Boş vakitlerimde bölüm yazmayya karar verdim. Günde 2 bölüm gelebbilir.
Ve...
Bölüm 10: (Sonsuz Korku) 3.Bölüm
303! diye bağırarak üzerime doğru bir ateş topu attı. Kılıcımla geri gönderdim. Fakat her ne kadar gücüm olsa da onu yenemezdim. Daha çoğuna ihtiyacım vardı. Bana tekrar ateş topu attı. Kılıcımı savurdum. Ama ateş topu ikiye bölündü. İki yanımdan geçerken geri birleşti ve patlama ile arkaya savruldum. Bana ağır adımlarla yaklaşıyordu. HB duraksadı. "303... Seni bir kez yenmiştim. Tekrar yeneceğim" dedi. O sırada arkadan bir ses geldi. "Ama öldürememiştin. Değil mi sevgili dostum." diyordu. İçeri geliyordu. Sesi çok tuhaftı. Yankılanıyordu ve cızırtılıydı. Sanki bir insan değildi. İnsanın iliklerine kadar işliyordu. İçeri yaklaşınca daha iyi görebilmiştim. Bembeyaz giyinmişti. Elleri açıktı. Ama ellerinin ten rengi de simsiyahtı. Yine beyaz bir kapşon ile başı kapalıydı. Yüzü gözükmüyordu. Gözüken tek şey, kıpkırmızı parlayan iki adet gözdü. Görüntüsü titriyordu. "Herobrine..." dedi. Bütün odada sesi yankılanmıştı. Bana baktı. HB şaşkınlıkla bakıyordu. "Entity303! O zaman bu kim?" Bana demişti bunu. 303 lafa karıştı. "O Entity303'ün kendisi. Beni öldürmeden önce, ruhumu ona vermiştim. Şu an karşında duran sadece ruhumun 10'da birlik kısmı. Kral Markus, beni ülkeden sürdükten sonra bir güç elde etmiştim. İntikamımın gücü. Ama sen- Sen onu mahvettin!! Markus'u dinleyip benle savaştın. Sonunda ne oldu. Sen de gerçeği fark ettin. Markus bunun üzerine seni de sürgün etti. Derinlerde bir yerlere hapsetti. Cehennemin kendisine Nether'e! Ama bu benim için şanstı. Tekrardan güçlenip intikamımı alacaktım. Bu bedeni buldum. Onu kullandım. Ama daha gücümü verememişken, senle karşılaştı. Onu böyle öldürüp, ruhumu boşa harcayamazdım. Seni bu gücümle, ruhumun sadece onda biriyle bile yenebilirim artık!" HB tekrar konuştu "İkimizin savaşı... Tekrardan seni yeneceğim." dedi. Aralarından bir savaş olacaktı. O ben miydim? O beyaz şey? İntikam duygusu. O gün... Yeşil yaratığa hissettiğim... Steve'e olan intikam duygum, bana 303'ün gücünü vermişti. Şimdi daha iyi anlayabiliyorum. Ama Markus? Kral Markus'tan mı bahsediyorlar? Buranın ilk kralıydı. Ama bir süikast ile ölmüştü. Peki ben ne yapacaktım? Ne yapmalıydım? Şu an elimden gelecek tek şey, Steve ile birlikte olacakları görmekti. İkisinin de etrafından bir çember oluştu. Sonra bir anda dev bir patlama oldu. Geriye savrulmuştum. Yapınınduvarları parçalanmış, arka odada olanlar ise çatlamıştı. Ama onlar. Bir santim bile gitmediler. 303 elinde bir alev topu oluşturdu. HB'ye attı. Ama HB ışınlandı. 303'ün arkasındaydı. 303 tekrar bir patlama yaptı, HB biraz da olsa geriye uçmuştu, ama tekrar ışınlandı ve 303'ün önüne geldi. Elinde mor bir alev topu oluştu. 