Neler Yeni

 Çocuğunuz Eşcinsel Olduğunu Söylese Tepkiniz Ne Olurdu?

TequilaBloom

Yeni Üye
Katılım
1 Ağu 2020
Mesajlar
0
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
5
Puanları
10
Evlatlıktan reddederim diyen olmuş :hmm1:
Eksiklik hissederim diyen olmuş :ciddi:
Tekmelerim diyen olmuş :haa:
Dinimizde kabul görmez diyen olmuş :fp:


Dünya sağlık organizasyonu 1977 yılında homoseksüelliğin tanımını hastalıktan eğilime değiştirmiştir. Daha sonra da homofobiyi "psikolojik bir leke" olarak kabul etmiştir. Görüyorum ki bazı arkadaşlar kendilerini hem tanrının habercisi hem de profesör sanıyor, acınası.

Amerika'da 3 eyalette ve bir kaç ülkede eş cinsellerin verdiği tarihi mücadele okul müfredatına eklendi. Her geçen ay başka ülkeler eş cinsel evlilikleri yasallaştırıyor.

-Onlar ahlaksız gevur yapar onlar

Dünyayı kendi din ve çevresinden ibaret sananlar için bir daha hatırlatayım, İslam dinine dünyanın sadece çok küçük bir kısmı inanıyor. Ayrıca günümüz dünyasında fikrinizi belirtirken dini unsurları diğerlerinin boğazından aşağı zorla sokma huyunuz etik değildir ve ayrımcılıkçı bir davranıştır.

-Eş cinsellik doğal değil

Yanlış tatlım. 1500'den fazla insan dışı türde homoseksüellik gözlenmiştir. Bunun yanında ise homofobi gözlemlenen tek tür insanlar.
Hatta birden fazla yavrusu olan kuğular yavrularından bir kaçını eş cinsel çiftlere evlat veriyor.

Size tavsiyem efendim parçası olmadığınız hiçbir grubu yargılamamanızdir. Zira akıllarından geceni bilemeyeceğiniz için şu çenenizi az kapayin, saygı gösterin ve kendi işinize bakın.

Kendi karanlığınızda boğulun :asık:
 

MystegaNW

Ağaç Yumruklayıcı
Katılım
3 May 2020
Mesajlar
33
En iyi cevaplar
1
Beğeniler
19
Puanları
40
Evlatlıktan reddederim diyen olmuş :hmm1:
Eksiklik hissederim diyen olmuş :ciddi:
Tekmelerim diyen olmuş :haa:
Dinimizde kabul görmez diyen olmuş :fp:


Dünya sağlık organizasyonu 1977 yılında homoseksüelliğin tanımını hastalıktan eğilime değiştirmiştir. Daha sonra da homofobiyi "psikolojik bir leke" olarak kabul etmiştir. Görüyorum ki bazı arkadaşlar kendilerini hem tanrının habercisi hem de profesör sanıyor, acınası.

Amerika'da 3 eyalette ve bir kaç ülkede eş cinsellerin verdiği tarihi mücadele okul müfredatına eklendi. Her geçen ay başka ülkeler eş cinsel evlilikleri yasallaştırıyor.

-Onlar ahlaksız gevur yapar onlar

Dünyayı kendi din ve çevresinden ibaret sananlar için bir daha hatırlatayım, İslam dinine dünyanın sadece çok küçük bir kısmı inanıyor. Ayrıca günümüz dünyasında fikrinizi belirtirken dini unsurları diğerlerinin boğazından aşağı zorla sokma huyunuz etik değildir ve ayrımcılıkçı bir davranıştır.

-Eş cinsellik doğal değil

Yanlış tatlım. 1500'den fazla insan dışı türde homoseksüellik gözlenmiştir. Bunun yanında ise homofobi gözlemlenen tek tür insanlar.
Hatta birden fazla yavrusu olan kuğular yavrularından bir kaçını eş cinsel çiftlere evlat veriyor.

Size tavsiyem efendim parçası olmadığınız hiçbir grubu yargılamamanızdir. Zira akıllarından geceni bilemeyeceğiniz için şu çenenizi az kapayin, saygı gösterin ve kendi işinize bakın.

Kendi karanlığınızda boğulun :asık:
Boş bir yorum, eş cinsellik doğada yoktur.
 

MegaCrafter

Obsidyen Madencisi
Katılım
17 Ocak 2015
Mesajlar
1,417
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
1,536
Puanları
4,630
Konuda daha önceden de yazdığım şeyleri tekrar yazmam gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle ben "eş cinselleri dövelim öldürelim yakalım" diye bir şey söylemiyorum ve böyle bir düşüncem asla olamaz. Birine zarar vermiyorsa bizim de ona zarar verme hakkımız olamaz. Benim tek söylediğim şey eş cinsel olan kişilere özel bir prim verilip göğe çıkartmamak gerektiği ve özellikle bunun üzerinden gereksiz popülarite kazanmış kişilerin ilginç hareketleri. Bir kişinin kimden veya neyden hoşlandığını yargılayamayız. Ancak ben bir kızda bile görmeyi kaldıramadığım makyaj seviyesinin daha üstünde makyaj yapan bir erkeği görmeyi istemem. Ve eş cinsellik tercih meselesi olsa da olmasa da bu az önce söylediğim ilginç hareketler kapsamı tamamen iradeyle olur. Yani dikkat edilmesi gereken şey şu: Kişinin tercihiyle ilgili veya ilgisiz fark etmez kimden, neyden hoşlandığını umursamıyorum. Ancak onun tercihiyle ilgili olan ilginç hareketleri görmekten veya bu hareketlere prim verilmesinden rahatsız olurum. Yazının geri kalanını okurken bu paragrafı gerçekten çok dikkatli okumuş olduğunuza emin olmanızı istiyorum.

