. Gökyüzü kapanıp açılmaya başladı. Happy Mask Salesman’in şarkısının hızı arttı, böylece içime sinen korkuda hızlandı. Link patladı ve onu öldüren ateşle karşılaştı onlar ise cansız bedenimin yanmasını izlediler. Bu kadar sakinke aniden bu kadar korkuç bir duruma dönüşmesini anlatamam. İki gün önce uyumamı engelleyen korku yeniden etrafımı sarmaya başladı. Üçüncü kez “Çok kötü bir kaderle karşılaştın değil mi?” yazısı çıktı. Bunun bir anlamı olmalı.

Düşünmemi sağlayacak küçük bir sinematik oynadı – Link zoraya dönüşüyordu. Büyük Tapınak körfezinde buldum kendimi. Oyunun benim için ne sakladığını bulbilemem için sahile gittim. Sahilde Eponayı görünce şaşırdığımı söylememe gerek yok herhalde. Oyun neden onu sahile koymuştu? Bir şey içemeye çalıştığını mı söylemek istiyordu ? Maskeyi çıkaramayınca Eponanın sürmek için burada olmadığını anladım.

Bir anda Eponaın hep aynı yere kişnediğini fark ettim. Sanki bir şey anlatmaya çalışıyordu. Sonunda büyük körfezede yüzmeye başladım. Ummadığım bir şekilde okyanusun altında bir şey buldum – nerdeyse kaçırıyordum -. Ağıt heykeli gene bana bakıyordu bende ne incelemek için yanına gittiğimde zoro nun hiç yapmadığı bir şey gördüm, zoro boğuluyomuşcasına boğazını tutuyordu – çok mantıksız çünkü zoro su altında nefes alabilir – Zoro boğuldu ve öldü artık tek gördüğüm ağıt heykeliydi. Bu sefer tekrar canlanmadım, consolu tekrar başlatmışım gibi ana menüye dönmüştüm.

(Ben.wmv
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.
)

Başlata tıklayın benden önce davrandı. Neden beni buraya sürüklediğini biliyordum, kayıt dosyaları gene değişmişti. Derin bir nefes alarak başlata tıkladım, ve haklıydım. Yeni kayıt dosyaları bana Ben’e ne olduğunu söylüyordu.Artık Çamaşır havuzuna gidiyorken neden heykelin geldiğini de biliyorum. İki kayıt dsoyası bana onun kaderini anlattı. Tahmin ettiğim gibi Ben ölmüştü, boğulmuştu. Oyun beni bırakmak istemiyor daha çok oynamımı istiyor ama bana bu kadarı yeterde artar bile. Paranormal şeylere inanmam ama bu kadarıda fazla artı olanlara açıklama bulamıyorum. Niçin biri bana böyle mesajlar versinki? Hiçbirşey anlamıyorum, Bunu düşünmek bile beni artık aşıyor. Videolarımdaki yazılardan belki bişeyler anlarsınız belkide kodlu yazılar felandır. Bununla uğraşamayacak kadar yoruldum.

3. Yazı (10 eylül, 2010)

Sabahın körü olduğunu biliyorum. Tüm gece uyuyamadım, uyuyamıyorum. İnsanlar gunu görüp görmemesi umrumda değil olay o değil zaten, olayın yayılmasını istiyorum böylece yaptıklarım boşuna gitmez. Sizin istediğinizi yaptım, oyuna girer girmez Boşluğun ağıtı şarkısını çaldım. Çalabildim, ama oyun yada ben (tanrım artık onun oyunda olduğuna ben bile inanıyorum) izin verdi. Artık beni takip ediyor, birtek oyunda değil rüyalarımda da. Her zaman onu görüyorum, arkamda duruyor ve hep beni izliyor. Okula gitmiyorum artık camları ve kapıları kapatıp oturuyorum böylece beni izleyemiyor. Fakat oyunu açamam o zaman beni görür. Artık oyun beni korkutuyor . Benimle ilk defa konuştu – sadece orijinal oyunda olan yazılarla değil gerçekten BENİMLE konuştu. Ne demek olduğunu bilmiyorum ya da ne istediğini. Bunu istemedim tek istediğim eski hayatım.

(DROWNED.wmv
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.
)

Bu tür şeyler bana olmaz ben sadece bir çocuğum içmeye bile yaşım yetmiyor. Adil değil, eve gitmek istiyorum, ailemi tekrar görmek istiyorum. Bu okulda evimden çok uzağım. Tekrar anneme sarılmak istiyorum. O korkunç heykelin boş yüzünü unutmak istiyorum. Orijinal kayıt dosyam geri gelmiş, tamda bıraktığım yerde. Oyunu oynamak istemiyorum, ama oynamazsam bana kötü bir şey olacak gibi hissediyorum, ama bu imkansız, bir video oyunu – lanetli olsun olmasın bana zarar veremez değil mi? Her seferinde kendime bunu hatırlatıyorum ama artık emin değilim.