303'e attı. 303 savunmada bile bulunmadan, öylece baktı. Top bir anda 8'e bölünmüştü. Hepsi de büyüdü ve tekrar aynı boya geldiler. 303'e çarptılar ve dev bir patlama oluşturdular. Dumanlar dağıldığında 303 hâlâ orada duruyordu. hiçbir oynama yoktu. Bu sefer ışınlanan 303 olmuştu. HB'nin arkasına geçti. Eli parlamaya başlamıştı. Mor bir alev oluştu ve HB'nin sırtına burdu. HB hızla ileri savruldu. Ama ışınlandı. Karşya. 303 kesinlikle güçlüydü. Ve bu onun sadece 10/1'ydi. O zaman ben de mi böyle güçlüydüm. Yapabileceklerim... Mükemmel bir şeydi. HB "Güzel. Hâlâ aynısın. O zaman hadi savaşa başlayalım." dedi. Ne yani? Daha savaş başlamamış mıydı? HB elinde bir kılıç oluşturdu. Obsidyendendi. "Hah! Sadece Güç, Savurma ve Alev 90 mı? Daha iyisini beklerdim senden. Gücün körelmiş." dedi 303. O da aynısını yaptı. Elinden obsidyen başka bir kılıç oluşmuştu. HB bir şey söylemedi. Sadece bakmakla yetindi. İkiside birbirinin üzerine dğru koştular. Kılıçları çarpıştı. Dev bir patlama oluşmuştu. Sonra HB yok oldu. Işınlamıştı. Arkasına geçti. 303 kılıcını döner bir şekilde arkaya savurdu. Ama HB tekrar hızlı bir şekilde ışınlandı. Yine arkasına geçmişti. Kılıcı saplamıştı. "Anlaşılan seni hafife almışım" dedi 303. "Sıradan bir kılıç obsidyen kılıç değil. Ruh kesen kılıç! Bana burabilecek tek kılıç! Ama sana her türlü kılıç vurabilir. İşte farkımız bu!" Sonra tekrar bir patlama oluşturdu. Yok olmuştu. Işınlanma da değildi bu. Görünmez olmuştu! Ama anlaşılan HB olanları görüyordu. Kılıcını savurdu. Vurmuştu. Görünmezliği bittiğinde vurduğu tekr şey kendi gibi gözüken bir kopyaydı. Arkasındaydı. HB'ye bir alev topu attı. Patlama olmuştu. Ama HB de yukarı zıplamıştı. Daha doğrusu uçmuştu. İki metre yukarı. 303'e baktı. Duraksadılar. "303! Güçlendiğini kabul etmek lazım." dedi HB. 303 lafa karıştı. "Demek öyle düşünüyorsun. Belki de sen güçsüzlüğe kabullenemiyorsunndur." demişti. "O zaman ölümünü göremiyorsundur" dedi HB. 303 kendine baktı. Ruhu titriyordu. "Ama... Nasıl?" Parçalara ayrılıyordu. "Sadece yüzde onu ha? O zaman bile seni yenebilmiştim ve sen bana karşı sadece yüzde onu ile durdun. Umarım ikinci karşılaşmamızda, daha çok eğleniriz." dedi HB. O gerçekten güçlüydü. Ama ben. Onun ölümü benim de içimde bir boşluk oluşturmuştu. Sanki o benim bir parçamdı. O duYgu... İntikam. Tekrar ruhumu sarıyordu...
Hafif MC'nin Entity303 hakkında olan hikayesine göre gittim. Onun dışında Markus'u zaten herkes tanır bence.[DOUBLEPOST=1433345666,1433345581][/DOUBLEPOST]Arkadaşlar yorumlar için teşekkürler. Benim için gerçekten önem taşıyorlar. İyi okumalar. Umarım devamını da beğenirsiniz. Yakında bir sezon finali yapmayı düşünüyorum. Sizce naıl olur.