"Hastalık değildir" cümlesi de hastalığı ne olarak tanımladığımıza bağlıdır. Genel tanım olarak kişinin kendisine rahatsızlık verebilecek bir durum denebilir. Evet bu durumda eş cinsellik kişinin kendisine bir rahatsızlık vermez. Bunun fark edilmesiyle de zaten hastalık ibaresi kaldırıldı. Ancak hastalığı toplumun dengesini tehdit edici bir şey olarak tanımlayabiliriz ve bu açıdan bir hastalık olabilir. Toplumun dengesini tehdit etmesi de doğaya aykırı olmasıyla ve toplum tanımındaki süreklilik maddesini yok saymasıyla ilgili. Bu tanımla amaçladığım herhangi bir şey yok. Sadece gerçeklere objektif bir şekilde bakılmasını sağlamaya çalışıyorum.

Doğaya aykırı olması konusunda bir itiraz olarak hayvanlarda da görülmesi ileri sürülmüş. Hayvanlarda görülüyor olması bunun doğal olduğu anlamına gelmez. "Doğa" tanımı, bir dengeyi ifade eder. Biyolojik yasalar üzerinden yürüyen sistemli ve planlı bir düzenden bahsediyoruz. Biyolojik yasalarda "üreme" tanımı için 2 farklı dal vardır. "Eşeyli" ve "Eşeysiz". Eşeysiz olanlar zaten direkt bölünerek falan çoğaldıkları için o kısma dokunmamıza gerek yok. "Eşeyli" tanımında ise her canlının bir dişi ve erkek birey dağılımında olduğunu görürüz. Dişi ve erkek bireyleri ayıran temel unsur ürettikleri hormondur. Doğmadan önce üretilen hormon miktarları vücut şeklini oluşturur. En basitinden insanlar için testosteron hormonu, bebek oluşumu sırasında belirli bir protein üretilmesini sağlar. Bu protein ise sonradan erkek üreme organını oluşturur. Bunun gibi yine bir sürü hormon farklılığını bir sürü eşeyli üreyen canlı üzerinde de araştırıp inceleyebilirsiniz. Ancak ulaşacağınız nokta şudur ki, eğer eş cinselliğe neden olan hormon bozukluğu anne karnından başlıyor olsaydı kişinin sadece mentalitesinde değil fiziğinde de değişimlere yol açmak zorunda olurdu. Yani kısaca "doğuştan geliyor" ibaresini terk etmeliyiz. Ayrıca aynı hormonel bozukluklar bütün eşeyli üreyen canlılarda da rahatlıkla görülebileceği için eşeyli üreyen her canlıda aynı eş cinsellik sonucunu almanız mümkün. Yani hayvanlarda da görülüyor olmasının kanıtlayacağı tek şey insanların da eşeyli üreyen canlılar oldukları olurdu. (ve sanırım bunu inkâr edecek biri de yoktur.)

Diğer yandan eşeyli üreyen canlılarda erkek bireyler erkek hormonu üretirler. Bu hormon ise birey için "güçlü görünme çabası, kavgacılık, agresiflik, düz düşünce" anlamlarına gelmekle beraber "narinlik, güzellik, ince düşünce" gibi şeyleri bir bireyde görmesi durumunda cinsel olarak uyarılmasını da sağlar. Tam tersi durum da tabii ki dişi bireyler için geçerlidir. Bunlar biyolojik yasalardır ve bu iki bireyin birbirine karşı varlığı ise doğanın ortaya koyduğu denge ve düzenin eseridir. Erkek hormonunda cinsel olarak uyarı verecek olan durumun dişi hormonunda zaten var olması doğanın en temel dengesidir. Kısaca erkeğin erkek hormonundan mahrum kalması veya mahrum kalmıyorsa da bu hormonun yine bir erkekten hoşlanmaya neden olması durumları doğanın kurduğu dengeye aykırıdır. Bu yüzden bu durum direkt doğal değildir, doğaya ve doğanın dengesine, düzenine aykırıdır. Tekrar söylüyorum. Bu tanımla amaçladığım bir sonuç yok. Sadece gerçek olan şeyleri bilimsel açıdan gösterip bu duruma objektif şekilde bakılabilmesini sağlamaya çalışıyorum.