4. Yazı (12 eylül, 2010)

Olayları anlatmama izin verin. Biliyorum “jadusqable” için endişelendiniz, ama o iyi. Bugün taşındı evine geri dönecekmiş. Bu dönemi atlıyacak. Ne olduğuna emin değilim. Sizler ne olduğunu daha iyi bilirsiniz. Ben “Jadusable’ın” oda arkadışıyım. Birkaç gündür garip davranıyordu. Tüm gün odasında kalıyordu, tüm arkadaşlarıyla bağlantısını kesişti, Ve çok bir şey yemediğine eminim. İkinci gün konuşmayı denedim ama ne zaman garip davranaşlarını sorsam konuşmayıkesiyor yada konuyu değiştiriyordu. Dün geldi ve bana bir flash uzattı. Benden son bir şey istediğini istedi. Neler olduğunu bana anlattı youtube hesabını verdi ve bazı şeyleri yüklememi istedi. Ona kendisinin yapabileceğini söyledim ama bana o vahşi gözleriyle baktı , bir daha o oyunun yüzüne bakmayacağını söyledi ve görüşürüz bile demeden ayrıldı.

Ne dediğini pek anlamadım dedikleri mantıklı değildi ve o boktan görünüşü dikkatimi dağıtıyordu. Flashta dün gece oynadığı bölüm, youtube hesabının şifresi ve son olarak gerçek.txt adlı bir dosya vardı. Orada notlarının olduğunu söylediğini hatırlıyorum. Bana dediği her şeyi doğru yapmasının önemli olduğunu söyledi, normalde bu tür şeyleri yapmam ama bana öyle bir bakış attı ki kabul etmemem elde değildi. Video yu izlediğimde öncekileri youtubedan izledim ne kadar garip olduğunu size anlatamam. Dediği gibi Gerçek.txt yi 15 eylülde paylaşacağım. Bana dediği gibi bende daha okumadım. Hayır, onu daha aramadım, yarın arayacağım şimdiden evde olması lazım.

(Jadusable.wmv
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.
)

5.Yazı (15 Eylül, 2010)

Merhaba, ben Jadusable. Son kez yazıyor olacağım. Son olarak size yazdığım notları vereceğim. Gitmeden önce hepinize beni dinlediğiniz için teşekkür etmek istiyorum.

Sizinle paylaşamadığım bir sürü şey var –ki bunları size sonra anlatacağım. Sizi uyarmak istesedmde Ben her seferinde beni engelledi . Size anlatmak istediklerimi videolarımda söylemek istedim adını “BEN” olarak adlandırdığım video’da fark ettiyseniz asla lens yada maske takmadım ve taş ziyaret etmedim. İşe yaradı ve Ben videoyu yüklemem izin verdi.

Arada size birşeyler anlatmaya çalıştım dikkatle izlerseniz anlayabilirsiniz belki size çok bir şey analatamadım ama Ben olanları anlamamalıydı.

Bu baya uzun bir yazı olaca. Size olan hiçirşeyi kanıtlayamam. İşte hepsi burada.



6 Eylül, 2010

Akşam 11:00 – Olanlara inanamıyorum ayrıntılı bir şaka felan olmalı. Merak etmekten kendimi alıkoyamıyorum. O heykel kim? Bir sürü sorum var. Bunu bir tür “günlük” yapacağım böylece herşeyi kaydedebilirim.

7 Eylül, 2010

Sabah 2:10 – (Daha önce bunları yazmıştım ilk gün yazdığım yazıya bakabilirsiniz day four.wmv)

4:23 – Uyuyamıyorum. Çok denedim ama ne zaman uyumaya çalışsam daha çok yoruluyorum. Ne zaman gözlerimi kapasam o heykelin geldiğini hissediyorum.

8:20 – Azıcık uyuyamadım, artık uyuyamamda. Bugün okula gidebilceğimi sanmıyorum. Yaşlı adamla konuşmaya gideceğim: ne olur ne olmaz dostum Tyler’ı da götüreceğim.

Öğlen 1:18 – eve geri döndüm. Yaşlı adam evde değil, çok garip yarın taşınacak gibi. Daha önce görmediğim bir “Satılık” Yazısı var neden daha önce görmedim? Tyler bana neler olduğunu sordu ama cevaplamadım. Bişeyler yemem lazım yoksa açlıktan öleceğim.

3:46 – Dışarı baktığımda çalılıkların arasından beni Ağıt heykelinin bana baktığını gördüm. Kesinlikle uykuya ihtiyacım var.

5:00 – bunu paylaşırsam bana inanan birinin çıkacağından şüpheliyim günlüğü değilde yazılarımı internete koyacağım.

