[=Eğitim Sistemimiz=]

BrolyTheLSSJ

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Steve Jobs istisna diyelim, peki. Jobs gibi okumayan adam mı arıyorsun ? Hacı Ömer Sabancı. Al sana örnek. Sabancı Holding'in temellerini atan adam. Vehbi K**. K** Holding'in temellerini atan adam. Biraz etrafınıza bakın.
Afedersiniz diyerek başlıyorum ancak siz kendinizi ne sanıyorsunuz ? Siz nasıl bu kadar rahat bir şekilde Türk insanının çoğu tembel diyebilirsiniz. Gidin Anadolu'ya, köyleri gezin hiç olmazsa yanından geçiyorsunuzdur. En basit örnek, tarlalara bakın. İnsanlar güneşin alnında nasıl çalışıyorlar. Ekmek parası için ! Bu mu tembellik ?
Bugün en iyi eğitim sistemi diye nitelendirilen Finlandiya'da (yine o çok meraklı olduğunuz Avrupa ülkelerinden biri) güya sınav yok. Peh! Nasıl yokmuş. Hoca kendi kitabını okutuyor, çocuklara sorular soruyor, dönem dönem bölüyor, performansı kaydediyor. Görünüşte sınav değil tabi.
Kendimize paradan başka ülkeye katkı sağlıyor muyuz, diye sormuşsun. Sen sağlamadığını düşünüyorsan diyecek şey kalmamıştır. Ancak en basitinden bir örnek daha vereyim; bir fabrikada işçisin ve bu fabrika dışa satım yapan bir fabrika. Düşün bakalım senin gibi işçiler olmasa o fabrika kalkınır mı ? O fabrika kalkınmazsa dışa satım olur mu ? Dışa satım olmazsa ülke kalkınır mı ? Ve yine o fabrika olmasa devlet vergiyi kesip de hazineye para sağlayabilir mi ? Gördün mü bak, bir işçi ne kadar çarkı döndürüyor. Derin düşünün biraz, derin !
Avrupa'da dilenci yok he ! Gülerler buna. Avrupa'da evsizliğin dik alası yaşanıyor. Birçok Avrupa ülkesinde işsizlik bizden daha düşük. Öyle Avrupalı olmakla adam gibi devlet olunmuyor.
Avrupa'da düşük kesim yok zaten (!) Avrupa'da diyelim markette çalışan bir kasiyer, araba tamircisinde çalışan bir adam da zevkten dört köşe öyle değil mi ? Bu adamlar zaten ömür sonuna dek çalışmak, emekli olmak istemiyorlar. Oh, hep çalışsak diyorlar...
Demek Avrupa'da mühendis olacak adama kurbağanın sindirim sistemini öğretmiyorlar. Bak buna gülerim ben. Avrupa'da da Türkiye'de olduğu gibi ortaöğretime (liseye) gelene kadar ne olacaksa olsun herşeyi öğretiyorlar. Ancak liseye geldiklerinde bu adamlara soruyorlar "sözel mi, sayısal mı, yoksa sanat mı ?" diye. Bizde de çok farklı değil. 11 sınıfta alan seçimi yapıyorsun, sanat okuyacaksan da güzel sanatlara gidiyorsun. Bu kadar basit.
[DOUBLEPOST=1401556961,1401556020][/DOUBLEPOST]
Senin bildiklerini insanlarla paylaşman zoruma gitmez. Adam gibi paylaşmaman zoruma gider. Şizofreni hastası profesör he, güldürme beni. Ayrıca kafayı sen zevk ve özür dilerimgrafi ile mi bozdun ? Her önüne gelene bunları diyorsun. Ondan önceki mesajında işini zevk için yapan Jinekologlar diyordun. Asıl kafayı bunlarla bozan sensin, sen!
Sadece doğru söylediğin yere, kendimi dahil edemem, edersem benliğime haksızlık ederim. Benim gücüm öyle klavye delikanlılarına yeter demem. Dava açarlar diyorsun, bana düşünce özgürlüğünün bir sebebine dayanarak dava açsınlar. Senden, sizden de beklerim bunu. Hangi sebebe dayanarak açacaksanız artık...
Benim seni değiştirmek gibi bir amacım yok. Değişeceksen genelleme yapmadan konuşmayı öğrenerek başlayabilirsin. Bu senin için gayet faydalı olur.
Allah rızası için söyle bakalım, devlet okulunda okuyan çocuğun profesörle işi ne olur ? Adam TÜBİTAK yarışmasına katılıyor, sonra kazanıyor. Bundan sonra zaten adam ünleniyor, Avrupa'lılar çocuğu almaya çalışıyorlar zaten.
Britanya'da okudun demek. Ooo, tebrik ederim. Hakikaten büyük bir başarıya imza attın. Bir atasözü vardır okumakla ilgili ama söylersem buraya pek uygun kaçmayacak, o yüzden susuyorum.
Bana fen de öğretirsin demek. Ben o fasılları çoktan geçtim, ancak iyi niyetin için çok teşekkür ederim.

ben sınav demiyorum. Gözünle oku başka yerinle değil! Çünkü ben avrupada sınav yok demiyorum, sınavlar ezbercilik üzerinden değil diyorum.

Ve istanbula git bakalım? veya en basitinden bir şehre git, herkes lol bilmemne kasıyor. köylerde birkaç çalışkan insan var, bir 10 yıl sonra bu kafayla oralar da şehir olur... Çocukları da lol kasar. Ve ayrıca gezmemişliğini bize açıkça belirtiyorsun. Gezmemişsen bari televizyonda seyret, nasıl yermiş. Benim asıl amacım seni yermek veya aşağılamak değil. Ana amacım sistemin açığını vurmak. Bu sistemden çıkanların %90'ı işini maaş için yapıyor, üfüldene püfüldene işe gidiyor. Ayrıca %95'i yere çöp atıyor. İzmarit atan kaç kişi vardır sence? Say bakalım. İzmarit demişken kısaca sistemi açıklayayım sana: Hoca talebeye sigarayı kötü anlatır, okuldan çıkınca kendi içer. İşte böyle bir sistem bizimki!