Tekrar ve tekrar belirtmeyi gerekli buluyorum ki "toplumsal olarak hastalık olabilir", "doğuştan gelmez", "doğal değildir" tanımlarıyla amaçlanan herhangi bir sonuç yok. Sadece sürekli yazılan mesajlarda bunlar üzerine düşünmeden sağdan soldan duyulmuş her bilgiyi kabul edercesine bunların inkâr edildiğini görüyorum. Yine söylüyorum ki bu tanımların böyle olması bir şeyi değiştirmiyor veya bunları ispatlayarak bir şey de amaçlamıyorum. Ben bu olaya objektif bakmaya, her taraf için aynı empatiyi kurmaya özen gösteriyorum ve bunu ilk paragrafta da belirttim. Eş cinsel olan kişilerin yargılanmasını, baskı veya şiddet görmesini de doğru bulmuyorum. Ancak aynı şekilde bu kişileri şiddetle savunan ve gereksiz yere çok fazla prim veren kişilerin de biraz geri adım atması gerekiyor. Evet tabii ki baskı görmemeleri gerektiğini, yargılanmalarının yanlış olduğunu savunmakta haklısınız ve ben de bunu savunurum. Ama baskı görmelerini dengelemek için onları göğe çıkartmak ve yaptıkları her hareketi kesin olarak doğru saymak da mantıklı bir şey değil. Dünyada farklı türlerden acı çeken milyonlarca, insan varken sadece eş cinsel olan kısma takılıp onlara özel bir prim vermeniz doğru mu yani? Peki yemek bulamayıp açlıktan ölenler? Çocuk yaşta yıkıntılarda annesinin babasının kopmuş uzuvlarını gören kişiler? 3 yaşında tecavüze uğrayıp öldürülen çocuk? Eski kocası tarafından bacakları pompalı tüfekle parçalanıp tekerlekli sandalyeye mahkum bırakılan kadın? Bunların niye sosyal medyada en az 1 milyon takip edilen hesapları yok? Onları neden savunan konular yok? Sormamız gereken çok daha fazla soru varken bu kadarcık şeye takılıp kalmamızdaki mantığı size sorarak bu yazıyı artık bitirebilirim sanırım.
 

TequilaBloom

Yeni Üye
Katılım
1 Ağu 2020
Mesajlar
0
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
5
Puanları
10
Konuda daha önceden de yazdığım şeyleri tekrar yazmam gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle ben "eş cinselleri dövelim öldürelim yakalım" diye bir şey söylemiyorum ve böyle bir düşüncem asla olamaz. Birine zarar vermiyorsa bizim de ona zarar verme hakkımız olamaz. Benim tek söylediğim şey eş cinsel olan kişilere özel bir prim verilip göğe çıkartmamak gerektiği ve özellikle bunun üzerinden gereksiz popülarite kazanmış kişilerin ilginç hareketleri. Bir kişinin kimden veya neyden hoşlandığını yargılayamayız. Ancak ben bir kızda bile görmeyi kaldıramadığım makyaj seviyesinin daha üstünde makyaj yapan bir erkeği görmeyi istemem. Ve eş cinsellik tercih meselesi olsa da olmasa da bu az önce söylediğim ilginç hareketler kapsamı tamamen iradeyle olur. Yani dikkat edilmesi gereken şey şu: Kişinin tercihiyle ilgili veya ilgisiz fark etmez kimden, neyden hoşlandığını umursamıyorum. Ancak onun tercihiyle ilgili olan ilginç hareketleri görmekten veya bu hareketlere prim verilmesinden rahatsız olurum. Yazının geri kalanını okurken bu paragrafı gerçekten çok dikkatli okumuş olduğunuza emin olmanızı istiyorum.

"Hastalık değildir" cümlesi de hastalığı ne olarak tanımladığımıza bağlıdır. Genel tanım olarak kişinin kendisine rahatsızlık verebilecek bir durum denebilir. Evet bu durumda eş cinsellik kişinin kendisine bir rahatsızlık vermez. Bunun fark edilmesiyle de zaten hastalık ibaresi kaldırıldı. Ancak hastalığı toplumun dengesini tehdit edici bir şey olarak tanımlayabiliriz ve bu açıdan bir hastalık olabilir. Toplumun dengesini tehdit etmesi de doğaya aykırı olmasıyla ve toplum tanımındaki süreklilik maddesini yok saymasıyla ilgili. Bu tanımla amaçladığım herhangi bir şey yok. Sadece gerçeklere objektif bir şekilde bakılmasını sağlamaya çalışıyorum.

Doğaya aykırı olması konusunda bir itiraz olarak hayvanlarda da görülmesi ileri sürülmüş. Hayvanlarda görülüyor olması bunun doğal olduğu anlamına gelmez. "Doğa" tanımı, bir dengeyi ifade eder. Biyolojik yasalar üzerinden yürüyen sistemli ve planlı bir düzenden bahsediyoruz. Biyolojik yasalarda "üreme" tanımı için 2 farklı dal vardır. "Eşeyli" ve "Eşeysiz". Eşeysiz olanlar zaten direkt bölünerek falan çoğaldıkları için o kısma dokunmamıza gerek yok. "Eşeyli" tanımında ise her canlının bir dişi ve erkek birey dağılımında olduğunu görürüz. Dişi ve erkek bireyleri ayıran temel unsur ürettikleri hormondur. Doğmadan önce üretilen hormon miktarları vücut şeklini oluşturur. En basitinden insanlar için testosteron hormonu, bebek oluşumu sırasında belirli bir protein üretilmesini sağlar. Bu protein ise sonradan erkek üreme organını oluşturur. Bunun gibi yine bir sürü hormon farklılığını bir sürü eşeyli üreyen canlı üzerinde de araştırıp inceleyebilirsiniz. Ancak ulaşacağınız nokta şudur ki, eğer eş cinselliğe neden olan hormon bozukluğu anne karnından başlıyor olsaydı kişinin sadece mentalitesinde değil fiziğinde de değişimlere yol açmak zorunda olurdu. Yani kısaca "doğuştan geliyor" ibaresini terk etmeliyiz. Ayrıca aynı hormonel bozukluklar bütün eşeyli üreyen canlılarda da rahatlıkla görülebileceği için eşeyli üreyen her canlıda aynı eş cinsellik sonucunu almanız mümkün. Yani hayvanlarda da görülüyor olmasının kanıtlayacağı tek şey insanların da eşeyli üreyen canlılar oldukları olurdu. (ve sanırım bunu inkâr edecek biri de yoktur.)