Akşam 6:00 – Çektiğim videoyu yüklemek için cardı televizyonuma bağladım. Bilgisayarım bir saniyeliğine dondu ne kadar korktuğumu anlatamam. Neyseki şimdi normal çalışıyor. Bilgisayarım şimdi beni bırakamaz.

7:00 – Video yu yükledim. Kalitesi olacağını düşündüğümden daha iyi. Özel bir oyun kutusu felandı herhalde. Daha önce bu kadar kalitelisini görmedim.

8:45 – Bir anlığına bir İcon gördüğümü sandım – Ağıt heykeline benziyordu. Uykusuzlukmu yoksa gerçekten deliriyormuyum emin değilim.

9:00 – Farklı bir hesapta video’mu yüklemeye başladım.

9:55 – Gün 4.wmv yazsısını paylaşacağım uyanık kalmaya çalışsamda ne kadar kalırım emin değilim.

8 Eylül, 2010

Sabah 10:48 - Dün gece, şu Ağıt heykelini gördüm. Rüyamda beni takip ediyordu. Kendi işimle uğraşırken arkamda bir şey hissettim. Arkama döndüm ve o korkunç şey… o cansız heykel bana boş gözleriyle bakıyordu. Rüyamda onu Ben diye çağırdığımı hatırlıyorum, ve daha önce hiçbir rüyamı bu kadar detaylı hatırlamamıştım. Eh önemli kısım uyuyabilmiş olmam herhalde.

11:21 – Bu oyunu bir daha oynamak istemiyorum. Onun yerine yaşlı adam geldimi diye bakacağım.

Öğlen 1:35 – Yaşlı adam yok ama komşusuyla ilginç bir konuşma yaptım. Oyunu oynamaya devam edeceğim çektiğim video ile konuşmayıda yazılarımda paylaşırım. Şu Ben denen çocukla ilgili biraz daha araştırma yapacağım.

2:45 – Rasgele baş ağrısı çekmeye başladım. Az uykudan ve durmadan o şarkıyı beynimde duymamdan herhalde.

3:00 –

3:02 – Bilgisayarım… kendi kendine yazı dosyası açtı ve “merhaba” dedi… ardından “
Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.
” yazdı . Ne oluyor lan.

3:46 – Şu websitesine girdim şu “bot konuşması” sitelerinden. Konuşmayı direk koyacağım.

Kullanıcı: Merhaba?

Cleverbot:Merhaba

Kullanıcı: Sen kimsin ve bilgisayarımı nasıl kontrol ediyorsun

Cleverbot: Ben kimmiyim?

Kullanıcı: Doğruya, senin bir bot olduğunu unutmuşum

Cleverbot: Cidden benim bot olduğumu mu düşünüyorsun?

Kullanıcı: Dinle, Kim bilgisayarımı boka çeviriyorsa ekranımı gördüğünü biliyorum.

Cleverbot: Evet

Kullanıcı: Evet, sen şu kendini bir şey zanneden bilgisayarcı çocuklardansın. Bu yaptığın şeyin yasak olduğunu biliyorsun değil mi?

Cleverbot: Öyle mi?

Kullanıcı: Hiç özel hayat diye bir şey duyamdınmı çocuk? Şimdi bilgisayarımdan çık çocuk.

Cleverbot: Zaten bilgisayarın benim

Kullanıcı: tabii, tabii bpolisi arıyorum. Benimle uğraşmak için yanlış zamnanı seçtin çocuk.

Cleverbot: Oyunu oynamanı mı beklemeliyim?

Kullanıcı:… Ne?

Cleverbot: O oyun.

Kullanıcı: Majora’nın maskesi?

Cleverbot: Evet.

Kullanıcı: Bunu nerden biliyorsun?

Cleverbot: Çünkü.

Kullanıcı: Çünkü ne?

Cleverbot: Ben yaptım.

Kullanıcı: Neyi sen yaptın?

Cleverbot: Seninle ben oynadım

Kullanıcı: Ne?

Cleverbot: Korkmuşmuydun?

Kullanıcı: Lanet olsun sen kimsin?

Cleverbot: Ben.

Kullanıcı: Heykel? Artık bilgisayarımdamısın?

Cleverbot: Evet

Kullanıcı: Nasıl?

Cleverbot: Beni sen bağladın.

Kullanıcı: Ben seni nasıl bağladım?

Cleverbot: Kablo ve flashla.

Kullanıcı: Nasıl?

Cleverbot: Bana kendinden bahset.

Kullanıcı: Ne?

Cleverbot: Bana kendinden bahset.

Kullanıcı: Neden bahsediyorsun.

Cleverbot: seni gerçekten korkutan ne?

Kullanıcı: Kapa çeneni.

Cleverbot: Cevapla.

Kullanıcı: Hayır.