Ayrıca ortak nokta bulabiliriz. Benim laflarım herkese değil. Sadece şehirlilere. Git bir şehre bakalım. İnternet kafeye git bakalım. Tıka basa dolu. Ders çalışmıyorlar. Durumu anlat (Ders çalış de) cevap şu:
"Senin yaptığın gider benim hoşuma gider." diye cevap alırsın.
Madem sistem kötü, öyleyse çabayla bir yere gelsinler, o da yok. Birkaç bahtlı kişi çıkıyor. Onun dışındaki çoğunluk okumalı bu sistemde. Hocalar bile maaş için hoca olmak istiyorsa (yeni nesil ego balonu hocalar, eskilere söz yok) diyecek bir şey yok. Eğitimi unutalım zaten biz.

Mesele Avrupa değil, mesele ülkemizin durumu. Berbatız. Madem Avrupa kötü, biz daha iyi olalım? İspatlı olarak en kötü sistem bizde. Millet ispatlamış. Böyle giderse millet uzaya çıkar, bizim en iyi uçağımız bile anca kağıttan olur.

Sen ülkemizi savunuyorsun iyi hoş da kötü yanını da iyi göstermeye çalışma, olmaz zaten :)

(100-96=4 der, çeker giderim, doğruları da anlatıp veda ederim.)
 

FarukYazici

YASAKLANDI
En iyi cevaplar
0
ben sınav demiyorum. Gözünle oku başka yerinle değil! Çünkü ben avrupada sınav yok demiyorum, sınavlar ezbercilik üzerinden değil diyorum.

Ve istanbula git bakalım? veya en basitinden bir şehre git, herkes lol bilmemne kasıyor. köylerde birkaç çalışkan insan var, bir 10 yıl sonra bu kafayla oralar da şehir olur... Çocukları da lol kasar. Ve ayrıca gezmemişliğini bize açıkça belirtiyorsun. Gezmemişsen bari televizyonda seyret, nasıl yermiş. Benim asıl amacım seni yermek veya aşağılamak değil. Ana amacım sistemin açığını vurmak. Bu sistemden çıkanların %90'ı işini maaş için yapıyor, üfüldene püfüldene işe gidiyor. Ayrıca %95'i yere çöp atıyor. İzmarit atan kaç kişi vardır sence? Say bakalım. İzmarit demişken kısaca sistemi açıklayayım sana: Hoca talebeye sigarayı kötü anlatır, okuldan çıkınca kendi içer. İşte böyle bir sistem bizimki!

Ayrıca ortak nokta bulabiliriz. Benim laflarım herkese değil. Sadece şehirlilere. Git bir şehre bakalım. İnternet kafeye git bakalım. Tıka basa dolu. Ders çalışmıyorlar. Durumu anlat (Ders çalış de) cevap şu:
"Senin yaptığın gider benim hoşuma gider." diye cevap alırsın.
Madem sistem kötü, öyleyse çabayla bir yere gelsinler, o da yok. Birkaç bahtlı kişi çıkıyor. Onun dışındaki çoğunluk okumalı bu sistemde. Hocalar bile maaş için hoca olmak istiyorsa (yeni nesil ego balonu hocalar, eskilere söz yok) diyecek bir şey yok. Eğitimi unutalım zaten biz.

Mesele Avrupa değil, mesele ülkemizin durumu. Berbatız. Madem Avrupa kötü, biz daha iyi olalım? İspatlı olarak en kötü sistem bizde. Millet ispatlamış. Böyle giderse millet uzaya çıkar, bizim en iyi uçağımız bile anca kağıttan olur.

Sen ülkemizi savunuyorsun iyi hoş da kötü yanını da iyi göstermeye çalışma, olmaz zaten :)

(100-96=4 der, çeker giderim, doğruları da anlatıp veda ederim.)

Demek Avrupa'da öğretmenler para için öğretmen olmuyorlar he ? Babasının hayrına öğretmenlik yapıyorlar zaten (!) O kadar sınavı, mülakatı da yine babasının hayrına geçiyor, değil mi ?
Hoca sigarayı öğrencisine tabi kötü anlatacak. Bu onun görevi, işi. Hoca sigara içiyorsa "ben de içiyorum siz de için" mi demesini bekliyorsun ?
"Böyle giderse millet uzaya çıkar" demek. Çıkan çıkmış zaten. Bunun ekonomi ile alakası var. Boşuna mı bu işi sadece ABD ve Rusya yapıyor. Demek bizim uçaklar sadece kağıttan olur. O yüzden Türk Hava Kurumu, yerli uçağın test sürüşlerine başlıyor değil mi ?
Gezmemişlik demek ? Ben çok gezmektense çok okumayı tercih ederim. Gezip de LoL oynayan çocukları, internet kafe camlarından dikizlemeyi değil...
"Çoğunluk okumalı bu sistemde" Avrupa'da yan gelip yatarak profesör oluyorlar zaten (!) Avrupa'daki sınav sistemine değindim. Örneğin Harvard. Bu okulun sınavlarında, formülleri tahtaya yazıyorlar, sen de baka baka yapıyorsun değil mi ? Mülakatlarda soruları önceden veriyorlar, yine elinden baka baka cevaplıyorsun. (!)
Ben ülkeyi savunmuyorum. Ben sizin bu Avrupa özentiliğinize ve Avrupa eğitim sistemini yalan-yanlış anlatmanıza karşı çıkıyor. Bir de doğruları yazar veda ederim diyorsun. Adam gibi baştan aşağı doğru yazsanız, uğurlar olsun. Ama nerede? Buraya gelmiş Avrupa'nın avukatlığını yapıyorsunuz. Bilmem anladınız mı...
 