Diğer yandan eşeyli üreyen canlılarda erkek bireyler erkek hormonu üretirler. Bu hormon ise birey için "güçlü görünme çabası, kavgacılık, agresiflik, düz düşünce" anlamlarına gelmekle beraber "narinlik, güzellik, ince düşünce" gibi şeyleri bir bireyde görmesi durumunda cinsel olarak uyarılmasını da sağlar. Tam tersi durum da tabii ki dişi bireyler için geçerlidir. Bunlar biyolojik yasalardır ve bu iki bireyin birbirine karşı varlığı ise doğanın ortaya koyduğu denge ve düzenin eseridir. Erkek hormonunda cinsel olarak uyarı verecek olan durumun dişi hormonunda zaten var olması doğanın en temel dengesidir. Kısaca erkeğin erkek hormonundan mahrum kalması veya mahrum kalmıyorsa da bu hormonun yine bir erkekten hoşlanmaya neden olması durumları doğanın kurduğu dengeye aykırıdır. Bu yüzden bu durum direkt doğal değildir, doğaya ve doğanın dengesine, düzenine aykırıdır. Tekrar söylüyorum. Bu tanımla amaçladığım bir sonuç yok. Sadece gerçek olan şeyleri bilimsel açıdan gösterip bu duruma objektif şekilde bakılabilmesini sağlamaya çalışıyorum.

Tekrar ve tekrar belirtmeyi gerekli buluyorum ki "toplumsal olarak hastalık olabilir", "doğuştan gelmez", "doğal değildir" tanımlarıyla amaçlanan herhangi bir sonuç yok. Sadece sürekli yazılan mesajlarda bunlar üzerine düşünmeden sağdan soldan duyulmuş her bilgiyi kabul edercesine bunların inkâr edildiğini görüyorum. Yine söylüyorum ki bu tanımların böyle olması bir şeyi değiştirmiyor veya bunları ispatlayarak bir şey de amaçlamıyorum. Ben bu olaya objektif bakmaya, her taraf için aynı empatiyi kurmaya özen gösteriyorum ve bunu ilk paragrafta da belirttim. Eş cinsel olan kişilerin yargılanmasını, baskı veya şiddet görmesini de doğru bulmuyorum. Ancak aynı şekilde bu kişileri şiddetle savunan ve gereksiz yere çok fazla prim veren kişilerin de biraz geri adım atması gerekiyor. Evet tabii ki baskı görmemeleri gerektiğini, yargılanmalarının yanlış olduğunu savunmakta haklısınız ve ben de bunu savunurum. Ama baskı görmelerini dengelemek için onları göğe çıkartmak ve yaptıkları her hareketi kesin olarak doğru saymak da mantıklı bir şey değil. Dünyada farklı türlerden acı çeken milyonlarca, insan varken sadece eş cinsel olan kısma takılıp onlara özel bir prim vermeniz doğru mu yani? Peki yemek bulamayıp açlıktan ölenler? Çocuk yaşta yıkıntılarda annesinin babasının kopmuş uzuvlarını gören kişiler? 3 yaşında tecavüze uğrayıp öldürülen çocuk? Eski kocası tarafından bacakları pompalı tüfekle parçalanıp tekerlekli sandalyeye mahkum bırakılan kadın? Bunların niye sosyal medyada en az 1 milyon takip edilen hesapları yok? Onları neden savunan konular yok? Sormamız gereken çok daha fazla soru varken bu kadarcık şeye takılıp kalmamızdaki mantığı size sorarak bu yazıyı artık bitirebilirim sanırım.
Öne sürdüğünüz biyoloji yasalar belki insanlığın ilk dönemlerinde geçerli kabul edilebilirdi evet ama günümüz modern dünyasına kabul göremez.
Bir şeyin doğaya aykırı olması için doğanın dengesini bozması gerekir, bir örnek vereyim mesela, "nüfus aşırılaşması". Doğa dediğiniz gibi denge üzerine kuruludur, bu yüzden sürekli bir üreme beklemeniz kendinizle çelişmenizdir. Aksine dengenin sağlanması için homoseksüel eğilimin 50%'ye yükselmesini bekleyebilirsiniz.

Son yazdığınız konu hakkında, evet ne yazıktır ki etrafta bu kadar rezillik varken birbirine aşık homoseksüel çiftleri bir sorun olarak kabul eden bir kesim var.

Ayrıca belirtmek isterim ki, eğer eş cinseller hakkında konuşacaksınız tek bilgi kaynağınız eş cinsellerdir. Eğer bir eş cinsel size bunun doğuştan olduğunu söylüyorsa ve siz buna inanmamazlik ediyorsaniz arkasında başka bir amaç yatıyordur.

Ek olarak; Kerim Can Durmaz, James Charles gibi eş cinsel bireylerin feminen tarafları daha yoğun olduğu için davranışları da feminendir ki bu konuda onları suclamayazsiniz. Feminenligin ve maskulenligin de cinsel oryantasyon ve ya cinsiyetle alakalı olmadığını da ekleyeyim.
 