Cleverbot: Cevapla.

Kullanıcı: lanet olsun kendi başına onu açmayı nasıl becerdin?

Cleverbot: Senin bilgisayarın artık benim.

Kullanıcı: Ne kadar kontrol edebiliyorsun?

Cleverbot: Hepsini.

Kullanıcı: Benden ne istiyorsun?

Cleverbot: Eğlendirmeni.

Kullanıcı: Artık bilgisayarımda tıkıla kaldın artık bana bir şey yapamazsın.

Cleverbot: Ha

Kullanıcı: ?

Cleverbot: Git oyna

Kullanıcı: Bana zarar vermezsin.

Cleverbot: Bunu yazman uzun sürdü

Kullanıcı: Yani?

Cleverbot: Emin değilsin

Kullanıcı: Eğer bu kadar güçlüysen, neden bunun gibi gülünç bir siteyi benimle konuşmak için kullanıyorsun.

Cleverbot: Daha karışık daha eğlenceli.

Kullanıcı: Eğlence?

Cleverbot: Evet, geleneğim. Seviyorum

Kullanıcı: Bunun komik olduğunu mu sanıyorsun.

Cleverbot:İlgi çekici

Kullanıcı: Peki ya notlarım?

Cleverbot: Yazmana izin veriyorum.

Kullanıcı: Neden?

Cleverbot: Benim hakkımda ne düşündüğünü görmek eğlenceli.

(Pencere kapandı)

Öğlen 3:50 – Ben ne yaptım? O şeyi bilgisayarıma davet ettim. Yazılarımı ve notlarımı almaya devam edeceğim. Sanki tek güvenli olduğum yerde sıkışıp kaldım. Bilmiyorum. Halisilasyonmu görüyorum yoksa bunlar gerçekmi bilmiyorum. Kendimi deli gibi hissediyorum. Onu hissediyorum, beni izliyor. Ben bunu yazıyorken bile oyunu düzenliyor – benimle oyuncakmışım gibi oynuyor – beni koyunmuşum gibi yönetiyor, ama ne için? Amacı ne ? Ben’in boğulduğunu biliyorum, ama neden beni lanetledi? Ben şu an ne yapıyorum yazdıklarımı bile görüyor.

4:35 – (BEN.wmv yazısı)

Akşam 7:18 – Ben gene beni cleverbot’a çağırdı. Üzgün olduğunu ve serbest kalmak istediğini söylüyor. Onu serbest bırakabilirmişim, aynı bilgisayarıma girdiği gibi yayılmasına yardım edebilirmişim ama yardım istiyor. Özel olduğumu çünkü ona yardım edebileceğimi söyledi. Şu ana kadar söylediği tek iyi şey. Eğer yaparsam beni yalnız bırakacığını söyledi. Bırakacağına yemin etti. Neyin doğru oluduğunu düşünemiyorum bile. Bu şeye nasıl güvenirim?

7:20 – Ondan korkuyorum ama sadece eğlendiğini söylüyor. Lanet olasıca bir eğlenme yöntemi var. Oyunu bittiğini söylüyor. Bitmesini istemiyorum . Tek istediğinin serbest olmak olduğunu söylüyor. O şeyle pazarlık yapmak istemiyorum. İzleme olayına ne kadar dayanırım bilmiyorum. Her hareketimi izliyor, her anahtarı çevirişimi. Artık hiçbir şeyim özel değil. Bilgisayarımda olan herşeyi biliyor. Dediğine göre bana çok kötü şeyler yapabilirmiş yapmadığı için ona güvenmeliymişim.

8:01 – bir şey benimle tekrar oynadığını söylüyor, tıpkı oyundaki gibi.

9:29 – Ben gene beni cleverbota çağırdı. Onunla konuşmak istemediğimden duş almaya gittim. Geri geldiğimde Ağıt heykeli beni boş gözleriyle karşılıyordu. Onunla konuşmak istemiyorum.

9:44 – Lanet olsun Ben seninle konuşmak istemiyorum.

9:56 – Lanet olsun Ben seninle konuşmak istemiyorum.

10:06 – LANET OLSUN BEN SENİNLE KONUŞMAK İSTEMİYORUM.

10:12 – LANET OLSUN BEN SENİNLE KONUŞMAYACAĞIM.

10:45 – Yarım saatten çok oldu ve artık mesajlar gelmiyor. Ben durdu. Sanki ben artık o kutu oyununda ve benim bilgisayarımda değil. Tam açıklayamıyorum ama odamda ki hava değişti gibi.

Gece 11:42 – İnternette geziyorken heryerde Ağıt heykelini görüyorum. Olmaması gereken yerlerde oluyor. Her zaman Ağıt heykeli. Buna ne kadar dayanabilirim bilmiyorum.