Son düzenleme:

BrolyTheLSSJ

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Demek Avrupa'da öğretmenler para için öğretmen olmuyorlar he ? Babasının hayrına öğretmenlik yapıyorlar zaten (!) O kadar sınavı, mülakatı da yine babasının hayrına geçiyor, değil mi ?
Hoca sigarayı öğrencisine tabi kötü anlatacak. Bu onun görevi, işi. Hoca sigara içiyorsa "ben de içiyorum siz de için" mi demesini bekliyorsun ?
"Böyle giderse millet uzaya çıkar" demek. Çıkan çıkmış zaten. Bunun ekonomi ile alakası var. Boşuna mı bu işi sadece ABD ve Rusya yapıyor. Demek bizim uçaklar sadece kağıttan olur. O yüzden Türk Hava Kurumu, yerli uçağın test sürüşlerine başlıyor değil mi ?
Gezmemişlik demek ? Ben çok gezmektense çok okumayı tercih ederim. Gezip de LoL oynayan çocukları, internet kafe camlarından dikizlemeyi değil...
"Çoğunluk okumalı bu sistemde" Avrupa'da yan gelip yatarak profesör oluyorlar zaten (!) Avrupa'daki sınav sistemine değindim. Örneğin Harvard. Bu okulun sınavlarında, formülleri tahtaya yazıyorlar, sen de baka baka yapıyorsun değil mi ? Mülakatlarda soruları önceden veriyorlar, yine elinden baka baka cevaplıyorsun. (!)
Ben ülkeyi savunmuyorum. Ben sizin bu Avrupa özentiliğinize ve Avrupa eğitim sistemini yalan-yanlış anlatmanıza karşı çıkıyor. Bir de doğruları yazar veda ederim diyorsun. Adam gibi baştan aşağı doğru yazsanız, uğurlar olsun. Ama nerede? Buraya gelmiş Avrupa'nın avukatlığını yapıyorsunuz. Bilmem anladınız mı...

Ya hocayı gören bir talebesi varsa? O da görür içer? Hadi avrupa falan karıştırmayalım, her konuda cevabınız var, pes ediyorum. Ülkemizin sorunlarına bakalım:

Ülkemizde gereksiz şeyleri ezberlemiyor muyuz? Ezberliyoruz. Bizi tokat veya dayak ile susturmuyorlar mı? Susturuyorlar. Bazıları dayakla, bazısı bağırarak, bazısı da dan dan dan konuyu anlatarak bizi susturuyorlar. Bir fikrin var mı yok mu sorulmuyor. "Konu hakkında bir şey biliyor musun" diye sormak yok. Onların dediği neyse odur. Ben hatırlıyorum da, ilkokulda İngilizce'de bize karşılaştırmalarda "than" kullanılması zorunludur denilmişti. Ama aslında öyle bir şey yok. İşte ezberciliğin kanıtı da burda.

Dayak ata ata, sorgulama hakkımız elimizden alına alına, biz de kulağımıza fısıldanan yalan bile olsa inanıyoruz. Günümüzde bile mesela kızların futbol oynayınca bacaklarının çarpık olacağına inanan anne-babalar var. Bu gibi inanışlar bence bu yüzden geliyor. Zamanında onlar da bunları öğrenmiş. Sen haklısın, Avrupa kadar iyiyiz. Ama daha iyi olmalıyız. Halkı da kültürlü yaparsak en iyi ülke oluruz, Ata'nın istediği gibi. Bunlar yanlış fikirler. Zaten bu fikirler yüzünden doğru dürüst sporcu, ressam yetiştiremiyoruz.

Tamam sporcu yetiştiriyoruz ama Türkiye hala dünya kupasına katılamıyor. Ders-spor-sanat seçimi kalkmalı, istediğimizi yapabilimeliyiz bence. Böylece her alanda başarı sağlanabilir. Bana Arda, Nuri ve Mevlüt dışında Avrupa'da oynayan Türk söyle? Yok. Maalesef. Eskiden vardı. Şimdi yok. Şimdi de bunu sağlamalıyız.

Bu da sistem yüzünden. Seçim yapıcaz tamam da daha ilk yaştan saniyede 20 metre koşabilen kızlara, çocuklara "yeteneksizsin" diye ket vuruyorlar. Derslerde de iyi olmuyorlar genelde, bu yüzden vatana hayırlı da olamıyorlar, vatana da sporcu, ressam yetişmiyor.

Bence en iyi olmak için yetenekli olanlar yeteneklerine göre ayrılmalı ve ona göre yetişmeli. Böylece her alanda mükemmel ülke oluruz. Bu da en başta ezberci ve zorlayıcı sistemin değişmesi, kolaylaştırıcı bir sistemin gelmesiyle olur. Haksız mıyım?
 

owen_1

Nether Yerlisi
En iyi cevaplar
0
Ya hocayı gören bir talebesi varsa? O da görür içer? Hadi avrupa falan karıştırmayalım, her konuda cevabınız var, pes ediyorum. Ülkemizin sorunlarına bakalım:

Ülkemizde gereksiz şeyleri ezberlemiyor muyuz? Ezberliyoruz. Bizi tokat veya dayak ile susturmuyorlar mı? Susturuyorlar. Bazıları dayakla, bazısı bağırarak, bazısı da dan dan dan konuyu anlatarak bizi susturuyorlar. Bir fikrin var mı yok mu sorulmuyor. "Konu hakkında bir şey biliyor musun" diye sormak yok. Onların dediği neyse odur. Ben hatırlıyorum da, ilkokulda İngilizce'de bize karşılaştırmalarda "than" kullanılması zorunludur denilmişti. Ama aslında öyle bir şey yok. İşte ezberciliğin kanıtı da burda.

Dayak ata ata, sorgulama hakkımız elimizden alına alına, biz de kulağımıza fısıldanan yalan bile olsa inanıyoruz. Günümüzde bile mesela kızların futbol oynayınca bacaklarının çarpık olacağına inanan anne-babalar var. Bu gibi inanışlar bence bu yüzden geliyor. Zamanında onlar da bunları öğrenmiş. Sen haklısın, Avrupa kadar iyiyiz. Ama daha iyi olmalıyız. Halkı da kültürlü yaparsak en iyi ülke oluruz, Ata'nın istediği gibi. Bunlar yanlış fikirler. Zaten bu fikirler yüzünden doğru dürüst sporcu, ressam yetiştiremiyoruz.

Tamam sporcu yetiştiriyoruz ama Türkiye hala dünya kupasına katılamıyor. Ders-spor-sanat seçimi kalkmalı, istediğimizi yapabilimeliyiz bence. Böylece her alanda başarı sağlanabilir. Bana Arda, Nuri ve Mevlüt dışında Avrupa'da oynayan Türk söyle? Yok. Maalesef. Eskiden vardı. Şimdi yok. Şimdi de bunu sağlamalıyız.