Astor

Titanik
.
Katılım
22 Ara 2018
Mesajlar
96
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
185
Puanları
800
Yine anlamakta zorluk çeken birisi, hepimiz hayatı yaşamak için geliyoruz ancak hayatı yaşamak "eşcinsellik" değil bence. Kendi çocuğum ve bunun hayal kırıklığını hep ben yaşayacağım. Burada başkalarının hayatına çok fazla müdahale eder gibi linçlemeye çalışıyorsunuz. Çocuğum eşcinsel olsa bile ona bu hayal kırıklığımı yansıtmam ve alçak görmem asla. Ne de olsa evladım. Çok fazla psikolojik baskı onu *******a kadar sürükleyebilir ve ben bunu düşünemeyecek kadar geri kafalı bir insan değilim. İnsanları tam olarak anlamadan yargılamaktan vazgeçin, iyi forumlar.
Hayal kırıklığı doğru ya. Sen tabi ne hayallerle doğuracaksın dimi? Evladları bir kalıba sokmaktan, kendi hayaliniz için yetiştirecekseniz hiç ebeveyn olmayın daha iyi. Ayrıca "çok fazla psikolojik baskı" derken de "çok fazla" ifadesinden anladım ki çocuğunuzu psikolojik baskıya sürükleyeceksiniz. Çocuğunuzu zaten alçak görmek her şeyi yapmanıza sebep olabilir bence fikrinizi değiştirseniz bununla yaşamazsanız daha iyi olur.
 

Astor

Titanik
.
Katılım
22 Ara 2018
Mesajlar
96
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
185
Puanları
800
Konuda daha önceden de yazdığım şeyleri tekrar yazmam gerektiğini düşünüyorum.

Öncelikle ben "eş cinselleri dövelim öldürelim yakalım" diye bir şey söylemiyorum ve böyle bir düşüncem asla olamaz. Birine zarar vermiyorsa bizim de ona zarar verme hakkımız olamaz. Benim tek söylediğim şey eş cinsel olan kişilere özel bir prim verilip göğe çıkartmamak gerektiği ve özellikle bunun üzerinden gereksiz popülarite kazanmış kişilerin ilginç hareketleri. Bir kişinin kimden veya neyden hoşlandığını yargılayamayız. Ancak ben bir kızda bile görmeyi kaldıramadığım makyaj seviyesinin daha üstünde makyaj yapan bir erkeği görmeyi istemem. Ve eş cinsellik tercih meselesi olsa da olmasa da bu az önce söylediğim ilginç hareketler kapsamı tamamen iradeyle olur. Yani dikkat edilmesi gereken şey şu: Kişinin tercihiyle ilgili veya ilgisiz fark etmez kimden, neyden hoşlandığını umursamıyorum. Ancak onun tercihiyle ilgili olan ilginç hareketleri görmekten veya bu hareketlere prim verilmesinden rahatsız olurum. Yazının geri kalanını okurken bu paragrafı gerçekten çok dikkatli okumuş olduğunuza emin olmanızı istiyorum.

"Hastalık değildir" cümlesi de hastalığı ne olarak tanımladığımıza bağlıdır. Genel tanım olarak kişinin kendisine rahatsızlık verebilecek bir durum denebilir. Evet bu durumda eş cinsellik kişinin kendisine bir rahatsızlık vermez. Bunun fark edilmesiyle de zaten hastalık ibaresi kaldırıldı. Ancak hastalığı toplumun dengesini tehdit edici bir şey olarak tanımlayabiliriz ve bu açıdan bir hastalık olabilir. Toplumun dengesini tehdit etmesi de doğaya aykırı olmasıyla ve toplum tanımındaki süreklilik maddesini yok saymasıyla ilgili. Bu tanımla amaçladığım herhangi bir şey yok. Sadece gerçeklere objektif bir şekilde bakılmasını sağlamaya çalışıyorum.

Doğaya aykırı olması konusunda bir itiraz olarak hayvanlarda da görülmesi ileri sürülmüş. Hayvanlarda görülüyor olması bunun doğal olduğu anlamına gelmez. "Doğa" tanımı, bir dengeyi ifade eder. Biyolojik yasalar üzerinden yürüyen sistemli ve planlı bir düzenden bahsediyoruz. Biyolojik yasalarda "üreme" tanımı için 2 farklı dal vardır. "Eşeyli" ve "Eşeysiz". Eşeysiz olanlar zaten direkt bölünerek falan çoğaldıkları için o kısma dokunmamıza gerek yok. "Eşeyli" tanımında ise her canlının bir dişi ve erkek birey dağılımında olduğunu görürüz. Dişi ve erkek bireyleri ayıran temel unsur ürettikleri hormondur. Doğmadan önce üretilen hormon miktarları vücut şeklini oluşturur. En basitinden insanlar için testosteron hormonu, bebek oluşumu sırasında belirli bir protein üretilmesini sağlar. Bu protein ise sonradan erkek üreme organını oluşturur. Bunun gibi yine bir sürü hormon farklılığını bir sürü eşeyli üreyen canlı üzerinde de araştırıp inceleyebilirsiniz. Ancak ulaşacağınız nokta şudur ki, eğer eş cinselliğe neden olan hormon bozukluğu anne karnından başlıyor olsaydı kişinin sadece mentalitesinde değil fiziğinde de değişimlere yol açmak zorunda olurdu. Yani kısaca "doğuştan geliyor" ibaresini terk etmeliyiz. Ayrıca aynı hormonel bozukluklar bütün eşeyli üreyen canlılarda da rahatlıkla görülebileceği için eşeyli üreyen her canlıda aynı eş cinsellik sonucunu almanız mümkün. Yani hayvanlarda da görülüyor olmasının kanıtlayacağı tek şey insanların da eşeyli üreyen canlılar oldukları olurdu. (ve sanırım bunu inkâr edecek biri de yoktur.)