9 Eylül, 2010

Öğlen 12:25 – En büyük korkularım gerçekleşti – Ben BEN.wmv’i değiştirmiş. Yazılarıma baktım BEN.wmv den bazı kısımlar çıkarılmış. Ben anlamadan nasıl bu kadar hızlı değiştirdi? Merak ediyorumda ben yüklediğimi sandığım şeyleri Ben sansürleyerek mi yüklüyor? Ona neden bunu yaptığını soracağım.

12:50 Bana cevap vermiyor. Normal bir botun vereceği cevaplar alıyorum.

1:24 – Sanırım Ben bana kızgın.

Sabah 10:43: Dün gece rüyamda Ayın çocukları belirdi. Masklerini bana o anormal figürlerini göstermek için çıkardılar – ağızlarından kurtçuklar çıkıyordu, gözlerinin olması gereken yerde çökmüş siyah boşluklar, yanıma yaklaştıkça büyüyen gülümeseme. Oynamak istediklerini söylediler. Onlardan kaçmaya çalıştım, ama 4 çocuk şaşırtıcı bir güçle beni yere mıhladı. Yanlarıdan ise Happy Mask Salesman duruyordu. Bana yeni bir maske denemek istediğini söyledi, benim üstümde. Oyundaki haline benzeyen ani hareketler yapıyordu. Maskeyi çıkardı – benden daha genç birinin yüzü vardı ama çıkaramadım. İki çocuk beni tutarken 2 si maskeyi yüzüme oturttu.

Çırpınmalarım ve çığlıklarım Happy Mask Salesman’in gülümsemesini korkutucu bir şekilde büyüttü. Etarfta volta attı, hastasını inceleyen bir doktor gibi. İmkansızda olsa kaçmaya çalıştım ama hiçbir şeye yaramadı. Acıdan gözlerim ters kafama içine döndü. So gerçekçi hissediyordu ama kalkamıyordum, ne kadar denersem deniyim uyanamıyordum. Maske tenimle birleştikten sonra ayaklarımı birlikte birbirine birleştirdiler ayaklarım birbirine yapışmıştı sonrada ellerimi gövdemle birleştirdiler. Bağırmaya çalıştım ama yeni yüzümün ağzı yoktu. Kafamın içinden bunun bir rüya olduğunu söylüyordum sonunda Happy mask salesman benden biraz uzaklaşıp beni süzdü. Bana “Çok kötü bir kaderle karşılaştın, öyle değil mi?” dedi. Uyanamıyordum beni bir Ağıt heykeli yaparlarken uyanamıyordum…

Terlemiş ve çığlık atarak uyandım. Bilintsizce titriyordum. Bilgisayarıma koştum ve Cleverbotu açtım

1.Konuşma

Kullanıcı: Cevap ver Ben.

Cleverbot: Hoş geldin.

Kullanıcı: Bunu yapmanın sebebi ne?

Cleverbot: İzlemesi ilginç.

Kullanıcı: Nasıl?

Cleverbot: oynaması eğlenceli. Seninle oynamak, seni güvende hissettirmek.

Kullanıcı:…

Cleverbot: nasıl tepki vereceğini merak ederdim.

Kullanıcı: neye?

Cleverbot: Kendimi açığa çıkarmadan oynasaydım. Seninle gizlice oynasaydım. Bilgisayarında birkaç değişiklik yapsaydım. Pencereler kapayıp açsam. Fareni kendiliğinden hareket etttirseydim. Küçük şeyler yapsaydım. Senin bilgisayarında olup olmadığımı merak etsen. Ben sana ipucular verseydim.

Cleverbot: Seninle başka bir şey yapmak istedim

Kullanıcı: Bunu daha öncede yaptın mı?

Cleverbot: Evet, ve tekrar yapacağım.

Kullanıcı: Kime, Ben?

Cleverbot: Hmmm.

Kullanıcı: Biliyor musun ben?

Cleverbot: Sana bu bilgiyi paylaşmam.

Kullanıcı: Ben nasıl öldü?

Cleverbot: Biliyorsun.

Kullanıcı: Hayır, nasıl boğuldu?

Cleverbot: Bunu sana söylemem

Kullanıcı: Neden?

Cleverbot: Soracak diğer kişiye saklıyorum.

Kullanıcı: Ne zaman?

Cleverbot: Daha sonra.

(pencere kapandı)

O şeyin ben olup olmadığına emin değilim onu öldüren her neyse belki de onun yerini almıştır.

Gece 12:04 – Odam gene garip hissettirmeye başladı… Dışarıda bir şey var. Tehdit ediliyormuş gibi hissediyorum. Sanki bana ulaşmaya çalışıyor ama daha başaramamış.