Bu da sistem yüzünden. Seçim yapıcaz tamam da daha ilk yaştan saniyede 20 metre koşabilen kızlara, çocuklara "yeteneksizsin" diye ket vuruyorlar. Derslerde de iyi olmuyorlar genelde, bu yüzden vatana hayırlı da olamıyorlar, vatana da sporcu, ressam yetişmiyor.

Bence en iyi olmak için yetenekli olanlar yeteneklerine göre ayrılmalı ve ona göre yetişmeli. Böylece her alanda mükemmel ülke oluruz. Bu da en başta ezberci ve zorlayıcı sistemin değişmesi, kolaylaştırıcı bir sistemin gelmesiyle olur. Haksız mıyım?

Bu tartışmaya/söyleşiye katılmak istemiyorum ancak şu kalınlaştırdığım yer hakkında bir şey söyleyeceğim.Alman takımlarının çoğunun 1/3'ü Türk oyunculardan oluşuyor.Ayrıca örnek vermek gerekirse Gökhan Töre İngiltere'den geldi Türkiye'ye kiralık olarak.Türkleri bu kadar düşük görüyorsunuz hala.Türkler ilkten beri her zaman güçlüdürler.En iyiler her daim Türklerdir.Ama ülkede bazı kişiler yüzünden bu olay hiç yokmuş gibi gösteriliyor , kendi milletimiz aşağılanıyor.
 

BrolyTheLSSJ

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Bu tartışmaya/söyleşiye katılmak istemiyorum ancak şu kalınlaştırdığım yer hakkında bir şey söyleyeceğim.Alman takımlarının çoğunun 1/3'ü Türk oyunculardan oluşuyor.Ayrıca örnek vermek gerekirse Gökhan Töre İngiltere'den geldi Türkiye'ye kiralık olarak.Türkleri bu kadar düşük görüyorsunuz hala.Türkler ilkten beri her zaman güçlüdürler.En iyiler her daim Türklerdir.Ama ülkede bazı kişiler yüzünden bu olay hiç yokmuş gibi gösteriliyor , kendi milletimiz aşağılanıyor.

düşük görmüyorum. öyle bir şey demedim.
 

FarukYazici

YASAKLANDI
En iyi cevaplar
0
Ya hocayı gören bir talebesi varsa? O da görür içer? Hadi avrupa falan karıştırmayalım, her konuda cevabınız var, pes ediyorum. Ülkemizin sorunlarına bakalım:

Ülkemizde gereksiz şeyleri ezberlemiyor muyuz? Ezberliyoruz. Bizi tokat veya dayak ile susturmuyorlar mı? Susturuyorlar. Bazıları dayakla, bazısı bağırarak, bazısı da dan dan dan konuyu anlatarak bizi susturuyorlar. Bir fikrin var mı yok mu sorulmuyor. "Konu hakkında bir şey biliyor musun" diye sormak yok. Onların dediği neyse odur. Ben hatırlıyorum da, ilkokulda İngilizce'de bize karşılaştırmalarda "than" kullanılması zorunludur denilmişti. Ama aslında öyle bir şey yok. İşte ezberciliğin kanıtı da burda.

Dayak ata ata, sorgulama hakkımız elimizden alına alına, biz de kulağımıza fısıldanan yalan bile olsa inanıyoruz. Günümüzde bile mesela kızların futbol oynayınca bacaklarının çarpık olacağına inanan anne-babalar var. Bu gibi inanışlar bence bu yüzden geliyor. Zamanında onlar da bunları öğrenmiş. Sen haklısın, Avrupa kadar iyiyiz. Ama daha iyi olmalıyız. Halkı da kültürlü yaparsak en iyi ülke oluruz, Ata'nın istediği gibi. Bunlar yanlış fikirler. Zaten bu fikirler yüzünden doğru dürüst sporcu, ressam yetiştiremiyoruz.

Tamam sporcu yetiştiriyoruz ama Türkiye hala dünya kupasına katılamıyor. Ders-spor-sanat seçimi kalkmalı, istediğimizi yapabilimeliyiz bence. Böylece her alanda başarı sağlanabilir. Bana Arda, Nuri ve Mevlüt dışında Avrupa'da oynayan Türk söyle? Yok. Maalesef. Eskiden vardı. Şimdi yok. Şimdi de bunu sağlamalıyız.

Bu da sistem yüzünden. Seçim yapıcaz tamam da daha ilk yaştan saniyede 20 metre koşabilen kızlara, çocuklara "yeteneksizsin" diye ket vuruyorlar. Derslerde de iyi olmuyorlar genelde, bu yüzden vatana hayırlı da olamıyorlar, vatana da sporcu, ressam yetişmiyor.

Bence en iyi olmak için yetenekli olanlar yeteneklerine göre ayrılmalı ve ona göre yetişmeli. Böylece her alanda mükemmel ülke oluruz. Bu da en başta ezberci ve zorlayıcı sistemin değişmesi, kolaylaştırıcı bir sistemin gelmesiyle olur. Haksız mıyım?