Diğer yandan eşeyli üreyen canlılarda erkek bireyler erkek hormonu üretirler. Bu hormon ise birey için "güçlü görünme çabası, kavgacılık, agresiflik, düz düşünce" anlamlarına gelmekle beraber "narinlik, güzellik, ince düşünce" gibi şeyleri bir bireyde görmesi durumunda cinsel olarak uyarılmasını da sağlar. Tam tersi durum da tabii ki dişi bireyler için geçerlidir. Bunlar biyolojik yasalardır ve bu iki bireyin birbirine karşı varlığı ise doğanın ortaya koyduğu denge ve düzenin eseridir. Erkek hormonunda cinsel olarak uyarı verecek olan durumun dişi hormonunda zaten var olması doğanın en temel dengesidir. Kısaca erkeğin erkek hormonundan mahrum kalması veya mahrum kalmıyorsa da bu hormonun yine bir erkekten hoşlanmaya neden olması durumları doğanın kurduğu dengeye aykırıdır. Bu yüzden bu durum direkt doğal değildir, doğaya ve doğanın dengesine, düzenine aykırıdır. Tekrar söylüyorum. Bu tanımla amaçladığım bir sonuç yok. Sadece gerçek olan şeyleri bilimsel açıdan gösterip bu duruma objektif şekilde bakılabilmesini sağlamaya çalışıyorum.

Tekrar ve tekrar belirtmeyi gerekli buluyorum ki "toplumsal olarak hastalık olabilir", "doğuştan gelmez", "doğal değildir" tanımlarıyla amaçlanan herhangi bir sonuç yok. Sadece sürekli yazılan mesajlarda bunlar üzerine düşünmeden sağdan soldan duyulmuş her bilgiyi kabul edercesine bunların inkâr edildiğini görüyorum. Yine söylüyorum ki bu tanımların böyle olması bir şeyi değiştirmiyor veya bunları ispatlayarak bir şey de amaçlamıyorum. Ben bu olaya objektif bakmaya, her taraf için aynı empatiyi kurmaya özen gösteriyorum ve bunu ilk paragrafta da belirttim. Eş cinsel olan kişilerin yargılanmasını, baskı veya şiddet görmesini de doğru bulmuyorum. Ancak aynı şekilde bu kişileri şiddetle savunan ve gereksiz yere çok fazla prim veren kişilerin de biraz geri adım atması gerekiyor. Evet tabii ki baskı görmemeleri gerektiğini, yargılanmalarının yanlış olduğunu savunmakta haklısınız ve ben de bunu savunurum. Ama baskı görmelerini dengelemek için onları göğe çıkartmak ve yaptıkları her hareketi kesin olarak doğru saymak da mantıklı bir şey değil. Dünyada farklı türlerden acı çeken milyonlarca, insan varken sadece eş cinsel olan kısma takılıp onlara özel bir prim vermeniz doğru mu yani? Peki yemek bulamayıp açlıktan ölenler? Çocuk yaşta yıkıntılarda annesinin babasının kopmuş uzuvlarını gören kişiler? 3 yaşında tecavüze uğrayıp öldürülen çocuk? Eski kocası tarafından bacakları pompalı tüfekle parçalanıp tekerlekli sandalyeye mahkum bırakılan kadın? Bunların niye sosyal medyada en az 1 milyon takip edilen hesapları yok? Onları neden savunan konular yok? Sormamız gereken çok daha fazla soru varken bu kadarcık şeye takılıp kalmamızdaki mantığı size sorarak bu yazıyı artık bitirebilirim sanırım.
Eşcinselleri göğe çıkartan mı var? Her gün kaç farklı ülkede ne kadar eşcinsel dövülüyor veya öldürülüyor farkında mısın? Bu mu lan göğe çıkartmak bu mu? Kerimcan Durmaz gibi fenomenler eşcinsel olduğu için değil komik olduğu için takip edildiği kadar birçok eşcinsel ünlü de şarkıcı, sanatçı vs. işlerini yapıyor. Homoseksüeller ve heteroseksüeller eşittir herhangi birinin üstünlüğü yoktur ancak bu zamanda eşcinseller bu kadar zarar görmüşken onları yükseltmek de size batıyor mu ben anlamıyorum.

Kendinle bile çelişkiye giriyorsun hem hoşlanmam hem de yapamaz diyorsun.

İlginç hareketler dediğin şey feminen davranmaktır ve bir erkek de feminen olabilir bu seni hiç ilgilendirmez. Onun hayatı, nasıl yaşamasını ve neye göre yaşamasını kendi seçer. Sen karışamazsın ve herkes senin isteğinle dolaşmak zorunda değil.

Eşcinsellik toplumun dengesini bozabilir yargısı bile saçma. Toplumun neyini bozsun? Toplumda nüfusu bozacak bir şey de yok zaten doğuran doğuruyor, ha o konuda da şunu söyleyebilirim ki doğurmak yerine yetim çocukları, bir şeylere maruz kalmış çocukları almak bu zamanın bir gereği oldu artık. Neyse o konuya girmiyorum, toplum eşcinselleri görerek eşcinsellik artmayacak, nasıl bir heteroseksüel insanları gören heteroseksüel olmadığı gibi. Bu dediğim gibi y-ö-n-e-l-i-m.

Ahahah, yazdığın cümle çok güldürdü çünkü siz eşcinsellikle cinsiyeti ayıramıyor musunuz? Eşcinsellere gayse kadın, lezbiyense erkek olarak görüyorsunuz. Yahu sadece seviyolar SEVİYOLAR. Bu hayatta başka hiçbir şey yapmadılar anladın mı?

