Günlük XVII. Son Kayıp, Ben. [Özel Bölüm Sonu]
Bayana yardım etmek istedim. Korkmuşa benziyordu. Sakinleştirmek istedim, ancak benden de korkmaya başlamıştı. Sayıklayarak "Herobrine Soyundansın..." diyip duruyordu. Beni kimle karıştırdı bilmiyorum, ancak ben olamazdım. Olsam gözlerim beyaz olurdu derken, geçmişim gözlerimin içinde aydınlandı birden.
Orada 2 tane Steve vardı. Birinin üstünde "Herobrine" kullanıcısı, diğerinde ise "Cobainnn" yazıyordu. İmkansız bir şey daha vardı ki benim arkamda Notch vardı. Nereye gitsem, hep oraya gidiyordu. Herobrine şaşırmıştı, napıyor bu diye. Neydim ben? Acaba o ben değil de Notch muydu? Çok karışık.
Aydınlanma, bayanın konuşamaları üzerine kapandı, ki meğer burnumun dikinde Herobrine varmış!! Önce ödüm koptu, sonra tam saldıracaktım, bayan birden isyan eder gibi saldırdı. Ancak Herobrine gene kayboldu. Kaybolduğunda, önümde iz şeklinde redstone wireleri vardı. Takip edince bunun bir tuzak olduğunu anlayıp geri dönmüştüm ama çok geçti. Kadın arkamda ki moblarla savaşıyordu. En sonunda yenilip yaralanmıştı. Son çarem, onun elindeki kılıcı alıp ölümüne savaştım. Ancak gene tuzak olan TNT'lere kapıldım.
Uyandığımda, 5 blok genişliğinde ve 10 blok yüksekliğinde daire şeklinde, bir alanım vardı. Ancak çevresi full lavdı. Karşımda Herobrine, gözlerini az kapatmış uyuyacak gibiydi. Zannediyorum 1-2 saat falan uyumuşum. Kalktığımda elinde elmas kılıçlar ile beni bekliyordu. Anlamıştım ki benimle düello yapacakı. Herobrine'nin yanında bir enchament table vardı. Büyülü olmayan elmas kılıcımı büyülü yapıp başlamıştım. Herobrine, kendi elmas kılıçlarını da büyülü yaptıktan sonra, artık düelloya hazırdık. 1 Dakikalığına büyük bir konsantre içinde hazır bekliyorduk.
Kapışma başladığında Herorbine Büyük bir X şeklinde kendini bloğa almış, bende iki andan bloğunu engelleye çalışıyordum. Nasıl olduysa X bloğunu tüm gücüyle savurarak dairenin sonuna kadar sürükledi beni. Herobrine yaklaşıyordu. İki kılıcı ile yarık yapacakken altından geçtim, ve onun yaptığı hareketin aynısını ona yapmıştım. Ancak onda sökmemişti. Bu defa ki hareketi neydi bilmiyorum, ancak bir sarsıntı olmuştu. Bu The End Portalıydı. Tam da karşımda beni bekliyordu. Herobrine'nin 2. atağına blok yaparken bir sarsıntı daha oldu. Bu defa Portal falan değildi. Taşlar üzerimize düşüyordu. Çabuk olmalıydım. Eğer herobrine'yi lavlara düşürmezsem, bu taşlar beni heykel yapacaktı! Herobrine en büyük hareketini yapacaktı. Toz savurma. Bu taktiğin aynısını ben de yapabiliyordum, o yapmadan ben olağan gücümde kılıçları taşa vurup sonra büyük bir sürtünme ile toz savurdum. Herobrine ne olduğunu şaşırırken, bende bu fırsattan kaynaklanıp saldırıya geçmiştim. O sırada beni Herobrine, olağan gücüyle dairelerin en kenarına fırlatmıştı. Üzerime gelmişti artık. Nasıl kaçacaktım? O sırada ayaklarımı kullanarak, Herobrine'yi havaya doğru fırlattım. Bana X modu ile dalacaktı ki Son sarsıntı üzerine bir tekme ile lava doğru kendi bedenini fırlatmayı başarmıştım. Herobrine, artık ölmüştü. Ancak bununla beraber etraftan daha çok mob+ sarsıntı yükseliyordu. Son şansımı deneyerek, Portala doğru yönelmiştim. En büyük sarsıntı ile Portal, kapanmıştı...
O olaydan sonra ne olduğu, yada olmadığı bu Gizde belli olmadı. Herkes benim varlığımdan çok endişeliydi. Herobrine hiç gelmemişti, çünkü benden sonra avcı çukurdan çıkmış, totemi söndürmüştü. Bana gelirsek, ben bu günlüğün sonunda ne sağ kaldım, ne de ölü olarak bitiriyorum. Çünkü belli değildi.
Bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz. Minecraft Gizleri II, sona ermiştir.