Haksızsınız diyemem ancak haklısınız da diyemem. Benim okuduğum okullarda öğretmenlerimden şiddet görmedim keza arkadaşlarımın da gördüğünü görmedim. Genelleme yaparak konuşmanız sebebiyle kafalarda olumsuz yargılar oluşturuyorsunuz.
Öğrenim hayatım boyunca çok okul değiştirdim, gittiğim okullardan biri de sanırım aynı sizin istediğiniz ölçüde bir okul. "Oğlum dur, kızım sus" yok. İlk başlarda sizin gibi düşünmem sebebiyle (ki büyük bir hata olduğunu sonradan fark edeceğim) " ne kadar güzel bir okul." diyordum. Ancak belli bir zaman sonra disiplinsizlikler, saygısızlıklar, terbiyesizlikler boy gösterdi. Boy göstermek ne kelime, boy attılar ! Hadi dayağı geçtim de bağırmadan laftan anlamıyor bu insanlar. Laftan anlayana da bağırmıyorlar zaten. Bakın askeri liseler ve harp okullarına. Muazzam bir disiplin mevcut. (ki kendim de
fevkalade memnunum)
Ders-spor-sanat seçimi kalkarsa; büyük sorunlar beraberinde gelecektir emin olun. Yetkili adamlar, bunların hepsini aynı sistemde birleştirirse yani sayısalcı adamla sporcu adamı yan yana koyarsan büyük bir facia ortaya çıkacaktır. Diyelim kimse kimseye karışmıyor, herkes istediğini yapıyor, bu sefer kapa yapıları bilmemnesi çatışacaktır. Kanaatim bu ayrık sistemin devam etmesi yönündedir. Mesela kendimden ve forumdan örnek vermek gerekirse. Minecraft denen oyunu gıdım oynamışlığım yoktur. (Hesap başlarda şahsıma da ait değildi, yalnızca bu tip olaylarda meydanı boş bırakmamak adına yazıyorum) Kafa yapılarımız şu konuda çok çatışıyor. Ben çıkıp da desem (ki şahsi görüşüm de odur) Minecraft ne saçma oyun yahu ! hepiniz üzerime çullanırsınız muhtemelen. Bu sistemde de benzerleri yaşanacaktır.
Ezberci sistem konusuna gelince. Anladığım kadarıyla eleştiriniz, sınavlara. Sınavda ezberletip sormalarına. Ancak bunun başka bir çıkış yolu olduğunu, bilemiyorum, düşünemiyorum. Öğrencilerin bilgileri bir şekilde sorgulanmalı. Yani mantık şu "Biz bu adamlara bu kadar şeyi öğrettik ama bu adamlar dinledi mi, öğrendi mi ?" işte bunun cevabını almak adına yapılıyor bu. Avrupa'dan bahsediyorduk, orada da kısmen aynı. Hoca, öğretiyor hiç beklenmedik bir anda çıkıyor " söyle bakalım bu böyle mi ? " diye bir soru soruyor. Takdir okuyucularındır. Herkesin kendi kanaati.
 

LapisDüşmanı

Kızıltaş Madencisi
En iyi cevaplar
0
İlk okulda doğru düzgün bir öğretim alamadım çok iğrenç bir eğitim sistemimiz var ilkokula giden kardeşim okuşdan nefret ediyor ve okuldan kaçmaya çalıştı sizce normal mi ?
 

BrolyTheLSSJ

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Haksızsınız diyemem ancak haklısınız da diyemem. Benim okuduğum okullarda öğretmenlerimden şiddet görmedim keza arkadaşlarımın da gördüğünü görmedim. Genelleme yaparak konuşmanız sebebiyle kafalarda olumsuz yargılar oluşturuyorsunuz.
Öğrenim hayatım boyunca çok okul değiştirdim, gittiğim okullardan biri de sanırım aynı sizin istediğiniz ölçüde bir okul. "Oğlum dur, kızım sus" yok. İlk başlarda sizin gibi düşünmem sebebiyle (ki büyük bir hata olduğunu sonradan fark edeceğim) " ne kadar güzel bir okul." diyordum. Ancak belli bir zaman sonra disiplinsizlikler, saygısızlıklar, terbiyesizlikler boy gösterdi. Boy göstermek ne kelime, boy attılar ! Hadi dayağı geçtim de bağırmadan laftan anlamıyor bu insanlar. Laftan anlayana da bağırmıyorlar zaten. Bakın askeri liseler ve harp okullarına. Muazzam bir disiplin mevcut. (ki kendim de
fevkalade memnunum)
Ders-spor-sanat seçimi kalkarsa; büyük sorunlar beraberinde gelecektir emin olun. Yetkili adamlar, bunların hepsini aynı sistemde birleştirirse yani sayısalcı adamla sporcu adamı yan yana koyarsan büyük bir facia ortaya çıkacaktır. Diyelim kimse kimseye karışmıyor, herkes istediğini yapıyor, bu sefer kapa yapıları bilmemnesi çatışacaktır. Kanaatim bu ayrık sistemin devam etmesi yönündedir. Mesela kendimden ve forumdan örnek vermek gerekirse. Minecraft denen oyunu gıdım oynamışlığım yoktur. (Hesap başlarda şahsıma da ait değildi, yalnızca bu tip olaylarda meydanı boş bırakmamak adına yazıyorum) Kafa yapılarımız şu konuda çok çatışıyor. Ben çıkıp da desem (ki şahsi görüşüm de odur) Minecraft ne saçma oyun yahu ! hepiniz üzerime çullanırsınız muhtemelen. Bu sistemde de benzerleri yaşanacaktır.
Ezberci sistem konusuna gelince. Anladığım kadarıyla eleştiriniz, sınavlara. Sınavda ezberletip sormalarına. Ancak bunun başka bir çıkış yolu olduğunu, bilemiyorum, düşünemiyorum. Öğrencilerin bilgileri bir şekilde sorgulanmalı. Yani mantık şu "Biz bu adamlara bu kadar şeyi öğrettik ama bu adamlar dinledi mi, öğrendi mi ?" işte bunun cevabını almak adına yapılıyor bu. Avrupa'dan bahsediyorduk, orada da kısmen aynı. Hoca, öğretiyor hiç beklenmedik bir anda çıkıyor " söyle bakalım bu böyle mi ? " diye bir soru soruyor. Takdir okuyucularındır. Herkesin kendi kanaati.

1-Minecraft saçma diyen birçok arkadaşım var, hiç biriyle kavga etmemiş, bi laf etmemişimdir.
2-Sınavlarda da bir yöntem aranmalı. Düşünmeliler, kafa yormalılar işte. Ezberi doğuştan iyi olmayan birçok arkadaşım vardı ilkokulda. Bence şöyle olmalı:

Dersi dersinde dinleme olacak, konuyu yorumlama soruları çıkacak. Geç de olsa başladılar hele şükür bazı yerlerde. Ama her yerde olmalı. Bazı takıntılı hocalar ezberlemeye zorluyor. Mesele de burda bitiyor. Ben mesela hep matematikte başka formüller bulurdum, bizim hocamız "yok öyle diil böyle öğreneceksin" derdi. Ama o yol da doğruymuş. İngilizcede de Sonic RPG serisinin bölümlerini daha 2.sınıftayken (ilk bölümden beri) kafadan çevirebiliyordum ama gidip de şaşırtmacalı sorularda hata yapardım işte.