Peki öldürülen eşcinselleri ne yapacağız? Onların yaşama hakkı ve duyurulma hakkı yok mu? Bunlara tepki çekme hakkımız YOK MU? Biliyor musun bu hayatta hep kadınları, hayvanları, çocukları ve masum insanları savundum. Sen kimin ne savunduğunu biliyor musun da bunları söylüyorsun? Eşcinselliği savunan bir arkadaş var ya yukarıdaki, 29 kadının öldürüldüğünü söyleyen konuda "buraya açılması yanlış" diyor. Bir bak bakalım.
 
Son düzenleme:

ErenSB

Hasta La Victoria Siempre!
Emektar Üye
Katılım
17 Nis 2017
Mesajlar
821
En iyi cevaplar
25
Beğeniler
523
Puanları
2,380
u bir şeyi değiştirmez değil. Doğuştan gelen bir özelliğe göre "evladını" yargılamak ne kadar doğru? Ben anladım ki, bunu başta ailelere aşılamak gerekiyor. Yoksa ortaya böyle başkalarının elinde olmayan şeyleri eleştiren kişiler çıkıyor.
Evladımı yargılarım diye bir şeyde söylemedim, element uydurmaya devam kardeşim. Biraz daha seninle münakaşaya girersem bir şeyler daha uyduracaksın sanırım, iyi forumlar.
 

ErenSB

Hasta La Victoria Siempre!
Emektar Üye
Katılım
17 Nis 2017
Mesajlar
821
En iyi cevaplar
25
Beğeniler
523
Puanları
2,380
Hayal kırıklığı doğru ya. Sen tabi ne hayallerle doğuracaksın dimi? Evladları bir kalıba sokmaktan, kendi hayaliniz için yetiştirecekseniz hiç ebeveyn olmayın daha iyi. Ayrıca "çok fazla psikolojik baskı" derken de "çok fazla" ifadesinden anladım ki çocuğunuzu psikolojik baskıya sürükleyeceksiniz. Çocuğunuzu zaten alçak görmek her şeyi yapmanıza sebep olabilir bence fikrinizi değiştirseniz bununla yaşamazsanız daha iyi olur.
Ahahah, çok fazla psikolojik baskı onu *******a sürükler demek istedim. Yani bundan çok değilde az psikolojik baskı yapacağım sonucunu çıkartman zeka seviyeni gösteriyor zaten.

Ben çocuğumu hep kendim yönlendireyim, benim istediğim olsun gibi düşüncelerle yetiştirecek birisi değilim ancak eşcinsel olması benim için hayal kırıklığı olur evet. Bunun için çocuğumu yargılar mıyım? Tabii ki yargılamam veya ona psikolojik baskı yapmam ancak bu benim için hep bir eksiklik olur, çünkü eşcinselliği seven birisi değilim ve bunun çok normal bir düşünce olduğunu savunuyorum.

Sabahtan beri çocuğuna psikolojik baskı yapacaksın, yargılayacaksın gibi boş boş kelimeler konuşuyorsunuz. Benim hiç söylemediğim şeyler ile iftira atmış oluyorsunuz.

Bunu şöyle düşünün, çocuğunuzun okul okumasını istiyorsunuz ve okumuyor. Okul hakkı bittikten sonra iş işten geçmiş oluyor ve uzun bir süre üzüntüsü ve stresi ile yaşarsınız, ne de olsa evladınız ancak yapılacak bir şey olmadığının farkında olduğunuzdan oğlunuza baskı yapmaz ve hayatına devam etmesi için desteklersiniz, benim demek istediğimde bu. Hala anlamakta zorluk çeken arkadaşlar var, lütfen bu konuda daha fazla beni karıştırmayın, çünkü her seferinde söylemediğim şeyler hakkında beni yargılamaya çalışıyorsunuz, iyi forumlar.
 

FFHD

white shirt, now re'
Genel Moderatör
Katılım
26 Mar 2017
Mesajlar
940
En iyi cevaplar
20
Beğeniler
1,396
Puanları
3,470
Evladımı yargılarım diye bir şeyde söylemedim, element uydurmaya devam kardeşim. Biraz daha seninle münakaşaya girersem bir şeyler daha uyduracaksın sanırım, iyi forumlar.
E saygı duymam diyorsun. O zaman bu yargılamak olmuyor mu? Yargılamak için birine bir şey demene gerek yok ki. Kendi içinde bile yargılayabilirsin. Sevmek zorunda değilsin fakat saygı duymak zorundasın. Sonuçta asla değiştiremeyeceği bir şey. Artık anlayın yani.
 

ErenSB

Hasta La Victoria Siempre!
Emektar Üye
Katılım
17 Nis 2017
Mesajlar
821
En iyi cevaplar
25
Beğeniler
523
Puanları
2,380
E saygı duymam diyorsun. O zaman bu yargılamak olmuyor mu? Yargılamak için birine bir şey demene gerek yok ki. Kendi içinde bile yargılayabilirsin. Sevmek zorunda değilsin fakat saygı duymak zorundasın. Sonuçta asla değiştiremeyeceği bir şey. Artık anlayın yani.
Kendi içimde yargılar ve bitiririm. Bunu dışarıya yansıtmamak bana kalmış, seni pek alakadar edeceğini sanmıyorum.
Burada benim fikirlerime itiraz etmekten vazgeçmelisin, Eşcinselleri sevmeyen birileri ile uğraşmak istiyorsan evlatlıktan reddederim vs. diyenler ile uğraşabilirsin. Daha fazla bu konuya dahil olmak istemiyorum, diyeceğimi dedim ve hala uydurmaya devam ediyorsunuz.
 