12:46 – Ben bunu görüyor musun? Tamam oyunu oynayacağım sadece beni rahat bırak. Oyunu oynayacağım lütfen beni yalnız bırak, lütfen, lütfen…

1:41 – Artık neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemiyorum. O yazıları Ben’mi yazıyor yoksa insanlar mı? Ekrandakileri gerçek mi yoksa benim hayal gücüm mü? Tüm hayatın boyunca gözlerine inanıp şimdi kör olmak – artık ona inanamamak. Yolladığım şeyleri gören varmı onu bile bilmiyorum belkide onları göndermiyorum ve ben tüm o yorumları kendisi yazıyor sırf beni cesaretlendirmek için. Bu yazdıklarım gerçekten var mı? Ben yazıyormuyum?

2. konuşma

Kullanıcı: Oynamanın mantığı ne? Ne yaparsam yapayım ölüyorum.

Cleverbot: Gizli şeyi bulamadığın için ölüyorsun.

Kullanıcı: Ne?

Cleverbot: Tematik.

Kullanıcı: NE HALTTAN BAHSEDİYORSUN.

Cleverbot: acı çekmende bile güzellik var.

(pencere kapandı)

4:09 – Ben oyunu tekrar oynamamı istiyor. Bana göstermek istediği bir şey varmış.

6:23 – (DROWNED.wmv yazısı)

9:09 – (CHILDREN.wmv yazısı)

10 Eylül, 2010

Sabah 11:52 – DROWNED.wmv paylaşılmış yazdığımı hatırlıyorum ama paylaştığımı hatırlamıyorum. Gene sansürlemiş. Yaşlı adamı katmamış. Artık iradem kalmadı. Ne isterse onu yüklüyorum. Ben yalanlarını örttüğü bir maskeyim sadece.

11:55 – Oynadığımı hatırlamadığım bir oyun videosu yüklenmiş. Gördüğüm rüya gibi sadece daha sadistik bir hali vardı. Dün gece hatırlamadığım bir şey olmuş. Hatırlayamıyorum. 4. Yazıyı paylaşacağım. Sandalyemin gölgesi oynadı.

Öğlen 12:00 – Ben Youtube’u ziyaret etmemi istemiyor. Diğer siteleri ziyaret edebiliyorum ama Youtube’u açtığım zaman pencereyi kapatıyor. Neden?

2:02 – Hava daha’da ağırlaşmaya başladı. Burada yalnız olduğumu sanmıyorum “ruh” daha da şiddetlenmeye başladı.

2:44 – Ben’le konuşmaya çalışıyorum ama yok.

3:51 – Kulaklarım beni yanıltmıyor İyileştirme şarkısının tersini duyuyorum.

4:23 – Artık pozitif düşünüyorum. Daha önce garip olduğunu düşünüyordum. Penceremi açtığımda 3 kat aşağıda yaşlı adamı gördüm. Tamamen pozitifim. Onu gördüm, aynı adamı. Kampüsün ortasında pencereme öylece bakıyordu. Öğrenciler onu görmüşse bile çok umursadıklarını sanmıyorum.

-

Burada otlarım burada bitiyor. Yanıma oyunuda aldım detayları çok anlatmak istemiyorum. Son detayları anlatırsam treni kaçıracağım. Son videom olan Matt.wmv i paylaşacağım

Son videom Matt.wmv normal başladı. Oyunu 4. Güne getirdiğimde astroloğa gittiğimde teleskopa bakmama izin vermedi bunun hile olduğunun söyledi. Ne kadar denediysem de olmadı. Oyun daha önce görmediğim kadar agresif olmuştu. Bana İkana kanyonuna gitmemi söyledi böylece oyun bitecek ve lanetimde kalkacaktı. Endişeli ce heyecanla bu kabusu bitirmek için İkana kanyonuna gittim. Oyun eşyalarıma bakmamı istedi. Aniden bir şey fark ettim olmayan bir müziği – Boşluğun ağıtını. Sanırım Ben benimle oynamayı bıraktı. Gende ona güvenmiyorum o kandırmayı seviyor. Seni tam rahat bırakmış sanıyorken tekrar saldırıyor ve tüm akıl sağlığını çökertiyor.

Hala mantıksız olaylar var ama kalan şeyleri birleştirip yap-boz’u çözmeyi size bırakıyorum. Zaten artık bunu çözmek için yeterince aklım yerinde değil.

Bu “son düşünceleri” sizinle paylaşacağım Ben’in bulunduğu bilgisayardan tüm yazılarımı E-mailledim. Baya uğraştığımı söylemeliyim Ben’in yayılmasını istemiyorum. En sonunda kabusun enmesinin ne kadar güzel olduğunu anlatamam.