3- Bir başka meselemi de anlatayım size: Zaten istediğim de sporcu ve sayısalcıyı ayırmak. Ayrı okullar açıcaz, futbolcunun okulu futbolu, sayısalcının okulu matematiği feni vs. öğretecek. Futbolcu olacak adam kafasını gereksiz yere doldurmayacak, sayısalcı da futbol oynamak zorunda kalmayacak. Şu anda bu yok. Dersleri iyi olan fen lisesine gidiyor, yüceltiliyor; misalen futbolcu olacak adamsa yerden yere vuruluyor. Ama bunlar aynı okula konursa dediğiniz gibi karmaşa olur. Sporcu çocuk sayısalcıya "inek" yaftası yapıştırır, sayısalcı sporcuya "öküz" der; böyle gider. Şu anda da inek kavramı burdan geliyor. Eğer ayrı olurlarsa bu kavramlar da kalkar bence.

4- Disiplin sorun değil ama ben dayak yiyenleri gördüğümden konuşuyorum. Mesele uyarmak değil, mesele hocaların kendi fikirlerini talebelere empoze etmeleri.
Sus demesi sorun değil. Ama mesela bir formül buldunuz, o formülü anlatmak istiyorsunuz, doğru bir formül de zaten. Ama hocanın size "sen sus" demesi hoşunuza gitmez herhalde. Anlatmak istediğim de budur. Yoksa ben açıkçası disiplin fanatiği bile sayılırım yani.

5- Hoca asıl beklenmedik anda sormalıdır dediğiniz gibi. Bu da anlama kısmıdır, anlamayla ilgili sorular sorulunca hem biz öğrencilere yarar, hem de vatana hayırlı vatandaş yetişir. Ezbercilikten kastım şu zaten: Bir dal düşünün. Bu dalda eğitim zorunlu yapılıyor, bu dalda yeteneği olmayana da bu dalla ilgili zorla soru soruluyor. Bilemeyince aşağılanıyor; bu dalda yeteneksiz olanla, bu dalda üstün yetenekli olanları kapıştırıyorlar. İt yarıştırma gibi bir eğitim olmaz bence. Yani yarıştırma ve ezber olmazsa zaten sistemimiz mükemmel ötesi olur bence, dünyanın en iyisi oluruz... Şu anda da milletle dengiz, geçmek için bunu yapmalıyız. Ama fikrinize saygı duyarım, sonuçta 17 yaşında bir gencim, bu konunun uzmanı değilim. Sadece gördüğümü yazıyorum.
 

FarukYazici

YASAKLANDI
En iyi cevaplar
0
1-Minecraft saçma diyen birçok arkadaşım var, hiç biriyle kavga etmemiş, bi laf etmemişimdir.
2-Sınavlarda da bir yöntem aranmalı. Düşünmeliler, kafa yormalılar işte. Ezberi doğuştan iyi olmayan birçok arkadaşım vardı ilkokulda. Bence şöyle olmalı:

Dersi dersinde dinleme olacak, konuyu yorumlama soruları çıkacak. Geç de olsa başladılar hele şükür bazı yerlerde. Ama her yerde olmalı. Bazı takıntılı hocalar ezberlemeye zorluyor. Mesele de burda bitiyor. Ben mesela hep matematikte başka formüller bulurdum, bizim hocamız "yok öyle diil böyle öğreneceksin" derdi. Ama o yol da doğruymuş. İngilizcede de Sonic RPG serisinin bölümlerini daha 2.sınıftayken (ilk bölümden beri) kafadan çevirebiliyordum ama gidip de şaşırtmacalı sorularda hata yapardım işte.

3- Bir başka meselemi de anlatayım size: Zaten istediğim de sporcu ve sayısalcıyı ayırmak. Ayrı okullar açıcaz, futbolcunun okulu futbolu, sayısalcının okulu matematiği feni vs. öğretecek. Futbolcu olacak adam kafasını gereksiz yere doldurmayacak, sayısalcı da futbol oynamak zorunda kalmayacak. Şu anda bu yok. Dersleri iyi olan fen lisesine gidiyor, yüceltiliyor; misalen futbolcu olacak adamsa yerden yere vuruluyor. Ama bunlar aynı okula konursa dediğiniz gibi karmaşa olur. Sporcu çocuk sayısalcıya "inek" yaftası yapıştırır, sayısalcı sporcuya "öküz" der; böyle gider. Şu anda da inek kavramı burdan geliyor. Eğer ayrı olurlarsa bu kavramlar da kalkar bence.

4- Disiplin sorun değil ama ben dayak yiyenleri gördüğümden konuşuyorum. Mesele uyarmak değil, mesele hocaların kendi fikirlerini talebelere empoze etmeleri.
Sus demesi sorun değil. Ama mesela bir formül buldunuz, o formülü anlatmak istiyorsunuz, doğru bir formül de zaten. Ama hocanın size "sen sus" demesi hoşunuza gitmez herhalde. Anlatmak istediğim de budur. Yoksa ben açıkçası disiplin fanatiği bile sayılırım yani.