BorakanT

Volvo Globetrotter 2020
Süper Üye
Sponsor
Satıcı+
Katılım
17 Kas 2017
Mesajlar
1,554
En iyi cevaplar
4
Beğeniler
1,548
Puanları
5,330
Kendi içimde yargılar ve bitiririm. Bunu dışarıya yansıtmamak bana kalmış, seni pek alakadar edeceğini sanmıyorum.
Burada benim fikirlerime itiraz etmekten vazgeçmelisin, Eşcinselleri sevmeyen birileri ile uğraşmak istiyorsan evlatlıktan reddederim vs. diyenler ile uğraşabilirsin. Daha fazla bu konuya dahil olmak istemiyorum, diyeceğimi dedim ve hala uydurmaya devam ediyorsunuz.
ağua
- baba dedi baba
- anne dedi
- babaanne demiştir o
- kapıcı veysel dedi veysel
*pü*

(konuyu dağıtalım da pozitif konuşalım az)
 

Astor

Titanik
.
Katılım
22 Ara 2018
Mesajlar
96
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
185
Puanları
800
Ahahah, çok fazla psikolojik baskı onu *******a sürükler demek istedim. Yani bundan çok değilde az psikolojik baskı yapacağım sonucunu çıkartman zeka seviyeni gösteriyor zaten.

Ben çocuğumu hep kendim yönlendireyim, benim istediğim olsun gibi düşüncelerle yetiştirecek birisi değilim ancak eşcinsel olması benim için hayal kırıklığı olur evet. Bunun için çocuğumu yargılar mıyım? Tabii ki yargılamam veya ona psikolojik baskı yapmam ancak bu benim için hep bir eksiklik olur, çünkü eşcinselliği seven birisi değilim ve bunun çok normal bir düşünce olduğunu savunuyorum.

Sabahtan beri çocuğuna psikolojik baskı yapacaksın, yargılayacaksın gibi boş boş kelimeler konuşuyorsunuz. Benim hiç söylemediğim şeyler ile iftira atmış oluyorsunuz.

Bunu şöyle düşünün, çocuğunuzun okul okumasını istiyorsunuz ve okumuyor. Okul hakkı bittikten sonra iş işten geçmiş oluyor ve uzun bir süre üzüntüsü ve stresi ile yaşarsınız, ne de olsa evladınız ancak yapılacak bir şey olmadığının farkında olduğunuzdan oğlunuza baskı yapmaz ve hayatına devam etmesi için desteklersiniz, benim demek istediğimde bu. Hala anlamakta zorluk çeken arkadaşlar var, lütfen bu konuda daha fazla beni karıştırmayın, çünkü her seferinde söylemediğim şeyler hakkında beni yargılamaya çalışıyorsunuz, iyi forumlar.
Sadece fikrini değiştirmen bile her şey için daha iyi. İleride bu olayı yaşadığında çocuğun bir tepkiyle karşılaşmasın ve karşılaşmaz da umarım.
 

serkang

trapstar
Katılım
20 May 2016
Mesajlar
226
En iyi cevaplar
0
Beğeniler
126
Puanları
1,760
Öğüt verirdim.



Dünyanın şekli ve senin veya benim gerçekten var olduğumuz konusunda da farklı düşünenler var, bu hiçbir konu için sağlam bir argüman değil. Bu konuda daha saçma argümanlar var onlara niye bir şey demiyorsun dersen konunun tamamını okumadım kim ne demiş pek bilmem gözüme çarptı bilgilendireyim dedim sadece.
Dünya'nın şekli dediğin şey "bilimsel" olarak kanıtlanabilecek bir şey. Din veya tanrı kavramı ise tamamen inanç ve bağlılıkla alakalı şeyler. Senin dediğin daha saçma olmuş.
 

BorakanT

Volvo Globetrotter 2020
Süper Üye
Sponsor
Satıcı+
Katılım
17 Kas 2017
Mesajlar
1,554
En iyi cevaplar
4
Beğeniler
1,548
Puanları
5,330
Dünya'nın şekli dediğin şey "bilimsel" olarak kanıtlanabilecek bir şey. Din veya tanrı kavramı ise tamamen inanç ve bağlılıkla alakalı şeyler. Senin dediğin daha saçma olmuş.
konu eş cinsellikti nasıl buraya geldi : D
 

Mr_Obliviate

Play.BlokDunyasi.Net
Kategori Desteği
Satıcı
Katılım
26 Ağu 2014
Mesajlar
957
En iyi cevaplar
16
Beğeniler
701
Puanları
3,610
konu eş cinsellikti nasıl buraya geldi : D
: D

Bu tartışmaların sonu gelmez arkadaşlar. Eğer islam dinine mensupsanız Kuran'da açık bir şekilde eşcinselliğin yasak olduğu yazıyor. Bu durumda bir müslüman olarak eşcinselliği reddetmeniz gerek. Eşcinsellik şu anda size mantıklı geliyor olabilir ama hiçbirimiz her şeyi bilmiyoruz. Bir gün daha fazla şey öğrendiğimizde fikrimiz değişebilir.

Not: Eşcinselliğin Kuran'da yasaklandığını öğrendikten sonra eşcinselliği savunmak dinden çıkarır.
 

Üst