Son olarak,

Videolarımın HİÇBİRİNİ indirmeyin yada videolarımla ilgili HİÇBİRŞEY indirmeyin. Youtube videosu olsun ses dosyası olsun ne olıursa. Nasıl yayıldığını bilmiyorum ama izlemenin yada videoları izlemenin sorun çıkarmadığını biliyorum. Öbür türlü başta benim yardımıma ihtiyacı olmazdı. Fakat hiçbir Ben videosuna güvenmemenizi öneririm.

Bu son yazım olacak. Bundan sonra -12 eylül- bir yazı gelirse dikkate almayın. Ben’in çoktan hesabıma girebildiğini biliyorum. Daha neler yapabildiğini bilmiyorum. Güvenliğiniz için lütfen, beni unutun.

Söylememe gerek varmı bilmiyorum ama HİÇBİR resmi yada koyduğum dosyaları indirmeyin.

15 günlük bir cehennemden çıktım önce oyunu yakacağım sonrada laptopumu yok edeceğim.

Bu sömestr benim için gerçekten kötü geçti

Free.wmv

Son olarak zamanınızı ayırdığınız için teşekkürler – inansanız da inanmasanız da. Zaten inanmanız da gerekmiyor. Desteklerinizle devam ettim ve sonunda özgürüm.

Tekrar teşekküreler

Jadusable

…Bunu yapmamalıydın Matt, Bunu yapmamalıydın…


Linki görebilmek için üye olmanız gerekiyor. Giriş yap veya üye ol.
 
Moderatör tarafından düzenlendi:

Minecraftplayerr

Java, Skript, Php, Html, Css, Javascript, Anime
En iyi cevaplar
7
Bu ne abi rekor kırmışsın ilk defa bu kadar uzun yazı görüyorum okuması minimum 10 dakika alır :(
 

TicciToby

Yeni Doğmuş
En iyi cevaplar
0
Zaten birazdan daha kısa bi tane paylaşıcam.Türk milletinin ne kadar üşengeç olduğunu unutmuşum. :D

10-15dk ya daha kısası geliyor.Bekleyin :D (Bu arada resimde ki karakterin adı Ben )
 

SüperAhmet

Altın Madencisi
En iyi cevaplar
0
Zaten birazdan daha kısa bi tane paylaşıcam.Türk milletinin ne kadar üşengeç olduğunu unutmuşum. :D

10-15dk ya daha kısası geliyor.Bekleyin :D (Bu arada resimde ki karakterin adı Ben )
Niye Türk Milleti'ne hakaret ediyorsun Yunanistan Milleti'nde ki farkları söyle :C
 

TicciToby

Yeni Doğmuş
En iyi cevaplar
0
İvitt :D Yeni CP (CreepyPasta) geldi bu sefer ki daha kısa üşenmeyin lütfen :(

-Ben Senin Vicdanınım-

Beni tanıyorsun, senin vicdanınım. Senin seviyen, ana hissinim. Senin doğru yolda olduğuna emin olur, aklının daha uzak ve tehlikeli yerlerde gezmesini engellerim. Benim işim bu, ve son zamanlara kadar da başarıyla yapıyordum bunu.

Ama şimdilerde birşeyler değişti.

Başlarda çok nadirlerdi, rüyalar demek istedim. Genellikle iki haftada bir, ayrıca çok daha insancıl olurlardı. Sadece bir kişi ile ilgili olur, ama konu alan kişiler rüyadan rüyaya değişirdi. -Yine başlarda kişilerin ayırt edici özellikleri yoktu fakat sonradan; sınıf arkadaşlarının gözleri veya eski iş arkadaşının üzerine kahve döktüğü gün giydiği kıyafetleri ortaya çıktı- Kısa süre içinde karanlıkta onlara daha fazla kişi katıldı. Acıdan çığlık atanlar sağır edici boyuta gelene kadar da devam ettiler katılmaya. Hepsi korkmuş, hepsi acı çekiyordu. Ölüyor ve bağırıyorlardı.

Sen, sen ise bütün rüyalarda sırıtıyor veya gülüyordun.

Rüyalarınla elimden gelen tek şekilde mücadele ettim; senin korkularını kullanarak. Bir yaratığın kafası, ürkütücü bir paylaço veya ölüm. Hepsi de işe yarıyordu. Ve ben seni kovalıyordum. Seni o kadar korkutuyordum ki diğer rüyan bitiyordu. Fakat şimdi, şimdi...

Diğer, asıl rüyaları hatırlamıyorsun değil mi? Tek aklına gelen tekrar eden kabuslardı. Bu yüzden onları durdurmaya çalıştın, beni durdurmaya çalıştın. Psikologlara gittin, her sabah erken saatlerde yataktan fırladın, her gece bu rüyaların nedenine, nasıl durdurabileceğine baktın.

Ki şu an da amacına ulaşmış gibisin. Bunu bir başarı olarak görüyorsun fakat sadece kendi akıl sağlığı korumanı devre dışı bıraktın.