5- Hoca asıl beklenmedik anda sormalıdır dediğiniz gibi. Bu da anlama kısmıdır, anlamayla ilgili sorular sorulunca hem biz öğrencilere yarar, hem de vatana hayırlı vatandaş yetişir. Ezbercilikten kastım şu zaten: Bir dal düşünün. Bu dalda eğitim zorunlu yapılıyor, bu dalda yeteneği olmayana da bu dalla ilgili zorla soru soruluyor. Bilemeyince aşağılanıyor; bu dalda yeteneksiz olanla, bu dalda üstün yetenekli olanları kapıştırıyorlar. İt yarıştırma gibi bir eğitim olmaz bence. Yani yarıştırma ve ezber olmazsa zaten sistemimiz mükemmel ötesi olur bence, dünyanın en iyisi oluruz... Şu anda da milletle dengiz, geçmek için bunu yapmalıyız. Ama fikrinize saygı duyarım, sonuçta 17 yaşında bir gencim, bu konunun uzmanı değilim. Sadece gördüğümü yazıyorum.
Konuyu yorumlama soruları kısmına katıldığımı pek söyleyemem. Çünkü bunlar bilginizi ölçmez. Örneğin tarih dersinde; Kanuni'nin Viyana'yı kuşatması ne gibi sonuçlar doğurmuştur ? Şeklinde bir soru çıktığı zaman, mantık yürüterek yapar çocuk bunu. Bakar seçeneklere, Viyana'yı alamadık, ordu geri düştü vesaire vesaire. Bilgi ölçmekten ziyade çocuğun dil bilgisini, yorumlama gücünü geliştirir. Sözel okuyan adama sorulacak sorulardan biridir ancak kalkıp da sayısalcıya sorarsanız, sağlıksız olacaktır.
Futbolculuk garanti bir meslek olmadığından, ortaöğretim kurumlarını bir futbol okulu haline getirmek pek de mantıklı olmaz açıkçası. Bu adam gitsin, lisesini düzgünce okusun onun dışında spor kulüplerinin açmış olduğu futbol okulları halihazırda mevcut. Gider orada
ayriyeten eğitimin alır. Zaten belli bir düzeyden sonra futbolculara dahi burs verebiliyorlar. Ayrıca bu tip spor faaliyetlerinde başarı gösterenler üniversite sınavında daha avantajlı oluyor. Bu okulların açılması, bu avantajı ortadan kaldırır.
Şahsen kendi okullarımda zorla fikir empoze edilmesi konusunda bir örnek görmediğimden yorum yapamayacağım. Ancak güzel değildir elbet.
Kendi kanaatim askeri liselerden yanadır daim. Zira mükemmel bir eğitim var. Disiplin kusursuz. İşte burada galiba mükemmel bir eğitim sistemi mevcut. Fen lisesi düzeyinde eğitim var, onun yanı sıra askeri eğitimler. Ast-üst ilişkisi olması sebebiyle "neden hocam ?" sorusu yok. Basın hala Finlandiya, Almanya deyip dursun. Şöyle bir etraflarına baksalar görecekler ya...
 

BrolyTheLSSJ

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Konuyu yorumlama soruları kısmına katıldığımı pek söyleyemem. Çünkü bunlar bilginizi ölçmez. Örneğin tarih dersinde; Kanuni'nin Viyana'yı kuşatması ne gibi sonuçlar doğurmuştur ? Şeklinde bir soru çıktığı zaman, mantık yürüterek yapar çocuk bunu. Bakar seçeneklere, Viyana'yı alamadık, ordu geri düştü vesaire vesaire. Bilgi ölçmekten ziyade çocuğun dil bilgisini, yorumlama gücünü geliştirir. Sözel okuyan adama sorulacak sorulardan biridir ancak kalkıp da sayısalcıya sorarsanız, sağlıksız olacaktır.
Futbolculuk garanti bir meslek olmadığından, ortaöğretim kurumlarını bir futbol okulu haline getirmek pek de mantıklı olmaz açıkçası. Bu adam gitsin, lisesini düzgünce okusun onun dışında spor kulüplerinin açmış olduğu futbol okulları halihazırda mevcut. Gider orada
ayriyeten eğitimin alır. Zaten belli bir düzeyden sonra futbolculara dahi burs verebiliyorlar. Ayrıca bu tip spor faaliyetlerinde başarı gösterenler üniversite sınavında daha avantajlı oluyor. Bu okulların açılması, bu avantajı ortadan kaldırır.
Şahsen kendi okullarımda zorla fikir empoze edilmesi konusunda bir örnek görmediğimden yorum yapamayacağım. Ancak güzel değildir elbet.
Kendi kanaatim askeri liselerden yanadır daim. Zira mükemmel bir eğitim var. Disiplin kusursuz. İşte burada galiba mükemmel bir eğitim sistemi mevcut. Fen lisesi düzeyinde eğitim var, onun yanı sıra askeri eğitimler. Ast-üst ilişkisi olması sebebiyle "neden hocam ?" sorusu yok. Basın hala Finlandiya, Almanya deyip dursun. Şöyle bir etraflarına baksalar görecekler ya...

doğrudur. En iyisi bu okullara askeri düzen gelmeli, ama sayısalcı vs. ayrılmalı. Bunların toplanması çok sorunlu.

Fikir empozesine bir örnek (gördüm):

İlkokulda İngilizcede ampule "ampute" diyen bir hocamız vardı. Ben bir keresinde "light bulb" yazmıştım, bilgisayardan da bakmıştım, aynı anlama geliyormuş. Ama hanımefendiye göre neymiş efendim; "light bulb" olmazmış. Kendi fikrini empoze etmişti herkese. Ben sırf bu fikri kabul etmeyip gerçek doğruyu söylediğim için hakkım olan 100'ü alamamıştım.

Askeri eğitimde de (görmedim) ama böyle fikir empoze etme diye bir saçmalık yoktur bence. Finlandiya da seyrettiğim kadarıyla bizimkine benziyor. Biz nasıl proje performans sunuyoruz, onlar da öyle. Pek farkı yok. Almanya'nınkinde ne özelliik var ki? Kara tahta kullanıyorlar hala. Biz teknolojiyi daha iyi kullanıyoruz yani. İspatını da vereyim:

Finlandiya:


videoda var ama türk eğitim sistemini fazla aşağılamışlar. Biraz fazla olmuş. "Beden dersinde matematik yapma" meselesi dışında %100 haksızlar bence.

Almanya (Bir alman arkadaşım okulda resim çizmiş, üstün teknolojilerine (!) dikkat ediniz) :



günümüzde kara tahta kullanmak en başta sağlığa zararlı zaten. Tebeşir tozu insanı hasta eder. Bizim de kötü yanımız olduğu gibi iyi yanlarımız olduğunu da gördüm. Sağolun. Ama kötü yanımız da var:

1-Beden dersinde matematik:

Güneşli havada bile bazıları bedende matematik işler. Bizde de 3.sınıfta öyleydi. Bedende matematik işlerdik. Sene boyunca gol atamamıştım çünkü zaten beden yapamamıştık. Adam koca sene bize ters işlem veya yaş problemi çözdürdüydü. Belki de bu yüzden çoğumuz hantal. Ne demişler? Ağaç yaşken eğilir. 6.sınıftaki hocam başta olmak üzere tüm beden hocalarım bende üstün yetenek olduğunu söylerdi. Ama geç kalmıştım. İşte bu gibi nedenlerden futbolcu olamıyoruz.
 

FarukYazici

YASAKLANDI
En iyi cevaplar
0
Askeri okullar konusunda çok haklısınız. Kaldı ki öğretmenlerin ile de pek fazla diyaloğun olmuyor. Yani sıradan bir okul gibi, hocaya karşı gelemezsin, samimi diyaloglar kuramazsın. En nihayetinde senin üst rütbelin. Sonunda ortak bazı fikirlerimizin olmasına da sevindim.
Videoda beden dersinde matematik demiş. Bu videoyu çeken adam galiba ilk okuldan mezun olmuş. Ortaokul denen kısma geldiğinizde branşlara ayrılıyorsunuz. Kimse kimsenin branşına karışmıyor, karışamıyor. Ben de yaşadım ilk okulda böyle şeyleri ancak dediğim gibi branşlara ayrılınca bu saçmalık da duruyor.
Sınıftaki disiplinsizlik konusuna da değinmiş. Arada 3-4 dakika fark var Türk ve Finlandiya'daki sınıf düzeni hakkında. Abartıldığını düşünüyorum ve yineliyorum bunu yapan adam hakikaten ilk okuldan mezun olmuş. O küçük çocukların ayakta dolanıp, bağırışıp çağırma dönemi de orada kapandı zaten. En azından kendime adıma konuşursam bu böyle.
Finlandiya'da sınav-mülakat sistemine değinmiş. Tam izleyemedim artık kimin adına deyinmişse. Ancak bu Türkiye'de de geçerli. Devlet memur alırken mesela kaymakam, bu süreçler aynen işliyor. Sadece devlette değil, yine devlete bağlı özel sınavla alan bazı okullar da bu şekilde (sınav-mülakat-ayrıca test aşaması) işliyor. Askeriyede de keza aynı şekilde. YGS'den ve beden yeterlilik testinden sonra her Allah kulunu sokmuyorlar. Üst rütbelilerle sözlü mülakat halindesin. Karakter analizi yapıyorlar. Yani sayısız daha örnek verebiliriz bu konuya.
Siz de deyinmişsiniz okullarda teknoloji olarak ilerlemekteyiz. Özellikle FATİH projesi henüz tam yayılmamış da olsa büyük bir gelişmedir. En nihayetinde bir yerden başlamak gerek. Malumatım yok ancak duyumlarım okullara tablet verildiği verilmese bile akıllı tahta takılmış olduğu yönünde. Bu sistem kendiyle övünen birçok Avrupa ülkesinde bulunmamakta.
Ampul anınıza gelince. Hakikaten dik kafalı bir öğretmenmiş, kabul etmek lazım. Allah karşılaştırmasın...
 

BrolyTheLSSJ

Obsidyen Madencisi
En iyi cevaplar
0
Askeri okullar konusunda çok haklısınız. Kaldı ki öğretmenlerin ile de pek fazla diyaloğun olmuyor. Yani sıradan bir okul gibi, hocaya karşı gelemezsin, samimi diyaloglar kuramazsın. En nihayetinde senin üst rütbelin. Sonunda ortak bazı fikirlerimizin olmasına da sevindim.
Videoda beden dersinde matematik demiş. Bu videoyu çeken adam galiba ilk okuldan mezun olmuş. Ortaokul denen kısma geldiğinizde branşlara ayrılıyorsunuz. Kimse kimsenin branşına karışmıyor, karışamıyor. Ben de yaşadım ilk okulda böyle şeyleri ancak dediğim gibi branşlara ayrılınca bu saçmalık da duruyor.
Sınıftaki disiplinsizlik konusuna da değinmiş. Arada 3-4 dakika fark var Türk ve Finlandiya'daki sınıf düzeni hakkında. Abartıldığını düşünüyorum ve yineliyorum bunu yapan adam hakikaten ilk okuldan mezun olmuş. O küçük çocukların ayakta dolanıp, bağırışıp çağırma dönemi de orada kapandı zaten. En azından kendime adıma konuşursam bu böyle.
Finlandiya'da sınav-mülakat sistemine değinmiş. Tam izleyemedim artık kimin adına deyinmişse. Ancak bu Türkiye'de de geçerli. Devlet memur alırken mesela kaymakam, bu süreçler aynen işliyor. Sadece devlette değil, yine devlete bağlı özel sınavla alan bazı okullar da bu şekilde (sınav-mülakat-ayrıca test aşaması) işliyor. Askeriyede de keza aynı şekilde. YGS'den ve beden yeterlilik testinden sonra her Allah kulunu sokmuyorlar. Üst rütbelilerle sözlü mülakat halindesin. Karakter analizi yapıyorlar. Yani sayısız daha örnek verebiliriz bu konuya.
Siz de deyinmişsiniz okullarda teknoloji olarak ilerlemekteyiz. Özellikle FATİH projesi henüz tam yayılmamış da olsa büyük bir gelişmedir. En nihayetinde bir yerden başlamak gerek. Malumatım yok ancak duyumlarım okullara tablet verildiği verilmese bile akıllı tahta takılmış olduğu yönünde. Bu sistem kendiyle övünen birçok Avrupa ülkesinde bulunmamakta.
Ampul anınıza gelince. Hakikaten dik kafalı bir öğretmenmiş, kabul etmek lazım. Allah karşılaştırmasın...

akıllı tahta bizde de var şu anda. Ve bu "kara tahtaya pinkie pie veya sonic çizme" devrini ben 1.sınıftan beri yaşamıyorum :)

Branşlara ayrılınca sözel-sayısal-sporcu-ressam-şarkıcı ayrılıyor doğru. Asıl iş, son 3 tanesine yeteneği olanları bile gidecekken vazgeçiren aileler sayesinde bu alanlarda pek fazla vatandaşımız yok. Hele de ressam. Tek sorun belki de herkesin "işin ucunda para var" diye kendini sayısala atmaya çalışması. Diğer dallar ilgi görmüyor, birçok öğretmen-mühendis-doktor işsizler var. Ama imam olup işşiz olan yok mesela :)
 
Üst