Seni doğru yolda tutmaya çalıştım, gerçekten denedim. Fakat artık benden korkmuyorsun.

Geçen günkü rüyanı hatırlıyorsundur sanırsam. Seni korkutmayı denemiştim. Sen ise sadece arkanı döndün, güldün.

Beni devre dışı bıraktığına göre bundan sonra olacaklardan ben sorumlu değilim; gerçekleri, "diğerlerini" her gece gece göreceksin artık. Ve inan bana, gücün "diğerlerine" yetmeyecek. Rüyalarında başkalara yaptığın işkenceler "diğerlerinin" sana yapacakları yanında oyun gibi gelecek. Ve artık gülemeyeceksin.

Seni uyarmıştım. Ama senin için artık çok geç. Diğer insanlara bir uyarı olsun bu; kabuslarınızı yenmeye çalışmayın. Onlar sizin "diğerlerine" karşı tek savunmanız...

Niye Türk Milleti'ne hakaret ediyorsun Yunanistan Milleti'nde ki farkları söyle :C
Hakaret etmek mi -.- ve güzel sorular soruyosun devam et :D (Hakaret fln etmiyorum bende üşengeçim kendime hakaret edicek kadar salak deilim -.- )
 

fyreUK

Demir Madencisi
En iyi cevaplar
0
Kendi Olduğun Millete Hakaret Ediyorsan Kendine Hakaret Etmiş Oluyorsun Ama Sen Hakaret Ettiğin İçin Bir İnsanın Kendine Hakaret Etmesi Etmemekten Daha Az Olduğu İçin

Uzun Lafın Kısası Hakaret Etmedi ._.
 

TicciToby

Yeni Doğmuş
En iyi cevaplar
0
Ve 1 tane daha ama sanırım bu CP deil =(

-Kırmızının Tonu-

Hayatımda 4 ölüme tanık oldum.

Birine bakarım, görüntüm bulanıklaşır, daha sonra kırmızımsı bir ton alır. 5 dakika ardından o kişi birini öldürür.

Gençken, kırmızı ışıkta bekleyen bir kadına bakmıştım. Görüntüm bulanıklaştı, sonra heryer kırmızı oldu. Gözüm normale geldiğimde kırmızı ışıkta beklemekten sıkılan kadının gaza bastığını gördüm. Yoldan geçen bir çocuğu öldürdü.

Üniversitedeyken, 2 kişinin barda tartışmasını izledim. Önce gözüm bulanıklaştı, sonra kırmızı geldi. 2 dakika geçmeden adamlardan biri diğerinin boğazını kesti.

Amatör boks maçı, arkadaşım Billy'i izliyordum. Rakibine baktığım anda gözüm bulanıklaştı, kırmızı geldi.

Olacakları bildiğimden ringe girdim ve aralarına geçtim. Şaşıran rakip bir yumruk salladı ve yumruk Billy'nin boynuna isabet etti. Oracıkta öldü.

Kanser olan büyükannemi hastanede ziyarete gittik. Doktor yaşam desteğini kesersek onu bu acıdan kurtarabileceğimizi söyledi. Odaya girerken görüntüm bulanıklaştı, kırmızının tonu onu takip etti.

Ailemi ne kadar ikna etmeye çalışsamda doktora katıldılar ve büyükannem hayata veda etti.

Az önce 7 yaşındaki kızımla yazlık evimizdeydik. Bana baktı ve sırıttı. Görüntüm bulanıklaştı, ardından kırmızı geldi. O korkuyla kendime lavaboya attım ve kapıyı kitledim. Yüzüme su çarptım ve aynaya baktım;

Önce görüntüm bulanıklaştı, sonra kırmızının tonu geldi.

Ilk gördüğüm kesici aleti alıp kızımın yanına koştum...


Bu arada son kısmı anlamayanlar için söylicem ya kızı onu öldürücek ya da o kızını.
 

Life Hunter

Lapis Toplayıcısı
En iyi cevaplar
0
CreppyPasta yı saçma buluyorum. Çünkü hiçbir olay gerçek değil. Korkmakta bazı insanların zevkine göre bir eğlence türü olduğu için insanlar bu tarz hikayeleri okuyup korkarak eğlenmeye çalışıyorlar. Çoğu kişi bu hikayeleri gerçek zannediyor ama aslında gerçek olmadığını biliyorlar sadece gerçek olduğuna inanmak istiyorlar. Daha fazla korku nasıl sağlanır? Gerçek bir korku hikayesi okunduğunu düşünerek. İnsanlarda okudukları hikayeden daha fazla haz almak için kendi beyinlerini "Bu hikaye gerçektir" düşüncesi ile şartlıyorlar ve beyinlerini bu düşünce ile şartlayınca daha fazla zevk alacaklarını düşünüyorlar. İnsan psikolojisi böyle işler.
 
Üst